Büyükler adam olacak çocuğu tespit etmek hususunda oldukça iddialı olurlar. Hal ve hareketlerinden bir çocuğun adam olup olmayacağı hükmüne varır; ‘Bu çocuktan adam olmaz’, ‘Bu çocuk büyük adam olacak’ kabilinden sözlerle verdikleri hükmü dile getirirler. Verdikleri hükmü destekler nitelikte bir davranışını gördüklerinde ise göğüsleri kabarır, ‘Ben söylemiştim, böyle olacağını’ derler. Bir çocuğun olumsuz davranışı karşısında sevinmenin mantıklı bir izahını bulmak mümkün olmasa da, adam olmayacağına hüküm verdiğimiz çocuğun olumsuz davranışı karşısında sevinmeye meyilli oluruz.
Bilmişliğin verdiği gurur ile göğsümüz kabarırken,
yüzümüzden sevinç okunur. Bir büyüğün
adam olacak çocuğu bilip bilmemesi meselesinde 3 farklı durum ortaya çıkar:
3) ‘Bana bir düzine çocuk verin, onu istediğiniz
insan haline getireyim: bir doktor, bir tüccar, hattat bir hırsız, bir katil...’
Bu sözler psikoloji literatüründe davranışçılık akımını başlatan John Watson’a
ait. Çevrenin verdiklerinin çocuğun gelişimine etkisini vurgulayan iddialı bir
cümle. Üçüncü olarak ele alacağımız durum Watson’un buradaki bakış açısıyla
benzer. Çocuk çevresinde gördükleri doğrultusunda gelişim gösterir demiştik.
Bunu biraz açalım: Bir büyük, bir çocuğa adam olacak gözü ile bakıyorsa çocuğa
yaklaşımı olumlu olur, çocuğun olumlu özellikler geliştirmesi için yol
gösterir. Eğer adam olmayacak bakış
açısıyla hareket ederse çocuğa yaklaşımı olumsuz olur. Bilerek ya da bilmeyerek
çocuğu olumsuz etkiler. İki bakış açısı arasındaki fark davranışa şu şekilde
yansır: Adam olacak çocuğa ‘böyle yap, şöyle davran’ şeklinde davranışın doğrusu
gösterilirken; adam olmayacak çocuğa ‘böyle
yapma, şöyle davranma’ şeklinde davranışın yanlış boyutu gösterilir. Yani
birincide doğruya odaklanma varken, ikincide yanlışa odaklanma vardır. Birinci
durumda çocuk doğru davranışı yani yapması gerekeni öğrenirken; ikinci
durumdaki çocuk yanlışı yani neyi yapmaması gerektiğini öğrenir fakat yapması
gerekeni öğren(e)mez. Bu sebeple çocuk yanlış bir davranışı yanlış bir
davranışla düzeltmeye çalışır. Bu iki küçük öğrenme farkı davranışlarda büyük
farklılıklara yol açabilir. Bununla alakalı yapılan araştırmalar da mevcuttur. (Bu
araştırmalara bir örnek için bknz: Pygmalion Etkisi) Neticede büyükler kendi eylem ve söylemlerinin de bir sonucu olarak adam
olacak/olmayacak hükümlerinde isabet etmiş olur.
- 1) Büyükler adam olacak/olmayacak çocuğu tespit etmek hususunda iyidirler.
- 2) Büyükler muhatap çocukla ilgili hangi hükme vardılarsa çocuğun hal ve hareketlerinde o hükmü destekleyecek şeyler görürler.
- 3) Çocuklar büyüklerin hükmünün haklılığını gösterir. Çünkü çocuk çevresinde gördüklerine göre davranır. Yani çevreden ne alıyorsa çevreye onu verir. Şimdi bu üç durumu izah edelim:
1) Büyükler
adam olacak/olmayacak çocuğun tespitinde iyi olabilirler. Gerçekten böyle bir durum
mümkündür. Yaşadıkları tecrübeler ile ‘feleğin
çemberinden geçmiş olmakla’ adam
olan/olmayan çocukların özellikleri hakkında bolca fikirleri olabilir. Her
zaman doğru sonucu vermese de tecrübelerden hareketle yorumlar yapılabilir.
Birçoğumuz tecrübelere dayalı yorumlar yaparız. Farkında olsak da olmasak da
çoğu durumda tecrübelerimizden yararlanırız.
2) Hakkında
olumlu yargılar beslediğiniz bir kişiyi gözünüzde canlandırın, neler
görüyorsunuz? Yaptıkları arasında dikkatinizi çeken olumsuzluklar var mı? Yoksa
hep olumlu özelliklerini mi görmeye meyillisiniz. Birçok insan hakkında olumlu
yargılar beslediği kişinin olumsuzluklarını göremiyor. Mesela; hakkındaki
hükmünüz olumlu olan 3 yaşlarında bir çocuk düşünün. Çocuk iki eliyle su
bardağını kavramış, su içiyor. Minik parmaklarının arasından bardak kayıveriyor
birden. Su yere dökülüyor. Çocuk mahcup oluyor. Tepkiniz ne olur? Aynı olayı
hakkında olumsuz hüküm taşıdığınız çocuk için düşünün. Çocuk iki eliyle su
bardağını kavramış, su içiyor. Minik elleri arasından bardak kayıveriyor birden.
Tepkiniz ne olur? Birinci çocuk için çoğu kişi ‘kendi işini kendi görmeye çalışırken, ufak kazalar olabilir.’
