2018'de Okuduğum En İyi 10 Kitap


Zihin Haritaları - Tony Buzan

TavsiyeKitap: Zihin Haritaları(8) başlıklı yazımda kitap hakkında açıklamalar yapmıştım. Bilgileri akılda tutma, organize etme, yeni öğrenilenlerle bağdaştırma gibi konularda rehberlik eden bir kitap. Zihin haritalarını uygulamaya başladım ve bu konuda ilerleme kaydediyorum. Bu bakımdan 2018'in faydalı kitaplarından biri oldu. Ayrıca ilk yaptığım zihin haritalarından bazılarını Haritalama Uygulamaları başlıklı yazımda paylaşmıştım.

Üç Psikolojik Soru - A. Kadir Özer

TavsiyeKitap: Üç Psikolojik Soru(7)başlıklı yazımda bu kitabı değerlendirmiştim. Kendini keşfetmek, duygu, düşünce ve davranış dünyasında yolculuk yapmak isteyenler için ideal bir kitap. İçindeki uygulama ve deneylerde kitaba güzellik katmış.

Sizi Medyanın Elinden Kurtaracak Kitap

Sinema, televizyon, gazete, reklamlar ve daha fazlası. Medyanın amacı, etkileri, zararları gibi alanlarda muhtelif zamanlarda yazılan yazılardan oluşuyor kitap. Yazılar İnsan ve Hayat Dergisi’nin muhtelif sayılarından derlenmiş. Bilhassa reklamların analiz edildiği yazılar ile, TV’siz Evler sloganının işlendiği bölümler ziyadesiyle dikkatimi çekti. Uzman kişilerden alınan iktibaslar da kitaba güzellik katmış. Medyanın olumsuzluklarından az etkilenmenizi sağlayacak bilgiler ile bezeli iddialı bir kitap.

Mucize

Kitabı ve filmini daha önce blogumda değerlendirmiştim. İsterseniz Mucize I KitapYorum(19) başlıklı yazımı ve Film Tavsiyesi: Mucize başlıklı yazımı okuyabilirsiniz. Yüzünde doğuştan şekil bozukluğu olan Aggue’nin okula başlaması etrafında olaylar gelişiyor. Farklı kişilerin penceresinden yorumlanan aynı olaylar empatinin önemini gözler önüne seriyor. Bu kitabı okuduktan sonra daha fazla empati için 'Mucize ve Ben' kitabını da okumanızı tavsiye ederim. 

İlk Öğretmenim

Cengiz Aytmatov’un hüzünlü hikayelerinden biri. Az buçuk bildiği okuma yazması ile yoğun mücadeleler vererek çocuklara okuma yazma öğreten Duyşan’ın acıklı hikayesi. Okuma yazmayı eksik öğretse de eğitim aşkını ve azmini kazandırdığı öğrencileri var. Hikayeyi okurken insanın yüreği hüzünle doluyor.

Ayaklı Kütüphaneler

Kitap Osmanlı’nın  son devrinde, Cumhuriyetin ilk çeyrek asrında yaşayan kitap dostlarının hayatına ışık tutuyor. Birbirinden tatlı anektodlar ile kitap ve kütüphane tutkunlarının hayat serüvenini büyük bir hazla okudum. Bahsi geçen kitapla alakalı TavsiyeKitap: Ayaklı Kütüphaneler(5) adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Eğitimin ABÇ’si - İdris Eren

Eğitimi anne, baba ve çocuk penceresinden ele alan bir kitap. Severek okudum. Ziyadesiyle istifade ettiğimi düşünüyorum. Çocuklara harfleri, rakamları öğretmenin yanı sıra sabretmeyi, azmetmeyi öğretmenin ehemmiyetini vurguluyor. Anne-babalar ve eğitimcilere tavsiye edilir.

Osmancık-Tarık Buğra

Kayı boyunun beylikten devlete geçişinin, Osmancık'ın Osman Bey oluşunun hikayesi anlatılıyor romanda.  O dönemin tarihi ve kültürel özelliklerini iyi yansıttığını düşünüyorum.

Beyhude Ömrüm

Mustafa Kutlu'nun kaleminden bir ömrün panaroması. Aynı zamanda köyden şehre göçüşün getirdiği umut ile geride bıraktığı hüzün satırlar arasına çekiyor okuyucuyu. Beni toprağa olan sevdanın yerini zenginlik hayallerinin aldığı günlere götürdüğü için çok sevdim kitabı.

