Modernliğin artmasıyla gerçekleştiremeyeceğimiz şeylerin de artması; yaşam standartlarının gelişmesi ile imkanların çokluğu beklenmedik şekilde mutsuzluğa yol açar mı? İmkanlar bu kadar artıyorken nasıl olur da mutsuzluk artar? Hayata ve varoluşa dair anlamın kaybı mıdır sebep, yoksa seçimlerin sorumluluğundan duyulan endişe midir? Ya da insanın ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamacağı şeyler olduğunun bilincinde olması mıdır? Wilhelm Schmid’in aşağıdaki cümlelerini okurken bu sualler geldi aklıma? Sizin de cevaplarınızı almak isterim. Modern hayatla beraber mutsuzluk da artıyor mudur? Artıyorsa sebebi nedir?
Seçme özgürlüğünün artması, sürekli tercihte bulunmanın ve bu tercihlerin sorumluluğunu üstlenmenin sıkıntısı büyür. Modern hayatın sunduğu imkanların çokluğu da mutsuz eder, çünkü hayat, şimdiye dek hiç olmadığı kadar uzadıysa bile, bunların hepsini gerçekleştiremeyecek kadar kısadır. Mutluluğun trajedisi, modern mutluluk kavramının insanları sistematik bir olarak mutsuzluğa sürüklemesindendir. Mutsuz Olmak, Wilhelm Schmid, sayfa-29.
Aslında mutsuzluk, bir bakıma insanı Allah'a yaklaştıran bir duygu birikimi ve keder dünyadaki günahlarımız için bir Kefaret bana göre.
YanıtlaSilÖte yandan çok fazla bilgiye sahibiz ve bilmenin sorumluluğu...uff..
Gökhan Yorgancıgil (Senarist-Yazar) şöyle bahseder, (yorumlayarak aktarıyorum) bundan 300 yıl kadar önce göl kenarında bir evde yaşam süren bir adamın öğrenmesi gereken bilgiyi düşünün. Güneş, hava durumu, toprak, verim ne zaman hasat zamanı filan...
Peki şimdi?
Şifreler, telefon uygulamaları, daha komplike hayat...
Yazmak istedim, naçizane
Selamlar
Size katılıyorum. 'İnsanlar sıkıntının bereketi ile bir yerlere gelir.' diyor, Ebul Hasan Harakani Hazretleri. Mutsuzluk da öyledir bazen.
Sil300 yıl önce yaşayan adamın öğrenmesi gereken çok şey olduğu gibi mutlu olmak, mutlu görünmek gibi bir çabası da olmayacaktır. Bu da mululuğu yerinde ve zamanında yaşanayı sağlayacaktır.
Katkı için teşekkürler :)
Modern hayat, mutsuzluğun nedeni. Çünkü insanı manevi boşluğa düşürüyor.
YanıtlaSilManevi boşluk çok önemli gerçekten.
SilHerşeye kolay ulaşabiliyor olmak, hızlı tüketmek doyumsuzluğu da beraberinnde getiriyor. Sosyal medyadaki gösterişli paylaşımlar standartları mukayese ettirerek mutsuzluğa sürüklüyor.
YanıtlaSilSosyal medya işi mutlu olmaktan mutlu görünmeye taşıdı gibi geliyor bana :)
SilO kadar çok şey , kişi ,yaşam ,olay görüyoruz ki huzur bulmak zorlaşıyor.
YanıtlaSilbir miktar sakinlik lazım sanki hayatımıza :)
SilÇok fazla seçenek ve çok fazla tercih etme zorunluluğu bir çoğu zaman beni sıkıntıya sokar.
YanıtlaSilYani seçenekler daha az olsaydı ve bildiğini sanan insanlar daha az olsaydı eminim ki bu bilgi kirliliği bu üretim çılgınlığı daha az olurdu.
Maalesef ki, bilgi kirliliği de fazla, tüketim çılgınlığı da..
SilHerr Schmid güzel bir nokta yakalamış, hayatınının her anında önemli önemsiz bir sürü karar vermek zorunda olmak gerçekten huzursuz edici bir şey. Sade, tabiatla iç içe bir hayat yani fabrika ayarlarımıza geri dönüş gerek.
YanıtlaSilFabrika ayarlarımıza dönmek de çok uzak gibi.
SilModern zamanda, birileri açlıktan ölüyorken, birileri de karşısına çıkan seçimlerin çokluğundan bolluk paradoksu yaşıyor ve bu paradoks içindeki gerginlikten mutsuz oluyor.
YanıtlaSilTamda seçmek üzerine çalışırken yaptığınız bu alıntı iyi oldu benim için.
Paylaşım için teşekkürler.
Öyle ki, hayatımızın her hali seçmek üzerine olmaya başladı gerçekten :)
SilAslinda var olan tüm imkanlara ihtiyacimiz var mi önce bunu düsünmeli. Etrafimizda herkes yapiyor diye hayatta herseye sahip olmak icin borc üstüne borc yapan o kadar cok insan var ki...
YanıtlaSilEtrafımızdakiler için değil kendimiz için yaşayabilsek keşke...
SilAslında mutsuzluğu arttıran modern yaşam tarzı değil, tüketim toplumu olmak bence. Hızlı tükettiğimiz ve üretmediğimiz için doyumsuz ve mutsuzuz. Eski yıllarda imkanlarımız sınırlı, lüks mallara ulaşım zor olduğundan daha üretkendik. Kazaklarımız, atkılarımız evde üretilirdi. Kavrulabilen karpuz çekirdeklerine sahiptik, pahalı akıllı cihazlarımız olmadığı için aile üyelerini daha yakınen tanırdık. Modernleşmek salt tüketmek değil, batılı büyük devletler gibi üreterek de modern olabiliriz pekala.
YanıtlaSil