Hayatın Dengesini Ararken-İktibas#37




Teknoloji hızla gelişiyor. Bu gelişim hayatımıza güzel şeyler getirdiği gibi güzel şeyler de götürüyor hayatımızdan. Teknolojinin getirdiklerini ve götürdüklerini saymak bile zor artık. Daha önce Teknoloji Tembelleştirir mi? diye sorduğum bir soru ile teknolojinin getirdiklerini/götürdüklerini sorgulamıştık.
Hayatımın büyük bir kısmı köyde ve kırsallığı ön planda olan ilçelerde geçti. Bu sebeple doğaya/toprağa yakın olmayı önemsiyorum. Kırsaldan uzakta kaldığım zamanlarda telefon/bilgisayar üzerinden doğaya yakın olmaya çalışırdım. Kuş cıvıltılarını, orman veya ırmak esintilerini telefon üzerinden dinlerdim. Gerçek ortamdaki hissiyatı vermese de ciddi bir rahatlama sağlıyordu. Teknolojik gelişmenin dolaylı sonuçlarından kentleşmenin getirdiği doğadan uzaklaşma durumunu, gene teknolojinin getirisi olan İnternet üzerinden yaşıyordum.
Bu durum Hasan Bacanlı'nın Küçük Prens ile konuşturduğu bir kızın söylediklerinden sonra geldi aklıma. Hayatımızda konfor artıyor fakat bizim bir miktar konforsuzluğa (hareketliliğe) olan ihtiyacımız devam ediyor. Konforlu bir hayat için de bir miktar konforsuzluk şart gibi gözüküyor. Sözü uzatmadan bu düşünceleri tetikleyen cümleleri paylaşayım:
'İnsanlar çeşmeleri evlerine kadar getirdiler. Sonra da çeşmeye kadar giderken yapacakları yürümenin yerini tutacak yürüyüş bandı almak zorunda kaldılar.' dedi kız. 'Bir yandan suyu getirdiler ama suya gitmenin yararını unuttular. Şimdi de yürüyüş bandı ile sadece fiziksel etkilerini yeniden kazanmaya çalışıyorlar. Artık çeşmeye yürümenin psikolojik etkisini kimse hatırlamıyor. Onu başka türlü almanın yolu da yok.' Küçük Prens'in Peşinde, Hasan Bacanlı, syf:76.

Teknoloji hızla gelişiyor. Bu gelişim hayatımıza güzel şeyler getirdiği gibi güzel şeyler de götürüyor hayatımızdan. Teknolojinin ...

7 Madde İle Müslümanların Problemleri



Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla müslümanların problemleri üzerine tartışmalarımız oldu. Problemlerin neler olduğu konusunda hem fikir olamasak da Türkiye’de yahut dünyada müslümanların karşı karşıya olduğu problemler üzerine düşünmek açısından faydalı bir tartışma oldu, benim açımdan. Bu düşünmeler neticesinde çeşitli sıkıntılar fark ettim. Aklıma gelen sıkıntıları sizinle de paylaşmak istedim. Belki benim aklıma gelmeyenler de vardır. 
Parantez içerisinde paylaştığım rakamları dipnot olarak koydum. Yazdığım şeyleri duyduğum haber kaynakları, iddialar, araştırmalar, fetvalar vs. dipnotlara ilişin açıklamlarda mevcut.

