Tercih Danışmanlığı Nedir? Ne Kadar Faydalı? Kariyer Danışmanlığı Nedir?


LGS sonuçları açıklandı ve ortaöğretime geçecek öğrenciler için tercihler 2-13 Temmuz 2018 tarihlerinde yapılacak. Üniversiteye geçecek öğrenciler için ise YKS 30 Haziran-1 Temmuz tarihlerinde yapılacak. Tercih dönemi is
Dershanelerin kapatılması sürecinden sonra MEB yaz aylarında tercih danışmanlığı yapmaya başladı. Dershaneler varken öğrenciler genelde dershane aracılığı ile üniversite ya da lise tercihi yapıyorlardı. Dershanelerin kapatılması ile bu eksiği kapatmaya çalışan MEB lise ve üniversite yerleştirmeleri için Tercih Danışmanlığı uygulamasını başlattı. Bu işi MEB adına Rehberlik kadrosunda çalışan Psikolojik Danışmanlar yapıyor. Birkaç senedir uygulanan Tercih Danışmanlığı sürecinde hiç görev almadım. Çünkü tercih danışmanlığını işlevsel bulmuyorum. MEB tercih danışmanlığı görevlendirmelerini –yasal olmasa da- mecburi tuttuğu için önümüzdeki Temmuz ayında tarafıma tercih danışmanlığı görevlendirmesi yapıldı. Bu yazıda tercih danışmanlığını neden işlevsel bulmadığımı izah edeceğim

Tercih Danışmanlığı Niçin İşlevsel Bulmuyorum?

Devlet eliyle öğrencilerin tercih danışmanlığının yapılması fikri hoş olsa da eylem ve amaç arasında tutarsızlık olunca yapılan işin işlevi olmuyor. Şöyle ki; tercih danışmanlığının çıkış noktası ve olması gereken nokta kariyer danışmanlığıdır. Kariyer danışmanlığı ise kişinin ilgi, yetenek ve değerlerini keşfederek kendine uygun kariyer hedeflerine yönelmesidir. Hâlbuki tercih danışmanlığı sürecinde yapılan şey tamamen farklıdır. Danışan gelir, ‘Şu kadar puan aldım. Hangi bölüme yerleşebilirim?’ sorusunu sorar. Psikolojik Danışmanın danışana ilgi, yetenek ve değerlerini soracak vakti dahi yoktur. Danışanın arkasında bekleyen, benzer soruları sormaya aday onlarca kişi vardır çünkü. Danışanın okuyup anlayabileceği (Ortalama bir öğrencinin bu kılavuzu okuyup anlaması gerekir. Takıldığı yerler olursa sorabilir tabi ki) ortalama 500 sayfalık tercih kılavuzundan/kitapçığından ilgili bölümün puanlarına/yüzdelik dilimlerine bakan Psikolojik Danışman, danışana ‘O bölüme yerleşebilirsin. O bölüme sıralaman yetmez, şu bölümlere yetecek puanın var’ gibi cevaplar verir. Burada olan şey, hayatına ait sorumlulukları üstlenememiş, buna fırsat bulamamış genç bir danışanın lise/üniversite tercihi sorumluluğundan kaçışıdır. Ya da genç danışana kendini keşfetme ve hayatın sorumluluğunu alma fırsatı vermeyen ebeveynlerin çocuklarının sorumluğunu gene başkalarına yükleme gayretidir.

Tercih danışmanlığı sürecinde mantıksız ve tutarsız bulduğum bir durum da şu: 15-20 dakikalık bir görüşmenin sonucunda Psikolojik Danışmanın danışanı keşfedeceği düşüncesi. 15-20 dakikayı bulan bir görüşmenin sonucunda danışanın ilgi, yetenek ve değerlerinin keşfedilmesi, danışana uygun kariyer hedeflerin söylenmesi istenir. Böyle bir şey mümkün müdür? Geçen senelerde aktif olarak tercih danışmanlığı görevi yapmasam da kendi okulumdaki öğrencilerle -isteyenlerle- telefon aracılığı ile görüşüp yardımcı olmaya çalıştım. Tarih araştırmayı seven, 100 sene evvelki hayatın nabzını yakalamaya çalıştığını bildiğim bir öğrenciye Tarih bölümünü tavsiye ederken; sportif faaliyetlere olan tutkusuyla hatırladığım bir öğrenciyi spor alanına yönlendirdim. Fakat tanımadığım, ismini dahi tam olarak öğrenemediğim birine kariyer danışmanlığı yapmak mantıksız geliyor.

Kariyer Danışmanlığı Nedir?