Mutsuz Olmak

Mutsuz Olmak - Wilhelm Schmid I KitapYorum(21) başlıklı yazımda kitap hakkında düşüncelerimi paylaşmıştım. Kitabın temel vurgusu -benim de en sevdiğim nokta- mutsuzluğun normal olduğu vurgusu. Mutsuz insanlara verdiği 'sen normalsin' mesajı ile gönlümde yer eden kitaplardan. 

2018'de okuduğum tüm kitaplar için tıklayın: Kitap Listesi 

Zihin Haritaları -  Tony Buza n TavsiyeKitap: Zihin Haritaları(8)  başlıklı yazımda kitap hakkında açıklamalar yapmıştım. Bilgileri ...

Çocuklar Nasıl Yaramaz Olur?




‘Seni gidi yaramaz’, ‘Bizim çocuk çok yaramaz’ gibi söylemleri ne çok kullanıyoruz değil mi? Kimi zaman çocuğun tatlılığını, kimi zaman çocuğa olan sevgimizi, kimi zaman da çocuğumuzla ilgilenirken yorulduğumuzu ifade etmek için kullanıyoruz yaramaz kelimesini. Bu yazıda çocuk nasıl yaramaz olur? suali üzerine tartışmak istiyorum Söylemek istediklerime geçmeden önce yaramaz kelimesinin sözlükteki anlamına bakalım:

yaramaz    
sf. 1. Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. 2. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı: “Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu.” -R. N. Güntekin. 3. Çapkın. (www.tdk.gov.tr)

Baktığımız zaman birinci anlamı olan ‘bir işe yaramamak’, kelimenin gerçek anlamını ifade ediyor. Kelime gerçek anlamı dışında bir yan anlam kazanmış ve ‘söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı çocuk’ anlamı ortaya çıkmış. Öyle ki, kelime gerçek anlamından ziyade yan anlamında kullanılıyor dersek yanlış olmaz.

Hiç düşündünüz mü? Yaramaz kelimesi gerçek anlamı olan ‘bir işe yaramayan’ anlamından ‘söz dinlemeyen, uslu durmayan’ anlamına nasıl geçiş yapmıştır? Komşunun söz dinlemez çocuğuna ‘seni gidi yaramaz’ derken, evde enerjisini atmaya çalışan çocuğunuza ‘gene ne yaramazlık peşindesin’ derken; kullandığınız yaramaz kelimesini hangi anlamda kullandığınızın farkında mısınız? Birinci anlamını kastederek mi kullanıyorsunuz, ikinci anlamını kastederek mi? Yahut anlamının farkında olmadan gelişigüzel kullandığınız bir kelime midir? Düşünelim.

Meseleye bir de çocuk cihetinden bakmak lazım. Hiç bir art niyet gözetmeden söylediğiniz kelime çocuk tarafından nasıl algılanıyor? Çocuk, kelimenin birinci anlamını mı, yoksa ikinci anlamını mı alıyor? Belki de anlamını bilmediği için muhatap olduğu kelimeyi anlamıyordur.
Yaramaz sıfatına muhatap olan çocukların -genelde- soyut işlemler dönemine gelmemiş(soyut işlemler dönemi hakkında bilgi için Bilişsel Gelişim Dönemleri) çocuklar olduğunu düşünecek olursak kelimenin birinci anlamını anlayacaklarını söyleyebiliriz. Zira soyut düşünme evresinden önce çocuklar somut düşünme eğilimi içerisindedirler. Basit düşünürler. Karmaşık ve soyut şeyleri anlamlandırmakta zorlanırlar. Mecaz anlamlı kelimeleri, deyimleri anlamakta zorlanırlar. Mesela ‘uslu durman(k)’ın (Çocuklar genelde uslu durmanın ne olduğunu bilmezler. Uslu dururken ne yapacaklarını, ne yapmaları gerektiğini kestiremezler.) ne olduğunu anlamlandırmayan çocuk yaramaz kelimesinden işe yaramayan anlamını çıkaracaktır. Basit düşüneceği için yarar-yaramaz ikileminde kelimeyi gerçek anlamı olan birinci anlamı ile algılayacaktır.