  1. Müslümanların yaşadıkları sıkıntılar üzerine ilk aklıma gelenlerden biri geçtiğimiz haftalarda yaşanan Suud prensinin Kabe’nin üstüne çıkması hadisesi oldu.(1) Benzer şekilde Kabe’nin etrafında çok katlı binaların durumu da problemlerden biri olarak gözüme çarptı.(2)
  2. Türkiye’de sayıları hızla artan domuz çiftliklerini de problem olarak görüyorum. Problem olarak gördüğüm nokta şurası: geçtiğimiz haftalarda ünlü bir pide firması tarafından kullanılan ürünlerde domuz eti bulunması.(3) Malumunuz olduğu üzere domuz eti yemek müslümanlara yasak kılınmıştır. İsteyenin domuz eti isteyenin sığır eti alabileceği şekilde düzenlemelerin olmaması problem olarak karşımıza çıkıyor. Yukarda bahsettiğim haberlere benzer iddialar zaman zaman gündeme geliyor.(4) Yetkililerin bu konuda açıklama yapmıyor olması, sayıları yüzün üzerinde olan domuz çiftliklerinin[1996 senesinde 80’in üzerindeymiş. Şimdi 100’ün üzerinde olduğu söyleniyor.(5)] amacının ne olduğu(ithalat olmadığına göre, nüfusun büyük çoğunluğu müslüman olduğuna göre bu etler ne oluyor!) gibi konular anlaşılmayı bekliyor. Aryıca ünlü et ve süt ürünleri firmalarının domuz çiftliklerinin de olması durumu daha da şaibeli hale getiriyor.(6) son olarak edindiğim bir bilgi de Türkiye’deki domuz eti üretimine dair: Türkiye’de senede 6 milyon ton kırmızı et tüketiliyor. Gene Türkiye’de senede 3 milyon ton domuz eti üretiliyor.(7)
  3. Problem olarak gördüğüm hususlardan bir tanesi de Et ve Süt Kurumu’nca ithal edilen etlerin durumu.(8) İslam’da müslümanların yiyebileceği etler belli kuralları taşıyor olmalıdır. Helal beslenme, helal kesim gibi kurallar bu noktada önemlidir. İthal edilen etlerin İslami usüllere göre kesilip kesilmemesi hususunda endişelerimin olması bu maddeye yer vermeme sebep oldu. Ayrıca ithal edilen etler ne etidir? İslami usüllere göre kesilmiş midir? 
  4. Eğitim boyutunda da bazen sıkıntılar olabiliyor. Sosyal sıkıntıların yanısıra dikkatimi çeken İslami sıkıntılar da var. Bunlardan biri imam hatip lisesi öğrencilerinin deizme kayıyor olduğu iddiası.(9) Bu iddiaya ilişkin araştırma(10) raporu gündemi meşgul etmiş, birçok siyasetçi ve ilahiyatçı bu iddialara karşı gelmişti. Fakat karşı gelenler arasında ciddi ve sağlam açıklamaları maalesef göremedik. Varsa da ben göremedim. 
  5. Bir diğer problem helal sertifikalı alkol iddiaları hakkında.(11) Geçtiğimiz aylarda haberlerde karşıma çıkan durum karşısında hayret ettim.(12)(13) Üzerinde helal sertifikası logosu bulunan alkoller, bir alkol firmasının helal bira üretme açıklamaları karşısında hala hayretteyim. Bu helal sertifikasını kim veriyor. Üzerinde helal sertifikalı o ürünler gerçekten helal mi? 
  6. Bir diğer mesele helal sertifikalar hakkında. Oradaki sıkıntı şu: Helal sertifikası veren kuruluşların birbiri ile akreditasyonu yok. Yani bir kurumun helal sertifikası verdiği ürüne, bir başka kurum helal sertifikası vermiyor. Çünkü dikkate aldıkları kriterlerde farklılık olabiliyor. Mesela, bir piliç üzerinden açıklayalım. Bir kurum tavuk üretiminde sadece tavuğun kesim şeklini dikkate alırken, bir diğer kurum tavuğun beslenmesinden tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm süreci dikkate alıyor. Bu fark ile ilk kurumun helal dediği tavuğa ikinci kurum helal değil diyor. Buna benzer problemler de tüketiciyi şüphe de bırakıyor. Buna benzer şekilde sertifika Beren kurumların ücret karşılığı çalışması, günümüz şartlarında,  insanın aklına şüphe düşürüyor. Acaba parayı veren düdüğü çalıyor mu? 
  7. Bir diğer problem sigaranın haramlığı hakkında. Geçtiğimiz haftalarda Diyanet İşleri Başkanı’nın bu konularda açıklaması oldu: ‘Sigara haram olduğunu milletimize anlatmalıyız’, diye.(14) Problem olarak tanımladığım durum bu değil. Sigara’nın haramlığını(15) milletimize anlatmadan önce imamlara anlatmanın lüzumu. Zira, birçok imam sigara içmeye devam ediyor. Devam etmek bir yana sigaranın haram olduğunu düşünmüyor. Haram değil tahrimen (harama yakın) mekruh diyorlar.

