Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Umut etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Elimizden Ne Gelir Ki?

Konuya geçmeden önce; Yalnızamaözgür blogunda güzel bir çekiliş var. Hediyeleri ilginizi çekecektir. Göz atın derim: http://yalnizamaozgur.blogspot.com.tr/2017/10/ce-ki-lis.html Her birimiz şikayetçiyiz bir şeylerden: hayattan, insanlardan, işten, savaşlardan, güvensizliklerden. Her birimiz bir şeylerin yanlış hatta çok yanlış olduğunu dillendiriyoruz. Bir kısırdöngü içinde, karamsarlık ve umutsuzluk haliyle bir çoğumuz aynı şeyler için hayıflanıyoruz.  Ama bu yanlışları düzeltmek adına yaptığımız ne var? Çoğu zaman hiç bir şey. Düşünüyoruz, üzülüyoruz. Çaresiz hissediyoruz: Elimizden ne gelir ki?  Biz şikayete devam ettikçe yanlışlar artarak devam ediyor. Şikayet etmek yerine çözüm üretmeye, konuşmak yerine icraat yapmaya çalışsak mutlaka daha iyi olacak. Yaptığımız iş her ne ise en iyi şekilde yapmaya çalışsak. Kısaca kendimizden emin bir şekilde, daha iyi bir dünya için çalışsak, her şeyin daha iyi olması için kelebek etkisini başlatmış...

Hayat

Hayat, hüzünlü ve mutlu anların toplamından ibaret İniş çıkışların, düşüp kalkmaların. Bazen kelebekler uçuşur yüreğimizde, Bazen fırtınalara ram olur benliğimiz. Nasıl ki gebeyse gündüz geceye Nasıl, her gecenin ardından güneş Doğuyorsa ve yüreğimizi aydınlatıyorsa Hüzün ve mutluluk da öyledir işte Biri gider, biri gelir… Bir güvercin pervanelerce döner etrafımızda Omzumuza dokununca tazelenir umutlarımız İçimizdeki kelebek ölür günün sonunda Fil devrilişiyle yere çakılır yarınlarımız Kimbilir? Belki yere çakılan hayallerimizdir, bizi ayakta tutan Düştüğümüz yerden bir aslan kükreyişiyle kalkışımız, Yeniden hayata sarılışımız. Belki, Hasan Harakani’nin(k.s) dediğidir; Sıkıntının bereketidir bizi ayakta tutan Her şey tadında güzel. Bir gün ‘son’a ermesi kaçınılmaz hayatta ‘Son’ludur hayata dair ne varsa. Hüzünlerimiz, sevinçlerimiz, hayallerimiz… Mesele, düştüğümüzde yeniden doğrulabilmek, Ve umut dolu gözlerle hayatı tutunab...

Mim Yazısı #Mim

Yüreğimin İklim blogunun başlatmış olduğu bir mim etkinliği var. Güzel ve anlamlı bir mim. Bazı soruların cevapları, henüz soruları okurken hemen zihnimde canlanırken, bazı cevaplar için düşünmeme gerekti. Bu da bazı konularda farkındalık kazanmamı sağladı. Yüreğimin İklimi blogunun mim yazısını linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Benim cevaplarım için. Buyrun, başlayalım.  SÜREKLİ ERTELEDİĞİM     Spor… YAZIN EN ÇOK ERTELEDİĞİM   Havalar sıcak olunca herşey… KAFAMI YASTIĞA KOYDUĞUMDA   Hemen uyurum. EN ÖZENDİĞİM   Her şeye rağmen mücadele ruhunu kaybetmeyenler…. OKUDUĞUM  KİTABIN 125. SAYFA 5. CÜMLESİ   Mitat ENÇ / BİTMEYEN GECE kitabını okuyorum.  ‘Ancak, düzenimi bilmeyen birinin gayretkeşlik gösterip bunları kendinin uygun bulduğu bir yere koyması durumunda sorunlar başlıyordu’. SON GÖRDÜĞÜM RÜYAM Rüyalarımı çoğunlukla hatırlamıyor, hatırladıklarımı da hemen unutuyorum. İNANDIĞIM EN BÜYÜK YALAN   Hoca...

Candan İleri

Askerlik yaptığım günlerde şiir olsun diye peşpeşe sıraladığım dizler. Ne kadar şiire benzedi bilemiyorum. Eski zamanları anarken hatırıma geldi. Paylaşmak istedim. (Bugünlerde askerlik yaptığım günler üzerine çok düşünüyorum galiba.) Can'ım dolunaylı akşamların tutkunu Canan'ım lacivertine aşık renklerin Lacivert gökyüzünde dolunaylı akşamlar Vaktidir gönülde gamın, kederin. Mardin akşamları; sıcak ve kuru Kurulukta yoğrulur sevda hamuru Canım cananımı arar her yerde Gözümden süzülür aşkın yağmuru Gurbette akşamlar hüzünlü geçer Hüznümün ortağı gökler ve yerler Lacivert göklerin sessiz çığlığı Gönlümden gözüme sirayet eder Gönüller sevdanın kılıfın biçer Her sevdanın hükmü gönülden geçer Canımı pazara çıkarsam ne ki Canansız canın hükmü ne eder.                                          31.07.2015 - Mardin

