TavsiyeKitap: Türk İslam Efsaneleri(6)




Türk İslam Efsaneleri
Mustafa Necati Sepetçioğlu
İrfan Yayınevi
200 sayfa

Arka kapaktan; ‘Kişioğlunun huzuru maddenin huzuru değildir; kişioğlunun huzurunu ben inancında aradım; inanan insanın huzurunu gördüğüm için...İnancın, bir noktada, bütün kabukları çatlattığı ve tohumda gizli olan yeşil umudu yaşamak ve yaşatmak çabasının gün ışığına ulaştırdığını bizden öncelikler, bizden çok daha iyi, çok daha yararlı, çok daha efendice biliyorlardı...bunu anladım..Bunu anladığım için de tuttukları yolu, kullandıkları motifleri, yararlandıkları espirileri araştırdım. Efsanelerin taşıdığı değer karşıma çıktı. Olmazlık duygusu uyandıran yanlarıyla da çarpıcı olabilen efsaneler bunlara menkıbeler de diyebiliriz; hatta küçük fıkralar da asıl, çizgi sessiz tablolar, fırtınalı espriler ve dopdolu bir imaj zenginliğiyle muhteşem göründü bana. Bu kitap onun için yazıldı.

Efsaneler, hikâyeler, menkıbeler: Tarihin bize sunduğu güzel armağanlar. Sepetçioğlu’nun yeniden yoğuruşu ve harmanlayışı ile bize ulaşan; tarihin satır aralarından gönül dünyamıza yol bulan, duyulan duyulmayan onlarca hikâye bu kitapta buluşuyor. Biraz efsane, biraz tarih. Ders alınacak, ibretlerle dolu 30’un üzerinde efsaneden oluşuyor kitap.

Savaşın, zulmün, fedakarlığın, cefanın, itikadın ve daha birçok şeyin kısacası hayatın anlatıldığı ibret dolu hikâyeler. Osman Gazi’nin Edebali Tekkesinde gördüğü rüyadan, Niğde’de Hasan Dağı’na ad veren ulu kişiye; Kufe’de babasız çocuklarını doyurmaya çalışan kadından, Amasya’da Yeşilırmak’ın sularını seyir ile veli olan Osmanlı Padişahı’na; Hz. Peygamber’in(sav) Çirkindeki Güzellik’i görmemizi sağlayacak sünnetinden; Süleymaniye’nin Eğri Minarelerine uzanan tarih yolculuğu.

Okuduklarım arasında bazılarını diğerlerine göre daha çok sevdim. En çok beğendiğim, en fazla düşündüğüm iki efsane/hikâye ise şunlar:

Çirkindeki Güzellik başlığı ile anlatılan hadisede; bir köpek leşinin yanından geçerken Hz. Peygamberin ashabına göstermiş olduğu güzellik parolası var. Daha önce blogda bu hadiseyi yazmıştım. Okumak isterseniz: Köpeğin Dişleri.

Çok sevdiğim diğer hikâye ise Süleymaniye yapılırken Mimar sinan ile bir çocuk arasında geçen konuşmayı içeriyor. Kalabalık Süleymaniye’nin göğe yükselen minarelerini seyrederken, bir çocuk minarelerden birinin eğri olduğunu söyler. Bu sözü duyan Mimar Sinan çocuğu yanına alır. İşçilerini yanına toplar. Minarenin ucuna bir ip bağlatır ve işçilerinden ipi çekmelerini ister. İşçiler ipi çektikçe Mimar Sinan çocuğa minarenin düzelip düzelmediğini sormaktadır. Çocuk düzeldi deyince, işçilerine normal işlerine dönmelerini söyler. Şaşkın kalabalık dağıldıktan sonra yardımcılarından biri Mimar Sinan’ın yanına gelerek, İp ile çekmekle minarenin düzelmeyceğini bildiği halde neden böyle bir şey yaptığını sorar.  Mimar Sinan şu cevabı verir: ‘Minare zaten düzgün. Çocuğu minarenin düzgün olduğuna ikna etmeseydik, O çocuk gördüğü herkese minarenin yamuk olduğunu söyleyecekti. Herkes minareye yamuk diye bakacağı için minareyi yamuk görecekti. Böyle yaparak minareyi doğru görmelerini sağladık.’


2018 © Arif Öztürk

4 Yorumlar

  1. Aslına keşke kitapları puanlasanız 5 üzerinden okuduktan sonra tabi ona göre alırız. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aylık olarak yaptığım okuma listemde puanlama da yapabilirim. Öneri için teşekkürler :)

      Sil
  2. hımmmm sevilmez mi böyle hikayeler ama :)

    YanıtlaSil