Notlar

Burada saydığım problemler müslümanların bir boşlukta olduğu ile alakalı problemler. Ve maddeleri çoğaltmak mümkün: Beyaz etteki durum, tesettür tartışmaları gibi şeyler sayılabilir. Faiz meselesini saymıyorum bile. Zira faizin durumunu herkes biliyor. Fakat mevcut sistem içerisinden faize bulaşmamak da çok zor gibi.  Maddeleri çoğaltmadan problem olarak gördüğüm esas noktaya gelmek istiyorum. 
Netice itibariyle; 
- müslümanların helal beslenme noktasında muhtelif sıkıntılar yaşadığı,
- haramın helalin birbirine karışıyor olduğu,
- müslümanları helal ile haramı öğreneceği yerlerin güvensizliği/tutarsızlığı gibi problemler görülüyor. 

Dipnotlar

  1. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/prens-selman-kabenin-catisina-cikti-223477h.htm
  2. https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/214703-yeni-mekke-projesi-degil-sanki-kabeyi-yoketme-plani#
  3. https://www.youtube.com/watch?v=ER341V9rW2A
  4. https://www.youtube.com/results?search_query=domuz+ti+pide
  5. http://www.gidaraporu.com/turkiye-domuz-ciftlikleri_g.htm
  6. https://teyit.org/turkiyedeki-bes-markanin-urunlerinde-domuz-eti-kullandigi-iddiasi/
  7. Helali Arama Stratejileri, İnsan ve Hayat kitaplığı, 2019
  8. https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/et-ve-sut-kurumu-300-tir-et-ithal-ediyor-2658536/
  9. https://www.mynet.com/imam-hatipliler-deizme-kayiyor-iddiasi-110103963504
  10. https://www.aydin.edu.tr/tr-tr/arastirma/arastirmamerkezleri/tarmer/programlarimiz/katıldigimiz-programlar/PublishingImages/Pages/Van---Yüzüncü-Yıl-Üniversitesi---Uluslararası-Deizm-Sempozyumu/Sempozyum%20Yayını%20-%20Din%20Karşıtı%20Çağdaş%20Akımlar%20ve%20Deizm%20-%20Van%202017.pdf (İmam Hatip Liselerinde İnanç Soru(n)ları, FatmaGünaydın. Sayfa 321-337)
  11. https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/08/130802_economist_alkolsuz_bira
  12. http://www.gidaraporu.com/alkolsuz-halal-bira-ve-sarap-aldatmacasi_g.htm
  13. https://www.milligazete.com.tr/haber/1106314/helal-icki-aldatmacasi
  14. https://www.diyanet.tv/sigaranin-haram-oldugunu-milletimize-anlatmaliyiz
  15. https://www.youtube.com/watch?v=BduR0V-elY8.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla müslümanların problemleri üzerine tartışmalarımız oldu. Problemlerin neler olduğu konusunda h...

İyi Şeyler de Oluyor-İktibas#36


7Gün7Bilgi-6. Bölüm başlıklı paylaşımımda yer alan bir cümle okuyucularımın dikkatini çekti. Helali Arama Stratejileri kitabından iktibasla paylaştığım cümle benim de dikkatimi çekmişti. Cümle şu: 'Kötülükler konuşuldukça artarken, iyilikler konuşulmadığı için azalır.' Okuyucunun da dikkatini çekmesi üzerine iyi şeyleri konuşmaya daha fazla ağırlık vermemiz lazım, diye düşündüm. Her gün etrafımızda, ülkemizde, dünyada iyi ve kötü şeyler meydana geliyor. Bu olaylardan kötü olanlarını daha çok dillendiriyoruz. Öyle ki, 'kötü haber tez yayılır' sözü de durumun böyle olduğunu gösteriyor.
Bu konu üzerine düşünürken, iyi şeyleri de konuşmamız gerektiğini düşünmeye başladım. Bu sebeple iktibas bölümünde iyi bir olayı sizinle paylaşacağım. İyi şeyler de yazmalıyım, kararından sonra Yedikıta Dergisi'ne göz atarken bir iyi haberle karşılaştım. Tarih ve kütüphane konusuyla yakından ilgisi olan haber 'Bir Sandık Kaç Tarih Eder?' başlığıyla veriliyor. 
1800'lü yıllarda Konya'da yaşayan ve Hocazade Mehmed Efendi namıyla bilinen zatın, torunlarına bıraktığı sandıktan adeta tarih çıktı. Bazısı 400 yıllık olan kitapların 42 tanesi yazma eser, 80 tanesi ise nadir hüviyete sahip matbu kitaptan meydana geliyor. 5. kuşak torunları tarafından Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğüne bağışalanan nadir kitaplar, Osmanlı medreselerinde okutulan sarf, nahiv, fıkıh, hadis, tefsir ve mantık ilimlerini ihtiva ediyor. ... koleksiyon; bakımi kayıt ve dijitalleştirme için kütüphaneye taşındı. Yedikıta Dergisi, Nisan 2019, Sayı: 128.
Bu paylaşımla birlikte zaman zaman blogumda iyi şeylere de yer vermeye çalışacağım. Belki de İyi Şeyler'e dair bir bölüm de açabilirim.

