Tolstoy’un ‘İnsana Ne Kadar Toprak Lazım’ isimli hikayesini okudunuz mu? Okumadıysanız, okumanızı tavsiye ederim. Okuyanlar bilir: Daha fazla toprak sahibi olmak isterken hiç toprak sahibi olamayan bir adamın hikayesini anlatır. Modern çağdaki ahvalimiz bu hikayedeki adamın haline benziyor. Her şeye yetişmek isterken her şeyi kaçırıyoruz, her şeye sahip olmak isterken sahip olduklarımızı fark edemiyoruz. Bilhassa, internet ve sosyal medyanın popülaritesi artmasıyla sürekli bir şeyler kaçırıyormuşuz gibi bir hisse kapılıyoruz. Sürekli değişen ülke gündemi, sürekli değişiyormuş gibi gözüken sistemler bu hissimizi kuvvetlendiriyor. Tolstoy’dan misal verdiğime bakmayın. Kemal Sayar’ın aşağıdaki cümlelerini okurken düşündüm bunları.
'İnsan hayatını ne kadar hızlı yaşarsa, kendisini geçmişine ilmikleri o kadar kolay söker atar. Hızlı yaşamak modern dünyanın ritmine ayak uydurmak demektir. Çoğumuz işlerimizle belirli saatlerde ve çoğunlukla motorlu taşıtları kullanarak gideriz. Gözlerimizin gördüğü dünya bize sürekli değişen görüntüler sunar. Görüntüler adeta akar ve bu akış içerisinde biz daima bir şeylere geç kaldığımız yahut yetişemeyeceğimiz hissine kapılırız. Modern dünyanın kandırmacası da budur işte: Her şeye yetişmek isterken hiçbir şeye yetişememek, her şeye sahip olmak isterken aslında hiçbir şeye sahip olamamak'… (Kemal Sayar, Hüzün Hastalığı, syf. 115)
© 2018 I Arif Öztürk
Yıllardır birçok kişi hemen hemen aynı şeyleri anlatmaya çalışıyor; ama anlamak için durup düşünmek yetmiyor, hayatımıza aktarmamız gerekiyor...
YanıtlaSilAynen öyle düşünüyoruz, görüyoruz fakat hayatımıza tatbik etmekte zorlanıyoruz. Teşekkürler..
SilTolstoy'un İnsana ne kadar toprak lazım? hikayesini okumuştum, daha çok toprak kazanmaya çalışırken, kendi hayatından oluyordu. Birde Kemal Sayar'ın bu yazısı gerçekten doğru, çok şeye yetişmeye çalışıyoruz fakat hiçbirini yapmıyoruz.
YanıtlaSilİbretlik bir hikaye. Yorum için teşekkürler :)
SilBu duyguyu çokça yaşıyorum bende. Bir şeylere yetişemiyor muşum hissi devamlı.
YanıtlaSilBazı zamanlar bende de oluyor. Şu an büyük oranda bu hissi kontrol altına aldığımı söyleyebilirim :)
SilGençliğimde okumuştum ve gerçekten çok etkilenmiştim bu hikayeden.
YanıtlaSilAyrıca "Hüzün hastalığı" da pdf olarak okunmayı bekliyor. İsmi ilgimi çeken kitaplar bazen hiç umduğum gibi çıkmıyor ama bakalım.
Bazı kitaplar benim de umduğum gibi çıkmıyor. Bu durum da kitap okumanın bir parçası.
SilAyrıca Behçet Necatigil'in şu şiirini de paylaşmak istedim, yazıya uygun düşüyor.
YanıtlaSilSevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Konuyla uyumlu bir şiir. Teşekkürler.
Sildaha fazlasını yapmak isterken tükeniyoruz ama hala devam ediyoruz birşeylere fazlasıyla yetişmeye çalışıyoruz. Çok tuhaf bir duygu
YanıtlaSilİçinde olduğumuz tuhaflıklardan sadece bir tanesi aslında.
SilBu hikayesini okumamıştım. Güzelmiş aslında başlığı okurken insana ne kadar toprak gerekir? düşündüm de hepimize 2 metre toprak sonunda kalacak.:(((Emeğine sağlık:)
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Dediğiniz gibi eninde sonunda 2 metre toprak düşecek payımıza.
SilTolstoy'un bu romanından da diğerleri gibi etkilenmiştim. En ilgi çektiğim yanı ise yazdıklarını aratmayan bir yaşamı olması. Sanırım o da dediklerinizin farkına vardı ki aristokrat bir aileden olmasına rağmen ömrünün son yıllarını bir çiftçi gibi çalışarak geçirdi. Hızlı yaşam tarzının yaygınlaşması popüler kültürle de alakalı, her şey o kadar hızlı tükeniyor ki üretim aşamasına odaklanan yok.
YanıtlaSilAnlamlı paylaşım için teşekkürler. Selamlarımla.
Tolstoy Malakan olarak bilinen bir gruba mensup diye duymuştum. Malakanlar'da savaş karşıtı özellikleri ile biliniyormuş. Hayatını dediğiniz gibi mütevazi, hatta zaman zaman yokluklar içinde geçirmiş. Hayatının son demlerinde müslüman olduğunu iddia edenler bile var. Tabi doğrusunu Allah bilir. Yorum için teşekkürler.
SilSelamlar..
Çok doğru sosyal medya, teknoloji o kadar çok zamanimizi aliyor ki. Cogu zaman zamani kaliteli olarak kullanamadigimi dusunenlerdenim.
YanıtlaSilKaliteli kullanma uğraşları pek netice vermiyor maalesef.
SilKesinlikle çok doğru söylemiş Kemal Sayar. Her şeye sahip olmak istersen elimizde bir hiç var ve her şeye yetişmek isterken yerimizde sayıyoruz maalesef.
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler :)
Sildimek ki sakin ve yavaş yaşamalıııı :)
YanıtlaSilAynen ::)
SilHerseye yetismemiz gerekmiyor cok dogru. Modern hayatin getirisi ve götürüsü var elbet.
YanıtlaSilAynen öyle :)
Sil