Ana içeriğe atla

Mutluluğu Nasıl Erteliyoruz?



Mutluluk, hepimizin hafızalarında canlılığını koruyan kelime. Uğrunda çok şeyler yaptığımız, çok şeyler yapma gayreti içerisinde olduğumuz yegane hedefimiz. Mutluluk ve mutlu olmak üzerine şartlanmışlıklarımıza rağmen mutluluğu tam olarak yakalayamadığımızdan muzdarip durumdayız. Bütün arayışlarımız, çabalarımız mutlu olmak üzerine: Arabayı yenilesem daha mutlu olacağım diye düşünüyor Ahmet Bey. Mehmet Bey evin son kredisini ödediği gün olarak belirlemiş mutlu olacağı günü, Ayşe Hanım için mutlu olmak 30’una yaklaşan kızının mürüvvetini görmek. Mutlu olmayı hayal etmek ile mutluluğu beklemek ile geçiyor günler, tükeniyor ömür. Ahmet Bey yeniliyor arabasını, 'lastikleri de sıfırladık mı tamamdır?’ diye sevinmek için yeni şartını da ekliyor hemen, Mehmet Bey son krediyi yatırdığı günün akşamı ‘mobilyaları da değiştirmek lazım’ diyen eşinin sesiyle neşesini kaybediyor. Ayşe Hanım ise ‘ahir ömrümde torun sevmek isterim’ diye kızına ve damadına sitemler ediyor.

İki delikanlı oturuyor Cumhuriyet Parkında: sigarasını içlice çektikten sonra, ‘benim bir kız ayarlamam lazım’ diyor Ali arkadaşına. ‘Bu böyle olmuyor çok mutsuzum, bi kız arkadaş şart mutluluk için’. ‘Sevmedikten sonra mutlu olamazsın ki!’ diye karşılık veriyor arkadaşı ve ekliyor ‘Mutlu olmak için sevmek lazımdır’. 
Ali: Yok yok birini bulmam şart...
(devam ediyor konuşamaları.)

Kübra, senelerdir beklediği günün geldiğini coşku ile anlatıyor arkadaşlarına. Yarın ilk iş günü olacak. Artık mutlu bir hayat onu bekliyor. Ve işe başladığının ikinci günü görevde yükselmenin (?) önemini farkediyor. Kendi kendine söyleniyor: ’görevde yükselme sınavlarına hazırlanmam şart sınavdan Yüksek puan almazsam mahvolurum.

Hepimizin yukardakilere benzer halleri, hayalleri var. Birçoğumuz bu hayalleri mutluluk için şart koşarken azınlıkta olan bir grubumuz ise eldeki imkanlarla sevinçli anlar yaşamayı başarabiliyor. Şartları birer birer gerçekleştirirken  yeni şartların peşinden geldiğini görüyor, mutluluğu bir süre daha erteliyoruz. Sadece mutluluk değil aslında ertelediğimiz; sevinci, hüznü, acısı, tatlısı ile hayatı erteliyoruz. Yaşamayı erteliyoruz. Oysa kurduğumuz hayaller ertelediğimiz şeyler için bahane olmamalı. 

Hayallerimizin hayatımızı ertelememesi temennisiyle...

Yorumlar

  1. Hepimiz mutlu olmak istediğimiz halde; mutluluğu gelecekteki bir şeylere bağladığımızdan sanırım hiç mutlu olmadan öleceğiz. Gerçi benim şahsi düşüncem: dünyada gerçek bir mutluluk da yoktur şeklinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada gerçek mutluluk olmayacağı düşüncenize katılıyorum. Ama gelecekteki şeylere dair şartlanmışlıklarımızı kontrol edersek daha huzurlu olabiliriz. Dünyalık kaygılarımız da az olur o zaman. Bu da huzurumuzu artırır.

      Sil
  2. ah evet evet haklısın çok hem de :)

    YanıtlaSil
  3. Elimizdeki ile yetinmiyoruz hep daha iyisi için savaşiyoruz. Bende işimle alakalı bir sınava girdim kaybedersem üzülürüm diyordum. Şimdi büyük ihtimalle kaybedeceğim ama hiç umrumda değil. İşim var gücüm var sağlığım yerdinde daha ne lazım ki... Elinize sağlık güzel bir paylaşım olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi, birçoğumuz daha ileriye gitmek adına planlar yapıyoruz. Yapmamız da lazım. Ama yaptığımız bu planların mutluluğumuzu/huzurumuzu bozmasına müsade etmemeliyiz. Yorum için teşekkürler

      Sil
  4. Mutluluğu dışsal odaklara endekslememek gerek.İçsel huzuru oluşturabildiğimizde her şeyden keyif almayı öğrenebiliriz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, keşke! Mutluluğu dışsal faktörlere endekslemekten bir kurtulabilsek...

      Sil
  5. son yazıma bi baksana amaaa :)

    YanıtlaSil
  6. Nedense mutlu olmak için hep bir bahane arıyoruz... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu olurken bile bahanelerin ardına sığınmaya çalışıyoruz gibi sanki.

      Sil
  7. İnsanın kendi kendine yaptığını yedi düvel bir araya gelse yapamazmış ya hani bizimki o hesap.. Sevgiler 🤗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Ne yaparsak kendimize yapıyoruz. Sevgilerle

      Sil
  8. Mutluluk orada değil şurada gibi hesaplar yapıyoruz, bizi mutlu etmek için birilerini arıyoruz, her şey yerli yerinde iken ancak mutlu oluyoruz. Mutluluk ve zenginlik arasında bağ kuruyoruz. İyi her şey tamam da mutluluk ne demek onu biliyor muyuz? Bu konuda ciddi yanılgılarımız olduğunu düşünüyorum. Çünkü mutluluğu hep büyük ve pahalı şeylerle özdeşleştiriyoruz.

    Paylaşım için teşekkürler. Sevgi ve selamlarımla:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, her zaman mutluluğun başka bir yerlerde, özellikle ulaşılmaz yerlerde olduğunu düşünüyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizi gözden geçirmemiz lazım.
      Selamlar :)

      Sil
  9. Benim blogumda yazdığın yorumun aksine çok samimi ve içten bir yazı olmuş kalemine sağlık.
    Bende o mutluluğu erteleyenler arasındayım :) umarım hepimiz tez zamanda mutlu oluruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birçoğumuz mutluluğu erteliyoruz maalesef.
      Yorum için teşekkürler

      Sil
  10. O zaman en iyisi "AN"ı yaşamak.
    Mutlu-mutsuz yaşadıklarımızdan tecrübe edinip nefes aldığımıza şükretmek.
    Kolaylıklar diliyorum.

    YanıtlaSil
  11. tatmin ve alışma meselesi giriyor aslında, ben bir şey yapmaya hazırlandığım zaman oo çok iyi olacak harika olacak diiye başlıyorum, ilk anlar mutlu ediyor, sonrasında ise sanki zaten hayatımın bir parçasıymış gibi normalleşiyor

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.