7Gün7Bilgi-6. Bölüm başlıklı paylaşımımda yer alan bir cümle okuyucularımın dikkatini çekti. Helali Arama Stratejileri kitabından iktiba...

7Gün7Bilgi-6. Bölüm



  • Psikoloji/Sağlık


Bağımlılıklar temelde iki sebebi vardır: Haz alma ve acıdan kaçma. İnsanlar bir şeyler yaparak haz alacaklarını yahut acıdan kurtulacaklarını(geçici olarak) koşullanma yoluyla öğrenirler. Her türlü bağımlılığın temelinde bu iki sebebi görmek mümkündür.

  • Sağlık/Gıda

Ülkemizde bir senede 6 milyon ton kırmızı et tüketiliyor. Gene ülkemizde senede 3 milyon ton domuz eti üretiliyor. Helali Arama Stratejileri kitabı

  • Sağlık/Uyku

Yapılan bir araştırmaya göre güneş doğmadan önce uyanmak beyni olumlu etkiliyor. Güneş doğduktan sonra uyanan insanların beyninde hücreler arası sıvı birikmeleri oluşuyor. Bu durum zamanla beyin ödemine yol açabiliyor. Mustafa Ulusoy, Yakınlık kitabı

  • Tarih

Hindistan'ın İngiliz sömürgesi altında olduğu yıllarda İngilizler halktan birçok şey için vergi almaktadır. Bu vergilerden bir tanesi de tuvalet için uygulanmaktadır. Evlerinde tuvaleti olanlardan ayrıca vergi alınmaktadır.

  • Tarih/İslam/Hayvan Hakları

Peygamberimizden(sav) çok hadis rivayet eden zatlardan biri olan Ebu Hureyre(ra) kediyi incitmemek için yaptığı bir davranışla bilinir. Kedilere her zaman iyi davranan Ebu Hureyre(ra) bir gün otururken, hırkasının üzerinde kedi uyumaktadır. Ebu Hureyr'nin (ra) kalkması icap eder ve kediyi rahatsı etmek istemez.Şöyle bir çözüm bulur: Hırkanın birazını keserek kediyi rahatsız etmeden olduğu yerden kalkar. Bu sebeple kendisine Ebu Hureyre lakabı verilir. Ebu Hureyre: Kedilerin Babası.

  • Bir Söz

Kötülükler konuştukça artarken, iyilikler konuşulmadığı için azalır. Helali arama Stratejileri kitabından.

  • Kelime

Asalak: 1. Hayvan ve bitkinin dokularından beslenen, onu zayıflatan, parazit.
2. Başkasının sırtından geçinen

Psikoloji/Sağlık Bağımlılıklar temelde iki sebebi vardır: Haz alma ve acıdan kaçma. İnsanlar bir şeyler yaparak haz alacaklarını y...

Mart Ayında Okuduklarım-2019


Dört Halifenin Menkıbeleri - Şemseddin Sivasi

Anadolu’nun Üç Şemsi’nden biri olan Şemseddin Sivasi Hazretleri tarafından kaleme alınan kitap, dört halifenin hayatından menkıbeler sunuyor. Dört büyük halife, ehli beyt, cennetle müjdelenen sahabeler gibi konularda menkıbelerden oluşan kitap bilhassa dört büyük halifenin Peygamberimiz nazarındaki kıymeti gözler önüne seriyor.

Sosyal Beceri Eğitimi - Hasan Bacanlı

Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanıyla alakalı okuduğum kitaplardan biri. Alanda çalışanlara hitap eden bir kitap.

Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar - Adem Güneş

Daha önceki bir yazımda kitap hakkında yorumlarımı yazmıştım: TavsiyeKitap: Doğru Bilinen Yanlışlar(9) Çocuk eğitimi noktasında temel noktalara temas eden kitap bilhassa anne-babalara hitap ediyor. Anne-baba adayları da kitaptan ziyadesiyle istifade edebilir. 