Burada bir problem ortaya çıkar mı? Büyüklerin sözünü dinlemediği için yaramaz olarak nitelenen bir çocuk, kendisini işe yaramayan biri olarak görür mü? Böyle bir ihtimal vardır: Çocuk kelimeyi birinci anlamında, yani ‘bir işe yaramama’ anlamında algılarsa kendini işe yaramaz biri olarak algılar. Bu durum özgüvenin düşmesine sebep olurken, yetişkinlerin yaramazlık olarak tanımladığı davranışları daha çok yapmasına yol açar. Çocuk, bir işe yaramamamın eksikliğini sürekli haşarılık yaparak kapatmaya çalışır.

İşe yaramadığını düşünen bir çocuğun halet-i ruhiyesi nasıl olur? 

Yaramaz’ kelimesine muhatap olmanın çocuğa kattıklarını ölçmek mümkün olmasa da kendine güvenini zedeleyebileceğini söylemiştik. Bu sebeple çocuk kendini kanıtlamaya, kendini göstermeye çalışabilir. Yaptığı aşırı hareketler bu düşüncesinin emaresi olabilir. Kendini gerçekleştirme hissiyatı artık hırs haline dönüşeceği için yaptığı şeylerde hata yapma ihtimali daha yüksek olacaktır. 
Son olarak ‘bir kişiye kırk defa deli dersen deli olur.’ atasözü muvacehesinde çocuğu sürekli yaramaz olarak etiketlemek çocuğun bilinçaltına tesir eder. Çocuk bilincinde yaptığı haşarılıklar için yaramaz denildiğini anlasa dahi bilinçaltında bir işe yaramadığı düşüncesi gelişir. Bilinçaltına farkında olmadan yerleşen bu düşünce büyüyerek çocuğu gerçekten bir işe yaramaz hale getirebilir. Bilinçaltında bir işe yaramadığı düşüncesi gelişen çocuğun bir şeyler yapabilmesi zorlaşacaktır.

Takipte Kalın! 

‘Seni gidi yaramaz’, ‘Bizim çocuk çok yaramaz’ gibi söylemleri ne çok kullanıyoruz değil mi? Kimi zaman çocuğun tatlılığını, kimi z...

Selfie Çekerken Ölenler-İktibas#32


Ölüm meleği Azrail’in ‘insanlar benden küsecekler’ şeklindeki endişesi üzerine Allah’ın ilahi bir hikmetle Azrail’e; ‘Seninle kullarımın arasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım, tâ ki şikayetler onlara gidip, senden küsmesinler’ dediği malumdur. Öyle ki; akla, hayale gelmedik musibetler zaman içerisinde ölüm sebepleri arasında yer almıştır, almaya devam etmektedir. Hastalıklar hayatın her döneminde olsa da teknolojiye bağlı ölüm sebepleri insanları hayrete sürüklüyor. Asırlar öncesinde araba kazasında ölüm insanların hayaline gelmezken, şimdilerde özçekimden(selfie)kaynaklı ölüm de çok az kişinin aklına gelmiyordur. Fakat yapılan bir araştırma özçekimin de ölüm sebepleri listesinde yer aldığını gösteriyor. Araştırma hakkında okuduğum kısa paragrafı sizinle paylaşıyorum. Kimbilir? Ölüm sebepleri arasına daha neler eklenecek?
Bazı özentilik ve mode rüzgarları insanları peşinden sürüklemekle kalmıyor, onların ölümlerine de sebep oluyor. Kimsenin kısa biz zaman önceye kadar ölüme sebep olabileceğini aklının ucundan dahi geçirmediği ve son zamanlarda tekrar yükselişe geçen özçekimden, moda olduğundan bu yana kaç kişi öldü dersiniz? ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2011-2017 yılları arasında dünya genelinde 259 kişi tehlikeli özçekim arayışındayken öldü. Bu dönem içerisinde Türkiye’den de 5 kişi özçekimden öldü. Ölümlerin çoğunun yaşandığı yerler; dağ zirveleri, yüksek binalar ve göller olarak açıklanırken, boğulma, ulaşımda yaşanan kazalar ve yüksekten düşme, bu 259 ölümler arasında en yaygın olanlar.  İnsan ve Hayat Dergisi, Aralık-2018, Sayı-106.

Takipte Kalın! 

Ölüm meleği Azrail’in ‘ insanlar benden küsecekler’ şeklindeki endişesi üzerine Allah’ın ilahi bir hikmetle Azrail’e; ‘ Seninle kull...