şeklinde tepki verirken; ikinci çocuk için ‘beceriksiz, koca çocuk oldu, hala suyunu içemiyor.’ gibi yıkıcı tepkiler vermeye meyillidir. Bu durum zihne
verilen komutlarla alakalı. Zihne verdiğimiz komuta göre bir olay içerisinde
sadece olumlu ya da olumsuzu görmeye meyilli olabiliriz. Politikacılar ve
reklamcılar bu durumu iyi bilirler ve bu durumdan faydalanmaya çalışırlar.
Reklam yüzlerinin tanıdık/sevilen kişilerden olması aynı mantıktan hareketle
olur. Adam olacak/olmayacak çocuk hükmünde de bu durum geçerli olabilir.
Verdiğimiz hükme göre zihnimiz çocuğun davranışlarında olumlu/olumsuz
özellikler arar. Kimi zaman bununla yetinmeyip çocuğun yaptığını çarpıtarak
algılar. Bir çocuğun yaptığı saygısız bir davranışı ele alalım: O çocuk
hakkındaki hükmünüz ‘adam olacak’ şeklinde ise, çocuğun saygısız davranışını anlık
bir hata olarak görürken(mantığa bürüme);
çocuk hakkındaki hükmünüz ‘bundan adam olmaz’ şeklinde ise çocuğun
saygısız davranışını saygısız çocuk şeklinde çocuğun kişiliğine genellersiniz(genelleme).
Çocuğa ne verirsen onu alırsın aslında. Hırsızlık yapmayı öğretirsen hırsız olur, kitap okumayı, iyi adam olmayı öğretirsen o yönde gelişim gösterir. Aslında ebeveynler şekillendirir çocuklarını.
YanıtlaSilEbeveynler olarak bu durumun farkında olsak keşke..
SilNe güzel, ne doğru bilgiler. Teşekkür ederiz Arif Bey. Emeğinize sağlık.
YanıtlaSilRica ederim. Yorum için teşekkürler :)
SilYazıda gayet güzel bir şekilde özetlemişsiniz Arif Bey, ''Adam olacak çocuk'' biraz genetik biraz da çevremizdeki insanların davranışları sonucunda şekillenmektedir. ÇOK TEŞEKKÜRLER.
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler..
Sil"Adam olmak"ta kasıt nedir önce onu iyi incelemek lâzım sanki.
YanıtlaSilYazının gidişatına göre bakacak olursak, büyükler hoşlarına gitmeyen çoğu davranışı adam olmamak olarak açıklarlar.
SilÇocuk psikolojisi çok önemli bir konu. Güzel bir yere değinmişsiniz, sıkılmadım okudum. Başarılar dilerim
YanıtlaSilAslında hocam bu kamu spotu yapılmalı. O kadar önemli bu konu.
YanıtlaSilTeşekkür ederim :)
Silne büyük hata çocuğu kıyaslamak ve bundan adam olmaz diye yargılamak çocuk daha en baştan 1/0 yenik başlar böyle hayata..çocuğa koşulsuz ilgi sevgi verip kaliteli zaman geçirip düşüncelerine ve duygularına saygı gösterince vizyonunu ve hayallerinin önünü kapamayınca bal gibi de adam olur hem de boynuz kulağı da bir güzel geçer...harika bir yazıydı...teşekkürler...
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler. Eğitimin ABÇ'si kitabındaydı galiba, şöyle bir cümle vardı: Çocuklara yapmadıklarımızdan çok yaptıklarımızla zarar veririz, diye. Öyle bir durum var.
SilBüyüklerin davranışları çocuk yetiştirmede çok çok önemli.Bilgilendirici bir yazıydı.Sağ ol Arif :)
YanıtlaSilTeşekkürler :)
SilAslında bütün çocuklar adam olacak potansiyele sahipte biz köreltiyoruz onları bir proje yaptım yıllar önce en yaramaz,tembel öğrencilerle çoğu kişi beni kınadı rezil olacaksın biz bunlarla koyun otlatmaya gitmeyiz dediler.Her ikisi de başarısız sınıfta kalmış çok güzel bir kız çok yakışıklı bir erkek öğrenciyle girdik yola.İnanın ruhlarını koydular ortaya çok çalıştılar ve bölge birincisi olduk.Şu an ikiside üniversitede okuyor ilk kez beraber uçağa bindik,ilk kez şehir dışına çıktılar,ilk kez bir şeyi başardılar ve hocam biz nelerle uğraşırken bu ülkede pek çok genç bilimle sanatla uğraşıyorlarmış diye hayret ettiler.Hepsi Adam olur yeter ki fırsat eşitliği olsun yeter ki birileri onlara güvensin.
YanıtlaSilYaramaz, tembel vs. diye etiketlediğimiz anda kaybediyoruz zaten çoğu öğrenciyi. Halbuki ihtiyaçları kabul ve destek.
SilYetiştiği ortama göre çok iyi bir düzenbaz ya da çok faydalı bir insan olabiliyor çocuk. Bence yaramaz olan çocuk değil ebeveyndir. Teşekkürler
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler.
Sileğitim ailenden başlar mutlu bir ortamda yaşayan çocuk daha iyi yetişir mutlu olur daha çabuk öğrenir çocuklarımıza en iyi şeyleri evde öğretebiliriz çok dikkat edilmeli saygılar.
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler :)
SilNe ekersen onu biçersin. Tabi iyi ürün elde etmek için de, uygun zemin, uygun tohum gerekli..
YanıtlaSilÇocuk, bir ağaç gibidir suladığınız kadar meyve verir. Ne yöne çekerseniz o yöne gelir.
YanıtlaSilHer çocuk karakteri ile doğsa da doğumdan sonra çevre ve özellikle aile şekillendirir onu. Çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluktur aslında. Harika bir yazı, emeğinize sağlık .
YanıtlaSil