Tarihin Satır Aralarından

Kitap isminden anlaşıldığı üzere Tarihin Satır Aralarında kalmış anektodları okuyucu ile buluşturuyor.  Bir yazıda Niğde’nin bir köyünde kurulan vakfın, kışın aç kalan yabani hayvanlara yiyecek sağlamak amacıyla kurulduğunu okurken; bir başka yazıda El Cezeri’nin yaptığı abdest alma makinesini göreceksiniz. Tarihten kısa kısa kesitler okumayı sevenler için ideal.

Helali Arama Stratejileri

İnsan ve Hayat Kitaplığı’nın belki de en mühim kitabı. Baskıları hızla tükenen kitap; gelişimi hızla artan gıda endüstrisindeki süreci ele alıyor. Ekmekten, çikolataya; tavuktan, bulyona; kırmızı etten çiğ köfteye ve daha fazlasına uzanan bir yolda helal ve haram süreçleri elekten geçiriliyor. Domuz eti kullanımı, çikolata vb. ürünlere katılan koruyucu katkı maddelerinin muhtevası, una katılan kıl benzeri maddeler değerlendiriliyor. Helal ve sağlıklı gıdaya öncelik verenlere rehber bir kitap. 

Küçük Prensin Peşinde - Hasan Bacanlı

Kitap Küçük Prens’te eksik kalan noktaları tamam ediyor. Küçük Prens'in Peşinde I KitapYorum(22) isimli yazıda ifade ettiğim üzere Küçük Prens’i sevenlerin bu kitabıda seveceğini düşünüyorum. 

Dört Halifenin Menkıbeleri - Şemseddin Sivasi Anadolu’nun Üç Şemsi ’nden biri olan Şemseddin Sivasi Hazretleri tarafından kaleme al...

Sosyal Medya Üzerinden Nasıl Para Kazanılır?

(Bu yazı misafir yazar tarafından kaleme alınmıştır.)

Sosyal medyanın gücünü artık bilmeyenimiz yoktur. Çok sayıda insan bu platformlar üzerinden ciddi rakamlar kazanmakta. 


Peki kazanç elde edebilmemiz için illa fenomen mi olmamız gerekir ? Kesinlikle hayır. Bugün üzerinde duracağım yol, isteyen herkesin başarılı olabileceği bir yol. Herkes fenomen olmayabilir ama herkes dijital bir market açabilir. Doğru adımlar atmanız size ciddi rakamlar kazandıracak şüpheniz olmasın.

Öncelikle başarısız bir çok deneme olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu sizi korkutmasın, aksine bize daha çok analiz imkanı sağlıyor. Başarı elde edemeyen dijital girişimcilere baktığımız da yeteri kadar istikrarlı olmadığını görüyoruz. Ya gereken önemi vermiyorlar, ya da yeteri kadar inanmıyorlar. Yani bu işe gerçekten zaman ayırıp, istikrarlı ve inançlı bir şekilde çalışmamız gerekiyor.

Şimdiye kadar hemfikirsek yavaş yavaş iş konuşmaya başlayabiliriz.

Günümüz de dünya nüfusunun %56'sı internet,%45'i ise aktif sosyal medya kullanıcısı. Bu çok ciddi bir rakam. Daha net rakam vermek gerekirse(geçtiğimiz yılın rakamları) Facebook 2 milyar 167 milyon, YouTube' 1.5 milyar, İnstagram 800 milyon, Twitter 328 milyon kullanıcıya ev sahipliği ediyor.

Türkiye'de ise nüfusun %67'si aktif sosyal medya kullanıcısı. Yani Youtube 45 milyon, Facebook 42 milyon, İnstagram 38 milyon, Twitter ise 30 milyon kullanıcıya ev sahipliği ediyor. Bizler bu fırsatı nasıl kazanca çevirebiliriz bugün bunu konuşucaz.

Öncelikle pazarlamak istediğimiz şeyi bulmamız gerekiyor. Butik mi açacaksınız, yaptığınız resimleri satacaksınız orası size kalmış. Fakat dikkat etmeniz gereken şey, pazar analizi.

Ne yaparsanız daha az rekabetle, daha çok insana ulaşabilirsiniz ya da hangi alan da daha iyi hizmet sunarak, rakiplerinize karşı avantaj sağlayabilirsiniz. Bir platforma ağırlık vermenizi tavsiye ederim ama her platform da bulunmaya da özen gösterin. Platform seçerken yaş istatistikleri sizin için önemli olacaktır.