Mutsuz Olmak - Wilhelm Schmid I KitapYorum(21)



Kitabı, Mutsuz Olmak başlığı, Bir Yüreklendirme alt başlığı ile internette gördüm. Kitabın ismini okuyunca blog dünyasına ilk adım attığım günler geldi aklıma. Hüzün ve Mutluluk hakkında yazdığım bir yazı ile internette yazmaya ilk adımımı atmıştım. Eskici Dergi adlı bir sitede yazdığım bu yazıdan sonra bir kaç yazı daha yazdım. Fakat sonra Eskici Dergi ekibi siteyi kapatacaklarını söylediler. Site kapandıktan sonra yazmaya kendimce devam ettim. Birkaç farklı site ve dergide birkaç yazıdan sonra nihayet blogger ile karşılaştım. Böylece blog dünyasına girmiş oldum. Kitabı bilhassa bu sebeple okumak istedim. Hüzün ve Mutluluk adlı yazımı daha sonra yetersiz bulduğum için çeşitli yazılarımın içine serpiştirdim. Nihayet bu yazıda yer alan ‘Bir gün ‘son’a ermesi kaçınılmaz hayatta; ‘Son’ludur hayata dair ne varsa.’ cümlesinden esinlenerek yazının ihtiva ettiği şeyleri Hayat isimli şiirsel paylaşımımda okuyucu ile buluşturdum. İlginizi çekerse Hayat isimli paylaşımıma tıklayın. Bu sebeplerle kitabı okuma isteği duyduğumu söyleyebilirim.

Özet ve Yorum

Kitap talihin mutluluk getirebildiği gibi mutsuzluklarla beraber gelebileceğini ifade ederek başlıyor kitaba. Bu sebeple mutluluk gibi mutsuzluğun da hayatın normal ve ayrılmaz parçası olduğunu vurguluyor. Mutsuzluğun normalliği kesin olan bir şey iken, modern insanın mutsuzluğu anormal görmesiyle sürekli mutlu olma çabası içinde olduğunu vurgulayan yazar; bu durumun modern insanda mutsuzluğa yol açtığını savunuyor. Bu çaba içinde modern insan sürekli tüketmeye, sürekli eğlenmeye gayret ediyor. Halbuki insan tüketmediği ve eğlenmediği vakitlerde de mutlu olabilir. Hayatı mutlu ve mutsuz yönleriyle kabul etmek, mutsuz olmanın normalliğini fark etmek insanı gerçekçi hale getirecektir. Bu da mutluluğun ya da mutsuzluğun yerinde yaşanmasını sağlayacaktır.
Yazar daha sonraki bölümlerde melankoli ve depresyon arasındaki farklara değiniyor. Melankolinin normal olduğunu, kişilik özelliği olduğunu vurgularken; melankoliyi depresyonlara eşdeğer tutanları eleştiriyor. Kitap temelde pozitif düşünmek, sürekli mutlu olmak yanılgısından kurtulup; gerçekçi düşünmeye, gerçekçi olmaya sevk ediyor okuyucuyu.

Neleri Sevdim

Oldukça kısa, basit ve bir çırpıda okunan bir kitap. Felsefi sorular kitabın temelini oluştursa da verdiği mesajın netliği ile felsefi tartışmalardan dolayı sıkılmıyorsunuz. Kitap mutsuz olanlara ve melankolik olanlara, ‘Anormal bir durum yok, sen normalsin.’ mesajı veriyor. Ayrıca bölüm başlarında yer alan çizimleri de sevdiğimi söyleyebilirim. 

Kitaptan İktibaslar
  • En sevdiğiniz yemeği fazla sık yerseniz, memnuniyetten ziyade bıkkınlığı teşvik edersiniz.Yani mutluluğun kimyası çok zorlanırsa insanı mutsuz eder.
  • Modern hayatın sunduğu imkanların çokluğu da mutsuz eder, çünkü hayat, bunların hepsini gerçekleştirecek kadar uzun değildir.
  • Mutluluğun trajedisi, modern mutluluk kavramının insanları sistematik olarak mutsuzluğa sürüklemesidir. 
  • Melankoli insanın varolmasının tarz ve biçimlerinden birisidir, ruhun bir oluş tarzıdır, insan varoluşunun asli bir unsurudur, bunu herhangi bir biçimde marazi sayamayız.
  • Hastalıksız sağlık, acısız haz, ölümsüz yaşam mümkün olmadığı için bir bütün halinde hepsi kabul edilmelidir.

Takipte Kalın! 