Kariyer Danışmanlığının ne olduğuna kısaca değinirsek söylediklerim daha anlaşılır olacaktır. Amerikan Ulusal Kariyer Gelişimi Derneği, Kariyer Danışmanlığını şu şekilde tanımlıyor: ‘Bireylerin mesleklere, kariyerlere, kariyer rollerine ve sorumluluklarına, kariyer kararları verme ve planlama, serbest zaman aktiviteleri planlama, kariyer yolları ve diğer kariyer gelişim aktiviteleri gibi onların kariyerleri ile ilgili çatışma ve sorunlara yönelik bireysel ve gruplarla sürdürülen danışma sürecidir.’(1)

Diğer bir ifadeyle Kariyer Danışmanlığı; bireylerin kendi kariyer gelişim süreçlerine ilişkin farkındalık geliştirmelerini, kararlar vermelerini ve plan yapmalarını, bu süreci ilgi, yetenek ve değerleri doğrultusunda etkin bir şekilde yönlendirmelerini ve süreçteki belirsizlik, değişim ve geçişlerle daha iyi başa çıkabilmelerini hedefleyen bir danışma sürecidir.

Tanımlardan anlaşılacağı üzere Kariyer Danışmanlığı bir süreçtir. 15 dakikalık bir görüşme ile değil kapsamlı bir çalışma ile faydalı olur. Danışanın ilgi, yetenek ve değerlerini keşfetmesi, değişim ve geçiş süreçlerinde destek alması için Psikolojik Danışman’dan ya da daha özel anlamda Kariyer Danışmanından destek almasıdır. Burada ilgi, yetenek ve değerleri keşfetmek danışanın kendi sorumluluğundadır. Danışman sadece yol göstericidir.

İşinde mutsuz olan insanların sayısını azaltmanın, yapılan işlerde verimi artırmanın yolu şu haliyle Tercih Danışmanlığı ile değil; ilgi, yetenek ve değerlerini bilen, hayatın sorumluluğunu üstlenen bireyler ile mümkün olacaktır.

Dipnot

1)    http://www.kayrapsikolojikdanisma.com/kariyer-gelitirme-danmanl


2018 © Arif Öztürk

LGS sonuçları açıklandı ve ortaöğretime geçecek öğrenciler için tercihler 2-13 Temmuz 2018 tarihlerinde yapılacak. Üniversiteye geçece...

Mazlumun Ahı- İktibas#21


Çok eski zamanlarda, fakirlerin odunlarını değerinden çok daha düşük fiyata alan bir zalim vardı. Ounları değerinden aşağı almak için kıyasıya bir pazarlığa girişir, odunu satıp köyüne dönmeye mecbur olan fukara da onun pazarlığına çok direnemez, düşük fiyata odunlarını satmak zorunda kalırdı. Oduncu, böylece çok ucuza aldığı odunları kışın da yüksek miktarlara zenginlere satardı. Bu zalim yüzünden hem fakirlerin hem zenginlerin canı bir hayli yanmaktaydı. 
Bir gün yine zavallı bir fakirin odunlarını çok ucuza kapatmak üzereydi. Fakir, elini gökyüzüne doğru açarak huşu içinde dua etmeye başladı: 'Ya rabbi çaresizlere senin dergahından başka sığınak yok. Geceleyin gönlündeki ateş sebebiyle gözyaşı döken kullarından yüz çevirme. Gariplerin gönlünü acımasız zulümlerle harap etme.'
Fakirin ettiği duayı işiten oduncu, kibirle yüzünü ekşitti ve: 'İhtiyar! Buradan git de daha fazla başımı ağrıtma. İki yüz tane masalı bir arpaya bile almam, diyerek zavallı adamın duası ile alay etti.'
Fakir, oradan ayrılıp evine döndü. Aynı günün gecesi, oduncunun ambarına büyük bir ateş düştü. Evi de ambarın hemen üstünde olduğu için nesi var nesi yok hepsi yandı. Yumuşak yatağı, alev alev yanan bir hamam külhanına döndü. Çaresiz bir şekilde evinin yanıp kül olmasını seyretti.
Ertesi gün, aynı fakir çarşıda dolaşıyordu. Zalim oduncuyu gördü. Oduncu etrafındakilere şöyle dert yanıyordu: 'Bu ateş evime nereden geldi bilmiyorum.'
Bunu duyan fakir dedi ki: 'Fakirlerden aldığın ah ateşinden.'
Zalim başını önüne eğdi ve kendi kendine dedi ki: 'Adaletten vazgeçmemek gerekirdi. Zulüm eken tabi ki zulmü biçer.' Kelile ve Dimne’den Seçmeler, Beydaba, Haz: Ozan Yılmaz, syf:171-172

2018 © Arif Öztürk

Çok eski zamanlarda, fakirlerin odunlarını değerinden çok daha düşük fiyata alan bir zalim vardı. Ounları değerinden aşağı almak için k...

Nezaketi Elden Bırakmamalı - İKTİBAS#20

'Benim yaşıma geldiğinizde,' dedi, 'öğreneceğiniz şeylerden biri, bazen ne yapacağınızı bilemeyeceğiniz durumlarla karşılaşacağınız. Biliyorsunuz ki hayatta baş etmeniz gereken durumlarda size ne yapacağınız söyleyecek bir kurallar kitabı yok. Bu yüzden nezaketi hiçbir zaman elden bırakmam. İşin sırrı bu. Eğer ne yapacağınızı bilmiyorsanız, sadece nazik olun. Bu yanlış yapmanızı engeller. İşte bu yüzden bana yardım etmenizi istedim çünkü ilkokul öğretmenlerinizden duyduğum kadarıyla hepiniz gerçekten nazik çocuklarmışsınız.' Mucize & Ben, R.J. Palacio, syf-24.