Platformu seçtikten sonra, ona göre stratejiler yürütmeniz gerekecek. Örneğin; İnstagram satışı yapacaksanız(ki güzel bir tercih diyebilirim), görselliğe önem vermeniz gerekiyor. Bildiğiniz üzere instagram görsel üzerine kurulu bir platform.

Bunun yanı sıra aktif kullanıcı olmanız size artı sağlayacaktır. Örneğin instagram üzerinden satış yapacaksanız, hikayeler özelliğini aktif ve kaliteli olarak kullanmaya özen gösterin. 

İlk etapta profiliniz gizli olmasın, kimse düşük takipçi sayısına bir hesabı takip etmek istemez ama profilinize girdiğin de bir ürünü beğenip, sahip olmak isteyebilir. Ufak görünen detaylar çok önem taşımakta.

Gelelim asıl konuya, herşey tamam, analizimi yaptım, ürünüm ya da tedarikçim tamam, artık müşterilerime ulaşmak istiyorum diyorsanız, ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu sizin işiniz, dükkanınız. Ne kadar yatırım yaparsanız, o kadar şansınız artar. İlk etapta reklam vermekten kaçınmayın. Gerekirse direkt sosyal medya platformuna, gerekirse popüler sayfalara reklam verin. Güvenilirlik ve tanınmak açısından bu çok önemli.

Gelir elde etmeye başladıktan sonra da %10 gibi bir kısımını reklama yatırmanızı tavsiye ederim.

İnsanlara ulaştık, artık satış yapıyoruz, işte bu noktadan sonra müşteri memnuniyeti ve marka algısı yaratmak çok önemli. Çok dikkatli adımlar atmanız gerekiyor. İnsanlara kalitesiz ve fiyatının altında ürünler satmanız size kısa vadede kazandırsa da uzun vadede kaybettirir. Kötü bir reklam, bütün reklamı bitirebilir.

En iyi reklam dilden dile olandır ki güvenilirliği en yüksek olanı budur. Bunu bir prensip haline getirmeniz uzun vadede size kazandıracaktır, şüpheniz olmasın. 

Bundan sonra yapmanız gereken şey, kazancınızı doğru yönetmek, daha iyi hizmet vermek. Örneğin çekilişler düzenleyebilir, ürün çeşitlilik ve kalitesine yatırımlar yapabilirsiniz. Unutma ki sosyal medya büyük bir dünya, sende o dünyada, kendi işinin sahibi olabilirsin.

Vergi konusuna da değinmek istiyorum. Örneğin instagram satışlarında bir vergilendirme sistemi yoktur ama bu kişinin vergi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. 

Peki bu işi nasıl vergilendirebilirim diyorsanız, bir vergi dairesine gidip, şahıs şirketi başvurusunda bulunabilir ve ev adresinizi verebilirsiniz. Vergi memurları tarafından yapılan keşiften onay aldıktan sonra bir muhasebe bürosuyla anlaşıp fatura hazırlatabilir ve yaptığınız satışları faturalandırıp, verginizi ödeyebilirsiniz.

Aksi taktirde bir şikayet durumunda rahatlıkla kargo şirketi aracılığıyla adresinize ulaşılır, mallarınıza el konulur ve vergi kaçırma suçundan cezaya çarptırılırsınız.

Umarım bilgilendirici bir içerik olmuştur. Sosyal medyanın yeni girişimcilerine bol şans diliyorum, kendinize iyi bakın.

Misafir Yazar: Ümit ÇAKIR/Objektif Rap
Blog Adresi: https://objektifrap.blogspot.com

(Bu yazı misafir yazar tarafından kaleme alınmıştır.) Sosyal medyanın gücünü artık bilmeyenimiz yoktur. Çok sayıda insan bu platformlar ...

Adam Olacak Çocuk Nasıl Anlanır?