Kitabı, Mutsuz Olmak başlığı, Bir Yüreklendirme alt başlığı ile internette gördüm.  Kitabın ismini okuyunca blog dünyasına ilk adım ...

Modern Hayat ve Mutsuzluk-İktibas#31



Modernliğin artmasıyla gerçekleştiremeyeceğimiz şeylerin de artması; yaşam standartlarının gelişmesi ile imkanların çokluğu beklenmedik şekilde mutsuzluğa yol açar mı? İmkanlar bu kadar artıyorken nasıl olur da mutsuzluk artar? Hayata ve varoluşa dair anlamın kaybı mıdır sebep, yoksa seçimlerin sorumluluğundan duyulan endişe midir? Ya da insanın ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamacağı şeyler olduğunun bilincinde olması mıdır? Wilhelm Schmid’in aşağıdaki cümlelerini okurken bu sualler geldi aklıma? Sizin de cevaplarınızı almak isterim. Modern hayatla beraber mutsuzluk da artıyor mudur? Artıyorsa sebebi nedir?


Seçme özgürlüğünün artması, sürekli tercihte bulunmanın ve bu tercihlerin sorumluluğunu üstlenmenin sıkıntısı büyür. Modern hayatın sunduğu imkanların çokluğu da mutsuz eder, çünkü hayat, şimdiye dek hiç olmadığı kadar uzadıysa bile, bunların hepsini gerçekleştiremeyecek kadar kısadır. Mutluluğun trajedisi, modern mutluluk kavramının insanları sistematik bir olarak mutsuzluğa sürüklemesindendir. Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid, sayfa-29.

Takipte Kalın! 

Modernliğin artmasıyla gerçekleştiremeyeceğimiz şeylerin de artması; yaşam standartlarının gelişmesi ile imkanların çokluğu beklenm...

Kasım Ayında Neler Okudum? 2018



Fahrenheit 451 - Ray Bradbury



Distopya türünün önemli eserlerinden biri Fahrenheit 451. Yanmayan binaların ortaya çıkışından sonra işi boşa çıkan itfaiyecilerin yeni görevi yakmak olsa ne olur? Hem de kitap yakmak. Teknolojinin hayatın her yerini kapsama aldığı, kitap okumanın tümüyle yasaklandığı bir zamana göz kırpmak isteyenler için okunası bir kitap.

Zor Bir Ailede Büyümek - Craig Buck


Blog yazarı arkadaşlarımızdan Yurdagül Çelik’in önerisiyle okumuştum kitabı. O’nun yazısını okumak isterseniz buraya tıklayın. Gerçekten istifade ettiğim bir kitap oldu. Yazar, travmatik çocukluk yaşantılarının hayata olumsuz etkilerini giderme amacını güdüyor. İlk önce travmatik aile yaşantılarını tanımlıyor, ardından bu yaşantıların olumsuz etkisinden kurtulmak için öneriler sunuyor. 

Sineklerin Tanrısı - William Holding


Uzun zamandır listemde olan, ancak şimdi okuyabildiğim bir kitap. İnsanın içindeki vahşeti gözler önüne seriyor. Kitap, dünya atom savaşının ortasında ıssız bir adaya düşen çocukların yaşadıklarından hareketle insanın içindeki iyi ile kötünün mücadelesini sunuyor. Çocukların adada geçen maceraları okuyucuyu peşinde sürüklüyor. 

Zihin Haritaları - Tony Buzan


TavsiyeKitap: Zihin Haritaları(8) başlıklı yazımda kitap hakkında açıklamalar yapmıştım. Kitap hayatınızı kolaylaştırmak konusunda iddialı: Her şeyi kolay hatırlamanızı, parlak fikirler üretmenizi, sunumlarınızı rahatlıkla hazırlamanızı, tartışmalarda insanları ustaca ikna etmenizi vb. özellikleri artıracağını iddia ediyor. 

İkna Sanatı - Adem Serdaroğlu

Özellikle pazarlama dünyasından hareketle insanları ikna teknikleri anlatılıyor kitapta. Pazarlamacıların kullandıkları üstü kapalı ikna teknikleri, tarihten çeşitli olaylar ile ikna kabiliyeti olanlardan hikayeler, ikna tekniklerinin sosyal hayatta kullanımı gibi konuları ilgiyle okuyacağınızı düşünüyorum. 

Fahrenheit 451 - Ray Bradbury Distopya türünün önemli eserlerinden biri Fahrenheit 451. Yanmayan binaların ortaya çıkışından so...