Bir Şehirle Tanışma Hikayesi: Mardin - 3

Kısıtlı vaktimizde minik bir gezinin sonuna geliyoruz ağır ağır. Mardin'in yöresel lezzetlerini tatmadan gitmek olmaz düşüncesiyle tavsiye üzerine Sultan Sofrası lokantasına giriyoruz. Ne çok dar ne çok geniş olan alana lükse kaçmadan yerleştirilmiş masa ve sandalyeler. Biraz bekleyişten sonra siparişler geliyor: Mardin Kebabı, Mardin etli ekmeği, kaburga dolması ve şembeşekten(şam böreği) oluşan bir servis tabağında. Adana Kebabı'na benzeyen Mardin kebabı, et ile hamurun içiçe geçtiği etli ekmek, Şam börek ve kaburga dolması yemeye değer. Birbirinden lezzetli yemekleri tadarken, bölgenin kendine has kabında ikram edilen ayranla yüreğimizi ferahlatıyoruz. Günün sonlarına doğru yaklaşıyorken, güneş taş duvarlar arasında parıltılarını toplamaya başlıyor. Belki talihimizden, belki dikkatsizliğimizden Mardin semalarını süsleyen güvercinleri göremeden şehirden ayrılma vaktimiz geliyor. Çatıların üzerinde oyunları, taklaları ve ani manevralarıyla izleyenleri mest eden bir kaç ...

Bir Şehirle Tanışma Hikayesi: Mardin -1

Askerliğimi Mardin’in Midyat ilçesinde tamamlayışımın üzerinden neredeyse iki sene geçiyor. Askerlik dönemine ait hatıralar gözümde canlanıyor; hüzünlü, hasretli, neşeli hallerim gözlerimin önünden geçerken, soluduğum hava tatsızlaşıp, içimde biriken sesler boğazımda düğümleniyor. Askerlik günlerimin neredeyse her anında yanımda bulunan, samimiyetleri ve tatlı hatıralarıyla yüreğimde taht kuran iki asteğmen arkadaşıma, İlker ve Oğuzhan ’a, selamlarımı ilettikten sonra Mardin’de geçen bir günü sizlerle paylaşıyorum. Minibüs'ten beton zemine ilk adımı attığım anda bedenimi ve ruhumu sarıp sarmalıyor bilinmeyen bir şehrin yabancılığı: yabancı bir şehirde olmanın getirdiği tedirginlik ve bir şey ararmışçasına etrafı tarayan anlamsız bakışlar. istikametini bilmiyor ayaklarım. Hedefsiz, amaçsız, başıboş yürüyoruz bir müddet. Yanımda Bursa/Mustafakemalpaşalı İlker: veteriner asteğmen. Eski Mardin'e gitmek üzere bekliyoruz durakta. Şehir içi minibüs önümüzde durduğunda kal...

Bir Fotoğraf, Bir Fotoğraftan Ötedir Bazen

Hiç düşündünüz mü?  Bir fotoğraf ne kadar uzağa götürebilir insanı?  Ne kadar acıtabilir yüreğini insanın.  Ya da insan, bir fotoğraf karesine takılıp yüreğine doldurabilir mi hüznü? Facebook ekranımda bir anda karşıma çıkan bir fotoğraf.  Afrika’ya alakasını ve yardım gayretlerini bildiğim bir dernek yüklemiş. Oyun oynayan çocuklar mı?…  Hayal kuran çocuklar mı?  Her şeye rağmen gülücükler saçan çocuklar mı?  Her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışan çocuklar mı?  Hangisi tanımlar karedeki çocukları?  Hepsi mi, hiç biri mi? Bilinmez... En son ne zaman oyun oynadınız?  Oyununuz hayallerinizi barındırıyor muydu içinde?  Ya da acılarınızı, yokluklarınızı, hayatınızı?…  Bir fotoğraf, bir fotoğraftan ötedir bazen. Acıyı, sevgiyi, özlemi, hayali; kısaca hayatı taşır içinde.  Hayatın acınası yüzünü, umudun yaşatma gücünü, ışıldayan gözlerin tebessümünü anlatan bir fotoğraf.  Ya...

Akşamdan Sabaha Bir Umuttur Yaşamak

Bu kaçıncı gece oldu sevdasız. Saymadım. Sayamadım. Yalnızlığın girdabında zaman akıp gidiyor; geceler gündüzlerle, sabahlar akşamlarla yer değişiyor. Ortamın boğucu havasına eşlik eden muhabbetler, pencereleri döven rüzgar, uzaklardan izlediğim deniz... Denizden ötelere doğru süzülen ışıklar, kara bulutlarla kaplı gökyüzü... Ve, ikisi arasında hapsolmuş hayallerim. *** Bir asır uzunluğundaki dakikalarda, bir çırpıda tükenen günlerde geride kaldı. Rüzgar yağmur damlalarını etrafa dağıtmaya başladı. Birdenbire soğudu havalar. Vücudumu soğuk soğuk okşayan yağmur suları yürek yangınlarıma tesir etmiyor. Bedenim soğuk, yüreğim yangın yeri.                                                                         *** Geceden sabaha geçişin alaca karanlığındayım. Sislerin arasından ışıklar süzülüyor,...