2018 © Arif Öztürk

'Benim yaşıma geldiğinizde,' dedi, 'öğreneceğiniz şeylerden biri, bazen ne yapacağınızı bilemeyeceğiniz durumlarla karşılaşac...

Mayıs Ayında Neler Okudum?2018

Ne okusam liseteleri

Geçtiğimiz aylara dair aylık kitap değerlendirmelerimi okuyanlar hatırlayacaktır. Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun Dünki Türkiye Dizisi kitaplarını okuyorum. Türk İslam Efsaneleri bu dizinin kitabı değil fakat epey zamandır rastgele sayfalarını açıp okuduğum bir kitap. Mayıs ayında son hikayeyi de okumuş oldum. Bu kitapla beraber Mayıs ayında dört tane Mustafa Necati Sepetçioğlu kitabı okumuşum. Sözü uzatmadan değerlendirmeye başlayalım. Bu arada aylık kitap değerlendirme yazılarımı okumak isterseniz, Kitaplık bölümünde Kitap Listesi'ne göz atmanız yeterli. 

Ay Hırsızı: Uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı nihayet okudum. Sunay Akın’ın güzel anlatımıyla tarihe, uzaya ve özellikle aya yolculuk yapabileceğiniz bir kitap. Tarihi anektodlar, Ay’a yapılan yolculukluklar, Ay’a ve ötesine uzanma hayalleri, oyuncakların dünyası hakkında çok şey bulacaksınız. Sunay Akın zaten İstanbul Oyuncak Müzesi kurucu müdürlüğünü yapıyor. Bu haliyle müzedeki oyuncakların hikayelerini de kitapta bulabilirsiniz. 4/5

Türk İslam Efsaneleri: TavsiyeKitap: Türk İslam Efsaneleri(6) başlıklı yazımda bu kitabı değerlendirmiştim. Bazen tarihi hakikatler, bazen milletin söyleyişinde efsaneleşmiş hikayeler bu kitapta. Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun güzel anlatımı ile hikayeler yeniden yoğrulmuş gibi. 5/5

Darağacı: Dünki Türkiye Dizisinin 9. kitabı. Ankara Savaşı’ndan sonra Fetret Devrinde yaşanan buhran anlatılıyor. Çelebi Mehmed ile diğer Osmanlı şehzadeleri arasında ceryan eden taht kavgaları; Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa isyanlarının sosyolojik mahiyeti ile halkın içinde bulunduğu sıkıntılı durum ustalıkla anlatılıyor. 4/5

Ebemkuşağı: Dünki Türkiye Dizisinin 10. kitabı. Çelebi Mehmed’in devletin bütünlüğünü yeniden sağlaması, bu sürecin adı sanı unutulan kahramaları anlatılıyor. Çelebi Mehmed’den 2. Murad devrine uzanan bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz kitabı okurken. 4/5

Sabır: Dünki Türkiye Dizisinin 11. kitabı.(Dizinin son bir kitabı kaldı) İstanbul’un Fethi için gösterilen Sabır sürecini izhar etmeye çalışan bir kitap. 2. Murad, İstanbul’u fethetme arzuları, Akşemseddin, Hacı Bayram-ı Veli, Ulubatlı Hasan ve daha fazlası bu kitapta. Özellikle 2.Murad ile Hacı Bayram-ı Veli arasında geçenler ibretlik: 2. Murad Hacı Bayram müridlerinin vergiden muaf tutulmasını ister. AHcı Bayram-ı Veli istemese de ferman çıkmıştır. Bunun üzerine HAcı Bayramı Veli’nin etrafı vergiden kaçmak isteyen göstermelik müridlerle dolar. Hacı Bayramı Veli bu duruma şu şekilde çare bulur: Sayıları hayli artmış müridlerini Ankara’ya toplar. Kendisini sevenlerin kurban edileceğini söyler. Kurban olmak isteyenler sırayla gelsin der, çadıra girerler. Çadırdan kanlar akmaya başlar. Bir, iki, üç kişi derken… Kalabalık dağılır. Çak az kişi kalır orada. Çadırdan dışarı akan kanlar ise çadırın içinde kesilen koyunlara aittir. Böylece Hacı Bayramı Veli gerçek müridlerini tespit eder ve 2. Murad’a isimlerini gönderir; Vergiden muaf tutacaksan benim müridlerim bunlardır. 4/5


2018 © Arif Öztürk

Ne okusam liseteleri Geçtiğimiz aylara dair aylık kitap değerlendirmelerimi okuyanlar hatırlayacaktır. Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun...