Resimler Çok Şey Söyler-İktibas#26


İfade edilemeyen, içe atılan, bastırılan duyguların dışa vurumu açısından sanatsal faaliyetler önemli olmaktadır. Resim, hikaye, türkü gibi yollarla kişiler ifade edemedikleri duygularını yansıtabilirler. Bilhassa çocuklar için resim faaliyetleri duygu ve düşüncelerini ifade etmede etkili bir araç olmaktadır. Bizim resim deyip geçtiğim yorumlar içinde çocuğun dünyasına dair çok şey barındırmaktadır.
Resim, psiko-pedagojik açıdan çocuğu bize tanıtmaya yarayan bir ölçüt olduğu gibi, onun zeka, kişilik, yakın çevre özellikleriyle iç dünyasını yansıtmaya yarayan bir ifade aracı olarak büyük önem taşır.
Belirli bir kas etkinliğine kavuştuktan sonra her çocuk, kağıt üzerinde birtakım çizgi ve figür denemelerinde bulunur. Bireysel zeka ve kişilik faktörlerinin yanı sıra, çocuğun çevre ile olan etkileşimi ve günlük deneyimleri bir çocuğun çizgisini başka bir çocuğun çizgisinden farklı kılan başlıca etmenlerdir.
.... Resim faaliyeti sırasında birey, konu seçimi ve yorumlamasıyla bize salt bir resim örneği vermemekte, resimden öte bilgiler de sunmaktadır. Çocuk bize resmiyle adeta kendisinin bir parçasını yansıtmakta, olaylar hakkındaki duygu, düşünce ve görüş biçimlerini dile getirmektedir. Çocuk için resim, dinamik bir faaliyet örneği ve yalın bir anlatım aracıdır. (Resimleriyle Çocuk, Haluk Yavuzer, sayfa:12-13)
2018 © Arif Öztürk

İfade edilemeyen, içe atılan, bastırılan duyguların dışa vurumu açısından sanatsal faaliyetler önemli olmaktadır. Resim, hikaye, türkü ...

Herkes Bana mı Bakıyor?


Genç Kız sabah uyanır uyanmaz aynanın karşısına geçti. ‘Off ya yeni bir tane daha çıkmış’ dedi yüzündeki sivilcelere dokunurken. İçinden, ‘Herkes sivilcelerimin çok kötü durduğunu görecek’ diye bir düşünce geçse de annesinden başka kimsenin sivilcelerini fark etmediğini, fark etseler bile üzerinde durmadıklarını biliyordu. Fakat, içini kemiren kuruntulara karşı koyma gücü bulamıyordu kendinde. Sivilceleri giderdiği söylenen kremini tek tek yüzündeki sivilcelere sürdü, saçlarını topladı. Sonra hayalinde kendini izlemeye başladı: Sivilcelerin üstü krem ile örtülmüş, yeni saç stili ile çok güzel olmuştu. 
Biraz sonra sokağa çıktığında attığı her adıma azami dikkat ediyordu. Zira dikkatler üzerindeydi ve üstü başı düzgün durmalı, görenler onu beğenmeliydi. Evden okula gidinceye kadar herkesin bakışlarının üzerinde olduğunu düşündü. Okul bahçesinden içeri adım atarken bahçedeki tüm öğrencilerin kendini süzdüklerini gördü. Kendi hayali de öğrenciler arasında yer alıyordu. Aynı durum okulda da devam etti. Gün boyu bozulmamış saçlarını düzeltmeye, sivilcelerin üstünü örtmeye çalıştı.
* * *
Delikanlı yeni terlemiş bıyıklarını okşadı iki eliyle. Favorileri de çıkmış ve uzamaya başlamıştı epeydir. Hayalinde kendi vücudunu seyretmeye başladı: uzamaya başlayan bıyıklarını, kuvvetlenmeye başlayan pazularını. ‘Pazularım da kocaman olmuş’ diye geçirdi içinden. Hemen ardından sağ kolunu pazusunu ortaya çıkaracak şekilde gerginleştirdi. Sol eliyle de sertleşen pazularına dokundu. ‘Sokaktakiler de görecek artık pazularımın kocaman olduğunu’ dedi kendi kendine. Okul yolundaki yürüyüşü bu düşüncesini doğrulamak ister gibiydi: gömleğinin kollarını dirseklerin yukarısında toplamış, iki yana açık kollarını sallayarak yürüyordu. Ara ara gayriihtiyari bıyıklarına giden elleri pazularını ortaya çıkarıyor, bu anlarda bakışların üzerinde daha fazla toplandığını düşünüyordu. Bu düşünceyle yoluna devam ederken, biri dese ki; ‘aslında herkes kendi işinde, pazuların kimsenin umrunda değil’, şüphesiz pazularının gücünü denemeye hazırdı.
* * *
Bu misallerde anlatılan davranışlar ergenlik döneminin tipik özelliği olan davranışlar. Ergen, benmerkezci bir düşünce yapısı ile herkesin kendisi ile ilgilendiğini, tüm gözlerin kendi üzerinde olduğunu düşünür. Hayalinde kendini izler; uzaktan bir kişi gibi attığı her adımı, yaptığı her davranışı süzer, beğenilip beğenilmediğine kanaat geliştirir. Bunun sonucunda uzaktan seyrederken beğendiği davranışlara ağırlık verir. Hayalinde kendisini izlediği gibi herkesin de kendisini izlediği hissini taşır. Muhtemelen bu hissin etkisi ile(farkında olmadan) davranışlarına dikkat eder, etrafındakilerce onaylanacağını düşündüğü şekilde davranır. Ya da ilgi odağı olması gerektiği düşüncesi ile aşırı hareketlere başvurur. Bu şekilde dikkat çekmeye çalışır. Tüm gözlerin kendi üzerinde olduğu düşüncesi ile ergen, kıyafetlerindeki küçük bir bozulmayı, saçlarındaki küçük bir dalgalanmayı takıntı haline getirebilir. 
Bu özellikler ergenlik döneminin tipik özellikleri olsa da bazı psikolojik rahatsızlıklarda da bu tür özellikler görülebilir.  Mesela her hareketinin izlendiği düşüncesi taşıyan obsesif(takıntılı) kişiler olabileceği gibi; herkesin kendisini izlediğini ve yaptıklarının beğenilmeyeceğini düşünen, bu sebeple bir şey yapmaktan kaçınan sosyal fobi hastaları da olabilir. Psikolojik tanı kriterlerine uymasa da bazı yetişkinlerde de 'herkes bana bakıyor’ düşüncesi hakim olabilmektedir. Bu durum çeşitli faktörlerin etkisiyle ergenliğin bitiş yaşının(bilişsel anlamda) ilerlemesi ile alakalı olabileceği gibi, günümüz toplumunda mükemmeliyetçiliğin ön plana çıkmasıyla da alakalı olabilir. Zira moda gündemi, sezonun modası, yeni imaj gibi söylemler ile fotoğraf, video imkanlarının artması insanları belli davranış kalıplarını yapmaya itmektedir. 

2018 © Arif Öztürk

Genç Kız sabah uyanır uyanmaz aynanın karşısına geçti. ‘ Off ya yeni bir tane daha çıkmış’ dedi yüzündeki sivilcelere dokunurken. İçin...

Küçük Bir Deney-İktibas#25


Geçtiğimiz günlerde 'Üç Psikolojik Soru' kitabını değerlendirmiştim. Merak ederseniz hemen şurada: TavsiyeKitap: Üç Psikolojik Soru(7) Kitapta hereksin yararlanabileceği, farkındalığı artıracak küçük uygulamalar var. Yazar bu uygulamaları 'Küçük Bir Deney' başlığı altında okuyucuya sunmuş. Bunlardan birini sizinle paylaşmak istedim: 
Sizden küçük bir deney yapmanızı isteyebilir miyim? Bu satırları okurken, şu anda nasıl bir duygu içinde olduğunuzu gözleyin. Bu duygunun adın önemli değil. İsterseniz siz bir ad verin. Lütfen şimdi kitabı(bilgisayarı) bir kenara bırakın. Bir ayna alın veya aynanın karşısına geçin. Aynada yüzünüze bakın. Şimdi sizden gülümsemenizi isteyebilir miyim? Yalnız ufacık bir gülümseme değil, kocaman bir gülümseme olsun. Aynada gülümseyen yüzünüze bakarak içinizden 100’e kadar, o kocaman gülümsemeyi koruyarak sayın. Gülümsemeniz arada bir yok olmaya başlıyorsa, hatırlayıp gülümsemeyi canlandırın. Şimdi bırakın okumayı ve saymayı bitirdikten sonra görüşelim.
Kaynak: Üç Psikolojik Soru, A. Kadir Özer
  • Uygulamayı yaptınız mı?
  • Uygulama sonucunda ne hissettiniz?
  • Uygulama sonucunda hangi duyguyu yaşadınız?

Geçtiğimiz günlerde 'Üç Psikolojik Soru' kitabını değerlendirmiştim. Merak ederseniz hemen şurada:  TavsiyeKitap: Üç Psikolojik ...

TavsiyeKitap: Üç Psikolojik Soru(8)

Üç Psikolojik Soru 
Kadir ÖZER 
Agora Kitaplığı 
270 sayfa
Arka kapaktan; 'Duygularımızın nedenleri nerededir? Duygu yaşayan birine bu soru yöneltildiğinde genelde bir başka kişiye işaret edilir. Üç Psikolojik Soru’da Kadir Özer üç temel soruyu işleyerek duygularımızı sahiplenmenin önemini vurguluyor. Değişmemek, değişmekten daha kolay göze alınan bir süreçtir. Değişmemek aynı kalmaktır. Değişmek ise, bireysel varoluşun zenginliklerini ve seçeneklerini yaşama geçirebilme cesaretidir. Duygularımız sahiplenerek, değişimin gücünü kendi bahçemizde hissederek yaşamımızı anlamlı kılmak bizim seçimimizdir.'

Kadir Özer’in ‘Ben Değeri Tiryakiliği’nden sonra okuduğum ikinci kitabı. Ben Değeri Tiryakiliği’nin aksine daha gündelik dilde bir kitap. Herkesin okuyabileceği, her kesime hitap edebilen bir anlatımı var. Muhtevası ve anlaşılır dili ile tavsiye edebileceğim bir kitap. Kitap içerisinde yer alan ‘Alıntı’, ‘Olay’ ve ‘Deney’ kısımları kitaba zenginlik katan unsurlardan. Tartışılan konunun daha anlaşılır olmasını ve okuyucunun deneyler ile farkındalık kazanmasını sağlıyor.
Kitap üç psikolojik soru(ne değişenilir, ne değişemez; ne olabilir, ne olamaz; ne ölçülebilir, ne ölçülemez?)çerçevesinde beş bölümden oluşuyor.
Birinci bölüm ‘Neyi Değiştirebilir, Neyi Değiştiremeyiz’ konusunu tartışıyor. Bu bölümde vurgulanan temel nokta, duygularımızın sebebinin olaylar değil, olaylara yüklediğimiz anlamlar ve yorumlar olduğu. Duygularımız ‘kendiiç bahçemizde ektiklerimizin bir sonucu iken ‘bir başkasının başkasının’ bahçesine ektiklerinin sonucu olarak görülmektedir. Mesela öfke duygusunun yaşandığı anda ‘O beni kızdırdı’ deriz. Halbuki gerçeği ‘Ona kızdım’ olmalıdır.
İkinci Bölüm ‘Düşünce Sürecinin Özellikleri’ni irdeliyor. Davranış ve duyguların gerisinde bir mantık akışı vardır. Bu mantık akışı kendi içinde tutarlı olmakla birlikte gerçekçi olmayabilir. Bu mantık akışı kişiyi otomatik pilota bağlar, olay, düşünce, duygu şeklinde devam eder. Mesela; Kimse bana yan bakamaz şeklinde bir mantığımız vardır. Birisi bize bakar.(Olay). Mantığımız otomatik olarak devreye girer(düşünce). Öfkeleniriz(Duygu). Yürüttüğümüz mantığın gerçekliğini sorgulamayı başarırsak duygularımız kontrol etmek kolaylaşır.
Üçüncü Bölüm ‘Hayali Dil’imizi tartışıyor. Duygu ve davranışlar üzerinde ‘hayallerle düşünme’nin etkileri vurgulanıyor.Bir olayı zihnimizde canlandırdığımız açı(Ben ve O bakış açısı), olayın büyüklüğü-küçüklüğü(Gözde büyütme), olayı canlı ve mat renklerle hayal etme, ışık düzeyi, olayı hareketli yada hareketsiz açılardan görmek duygu ve davranışlarımızı etkiliyor. Verilen deneyler ile bu etkilerin nasıl olduğunu gözlemek mümkün.
Dördüncü Bölüm, ‘Ne Olabilir, Ne Olamaz?’ sorusunu ışık tutan tartışma ve misallere yer veriyor. Hayatı Doğru-yanlış, haklı-haksız, olabilir-olamaz kutuplarına hapsetmek duygularımız ekiliyor. Mesela; kırmızı ışıkta geçilemez şeklinde kesin bir yargımız varsa kırmızı ışıkta geçen birini görünce öfke nöbetine tutuluruz. Ancak yargımız kırmızı ışıkta geçmek yanlıştır, ancak yanlış yapan insanlar her zaman olacaktır şeklinde düşünürsek öfke duygusu yaşamayız.
Beşinci Bölüm kişiliğimizin tartışıldığı bölüm: ‘Ne Değerlendirilebilir, Ne değerlendirilemez?’ Yazar ölçülebilir ve ölçülemez şeylere misaller verirken, gene uygulamalardan/deneylerden yararlanıyor. Esasında kişiliği ölçmenin tam manası ile mümkün olmadıı vurgusu yapılıyor.
Kitabın Özeti niteliğindeki son bölüm ise şiirlerden oluşuyor. Kitapta anlatılanların şiirselleştirilmiş hali güzel bir özet niteliğinde:
‘Dürüstlüğü önemsiyorum
Yalan söyledikçe, söylendikçe…
Başarıyla tanışıyorum
Yere düştükçe…’ (Sayfa-270)

Üç Psikolojik Soru  Kadir ÖZER  Agora Kitaplığı   270 sayfa Arka kapaktan; ' Duygularımızın nedenleri nerededir? Duygu yaşay...

Eylül'de Neler Okudum? 2018

Direniş Karatay - Selman Kayabaşı

Kurgu tarih konusunda Selman Kayabaşı’nın kitaplarını seviyorum. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişi işlediği romanları ile ‘devlet-i ebed müddet’ fikrini işliyor. Bu kitapta da Selçuklu’nun artık sona geldiği, Osmanlı’nın kurulabilmesi için direnişin başlaması gerektiğini görüyoruz. Bu direnişi başlatacak kişi de Celalettin Karatay. 4/4

Dinde Deformistler-Ali Eren

İslami mevzularla alakalı bir akaid kitabı. Ali Eren bazı ilahiyatçıların dini konulardaki söylemlerine reddiyeler yapıyor. Ali Şeriati, Mustafa İslamoğlu, Muhammed Esed reddiyelerde başı çekiyor. İslam akaidine dair faydalı olabilecek bir kitap. 4/4

Başarısızlığın Olmadığı Okul - William Glasser

Okullarda başarısızlık sorununu çözmek konusunda iddialı bir kitap. Glasser bir psikoterapist aynı zamanda. İnsanların seçimlerinin sorumluluğunu alması gerektiğini söylüyor. Bu kitabında ise uygulamısını yaptığı okullardan hareketle başarısızlığı bitirecek bir uygulama sunuyor. Okulların mevcut haliyle başarısızlığı beslediğini; notların kaldırılması ve düzenli sınıf toplantıları ile başarının sağlanacağını iddia ediyor. 3/4

Çözüm Odaklı Kısa Süreli Psikolojik Danışma - Gerald Sklare 

Bu vakte kadar neden okumadım dediğim kitaplardan. Zira okulda faydalanabileceğim pratik bilgiler veriyor. Çözüm odaklı psikolojik danışma yaklaşımını bilsemde pratik uygulamalarını çok bilmiyordum. Bu uygulamalarla da çalışacağım artık. 4/4

2018 © Arif Öztürk

Direniş Karatay - Selman Kayabaşı Kurgu tarih konusunda Selman Kayabaşı’nın kitaplarını seviyorum. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’d...