Büyükler adam olacak çocuğu tespit etmek hususunda oldukça iddialı olurlar. Hal ve hareketlerinden bir çocuğun adam olup olmayacağı hükmüne varır; ‘Bu çocuktan adam olmaz’, ‘Bu çocuk büyük adam olacak’ kabilinden sözlerle verdikleri hükmü dile getirirler. Verdikleri hükmü destekler nitelikte bir davranışını gördüklerinde ise göğüsleri kabarır, Ben söylemiştim, böyle olacağını’ derler. Bir çocuğun olumsuz davranışı karşısında sevinmenin mantıklı bir izahını bulmak mümkün olmasa da, adam olmayacağına hüküm verdiğimiz çocuğun olumsuz davranışı karşısında sevinmeye meyilli oluruz.
Bilmişliğin verdiği gurur ile göğsümüz kabarırken, yüzümüzden sevinç okunur.  Bir büyüğün adam olacak çocuğu bilip bilmemesi meselesinde 3 farklı durum ortaya çıkar:

  • 1) Büyükler adam olacak/olmayacak çocuğu tespit etmek hususunda iyidirler. 
  • 2) Büyükler muhatap çocukla ilgili hangi hükme vardılarsa çocuğun hal ve hareketlerinde o hükmü destekleyecek şeyler görürler. 
  • 3) Çocuklar büyüklerin hükmünün haklılığını gösterir. Çünkü çocuk çevresinde gördüklerine göre davranır. Yani çevreden ne alıyorsa çevreye onu verir. Şimdi bu üç durumu izah edelim:

1) Büyükler adam olacak/olmayacak çocuğun tespitinde iyi olabilirler. Gerçekten böyle bir durum mümkündür. Yaşadıkları tecrübeler ile ‘feleğin çemberinden geçmiş olmakla’  adam olan/olmayan çocukların özellikleri hakkında bolca fikirleri olabilir. Her zaman doğru sonucu vermese de tecrübelerden hareketle yorumlar yapılabilir. Birçoğumuz tecrübelere dayalı yorumlar yaparız. Farkında olsak da olmasak da çoğu durumda tecrübelerimizden yararlanırız.
2) Hakkında olumlu yargılar beslediğiniz bir kişiyi gözünüzde canlandırın, neler görüyorsunuz? Yaptıkları arasında dikkatinizi çeken olumsuzluklar var mı? Yoksa hep olumlu özelliklerini mi görmeye meyillisiniz. Birçok insan hakkında olumlu yargılar beslediği kişinin olumsuzluklarını göremiyor. Mesela; hakkındaki hükmünüz olumlu olan 3 yaşlarında bir çocuk düşünün. Çocuk iki eliyle su bardağını kavramış, su içiyor. Minik parmaklarının arasından bardak kayıveriyor birden. Su yere dökülüyor. Çocuk mahcup oluyor. Tepkiniz ne olur? Aynı olayı hakkında olumsuz hüküm taşıdığınız çocuk için düşünün. Çocuk iki eliyle su bardağını kavramış, su içiyor. Minik elleri arasından bardak kayıveriyor birden. Tepkiniz ne olur? Birinci çocuk için çoğu kişi ‘kendi işini kendi görmeye çalışırken, ufak kazalar olabilir.’ şeklinde tepki verirken; ikinci çocuk için ‘beceriksiz, koca çocuk oldu, hala suyunu içemiyor.’ gibi yıkıcı tepkiler vermeye meyillidir. Bu durum zihne verilen komutlarla alakalı. Zihne verdiğimiz komuta göre bir olay içerisinde sadece olumlu ya da olumsuzu görmeye meyilli olabiliriz. Politikacılar ve reklamcılar bu durumu iyi bilirler ve bu durumdan faydalanmaya çalışırlar. Reklam yüzlerinin tanıdık/sevilen kişilerden olması aynı mantıktan hareketle olur. Adam olacak/olmayacak çocuk hükmünde de bu durum geçerli olabilir. Verdiğimiz hükme göre zihnimiz çocuğun davranışlarında olumlu/olumsuz özellikler arar. Kimi zaman bununla yetinmeyip çocuğun yaptığını çarpıtarak algılar. Bir çocuğun yaptığı saygısız bir davranışı ele alalım: O çocuk hakkındaki hükmünüz ‘adam olacak’ şeklinde ise, çocuğun saygısız davranışını anlık bir hata olarak görürken(mantığa bürüme);  çocuk hakkındaki hükmünüz ‘bundan adam olmaz’ şeklinde ise çocuğun saygısız davranışını saygısız çocuk şeklinde çocuğun kişiliğine genellersiniz(genelleme).
3)    Bana bir düzine çocuk verin, onu istediğiniz insan haline getireyim: bir doktor, bir tüccar, hattat bir hırsız, bir katil...’ Bu sözler psikoloji literatüründe davranışçılık akımını başlatan John Watson’a ait. Çevrenin verdiklerinin çocuğun gelişimine etkisini vurgulayan iddialı bir cümle. Üçüncü olarak ele alacağımız durum Watson’un buradaki bakış açısıyla benzer. Çocuk çevresinde gördükleri doğrultusunda gelişim gösterir demiştik. Bunu biraz açalım: Bir büyük, bir çocuğa adam olacak gözü ile bakıyorsa çocuğa yaklaşımı olumlu olur, çocuğun olumlu özellikler geliştirmesi için yol gösterir.  Eğer adam olmayacak bakış açısıyla hareket ederse çocuğa yaklaşımı olumsuz olur. Bilerek ya da bilmeyerek çocuğu olumsuz etkiler. İki bakış açısı arasındaki fark davranışa şu şekilde yansır: Adam olacak çocuğa ‘böyle yap, şöyle davran’ şeklinde davranışın doğrusu gösterilirken; adam olmayacak çocuğa ‘böyle yapma, şöyle davranma’ şeklinde davranışın yanlış boyutu gösterilir. Yani birincide doğruya odaklanma varken, ikincide yanlışa odaklanma vardır. Birinci durumda çocuk doğru davranışı yani yapması gerekeni öğrenirken; ikinci durumdaki çocuk yanlışı yani neyi yapmaması gerektiğini öğrenir fakat yapması gerekeni öğren(e)mez. Bu sebeple çocuk yanlış bir davranışı yanlış bir davranışla düzeltmeye çalışır. Bu iki küçük öğrenme farkı davranışlarda büyük farklılıklara yol açabilir. Bununla alakalı yapılan araştırmalar da mevcuttur. (Bu araştırmalara bir örnek için bknz: Pygmalion Etkisi) Neticede büyükler kendi eylem ve söylemlerinin de bir sonucu olarak adam olacak/olmayacak hükümlerinde isabet etmiş olur.

Büyükler adam olacak çocuğu tespit etmek hususunda oldukça iddialı olurlar. Hal ve hareketlerinden bir çocuğun adam olup olmayacağı hükmü...

Nerelerdeyim?


Son zamanlarda birçoğunuzun fark edeceği üzere bloga yazı girmek, diğer bloggerlerin yazılarını okumak gibi noktalarda sıkıntı yaşıyorum. Sıkıntıdan ziyade zaman bulamama durumu söz konusu aslında. 
Daha önceki yazılarda açıkladığım gibi uzunca bir dönem internet kesintisi yaşadık. O dönemde blogu ihmal etmemek için yazmaya devam etmeye çalıştım. Nihayet internet sıkıntımız üç ayın sonunda giderildi. Artık blogla daha fazla ilgilenebilirim diye düşünürken, ev taşıma telaşı başladı. Oturduğum evde muhtelif sıkıntılarımız vardı, yaza evi değiştirmeyi düşünüyorduk. Fakat istediğimiz kriterlere uygun bir ev boşalınca biraz erken aldık taşınma işlemini. Nihayetinde biraz aceleci de olsa son bir ayımızı taşınmakla geçirdik. Haliyle bu süre zarfında bloga yazı girmek, sizlerin bloglarını takip etmek gibi şeylere ara vermek/kısıtlamak durumunda kaldık. Geçtiğimiz iki gün itibariyle tam olarak yerleştik diyebilirim. Artık blogda yazmaya, sizleri ziyaret etmeye devam edeceğim.
Bu arada bir seçim dönemini daha geride bırakmış olduk. Birçok açıdan gergin geçmesi sebebiyle seçim süreçlerini çok sevmiyorum. Malatya'da sandık başında vurulan görevlileri duyunca da çok üzüldüm. İnşallah gerginlik yerine, saygı ve sevgi çerçevesinde rekabetin ön planda olduğu seçimler gelir. Siyasetçiler de ortamı gerginleştirmek yerine, nezaketli rekabete davet eder milleti.
Seçimler ve mevcut siyaset sistemi hakkında yazılacak çok şey var. Fakat, kısa tutmak niyetiyle bu yazıya başladım. Niyetimize göre kısa kalsın. Seçim sonuçları hepimize hayırlı olsun.
Yeni yazılarda görüşmek üzere...

Son zamanlarda birçoğunuzun fark edeceği üzere bloga yazı girmek, diğer bloggerlerin yazılarını okumak gibi noktalarda sıkıntı yaşıyorum....