Ana içeriğe atla

Dijital Minimalizm


Sosyal medya telefonu her elime alışımda bir süre oyalandığım bir mecra olarak zihnimi bir hayli meşgul ediyordu. İlgili ilgisiz her konuda okuduğum, gördüğüm paylaşımlar\yorumlar dikkatimi sürekli meşgul eden, yaptığım işlere odaklanmamı engelleyen bir hal almıştı. Dikkatim dağılıyor, zihnim sürekli uyarıcı bombardımanı altında. Benzer bir durum da telefonumla ilgiliydi, gelen bildirimler ve haberleri takip etme merakımda artırıyordu. 
Her gün nereden geldiğini dahi anlayamadığım onlarca bilgi, lazım olduğunda hatırlan(a)mama özellikleriyle zihnimde yer işgal ediyorlardı. Her gün aynı olayı yaşayan zihnimin halini düşünün. Yorgun, dağınık, sürekli meşgul... Bu hal baş edebilme becerisini geliştiremedim. 
Bu durumun epey zamandır farkında olup, sosyal medya hesaplarımı kapatmak, haberleri daha az ve faydalı takip etmek, telefon kullanımını kısıtlamak gibi tedbirler hakkında kafa yormuşluğum oldu. 
Haberleri daha az takip etmeye başladım. Sürekli elimden düşmeyen telefonu daha az kullanmaya başladım. Fakat sosyal medya hesaplarımdan vazgeçmek biraz zor oldu.
Geçtiğimiz aylarda Cal Newport'un Dijital Minimalizm ve Pürdikkat isimli kitaplarını okuyuncaya kadar da sosyal medya hesaplarımı kontrol altına alamadım. Bu kitapları okuyunca, yaşadığım  şeyleri başka insanların da yaşadığını, onların bu problemi nasıl çözdüklerini görme fırsatım oldu. 
Cal Newport'un önerisiyle haberlere bakmak, mesajlaşmak, sosyal medyayı kullanmak gibi faaliyetleri belirli vakitlerde yaptığım rutinler haline getirdim. Bildirim geldiğinde hemen telefona yapışmak yerine, belli aralıklarla mesajları kontrol etmeye; haberleri ve sosyal medya hesaplarımı günde yarım saat olacak şekilde takip etmeye başladım.

Dijital Minimalizm'de yer alan önerilerden biri şuydu: telefonunuzdaki uygulamaları, sosyal medya hesaplarınızı bir ay boyunca kullanmayın, bu sürede neyin zaruri, neyin eğlenceli veya gereksiz olduğunu görürsünüz. Bu öneriyi uyguladım. Blog da dahil olmak üzere internetten, mobil uygulamalardan uzak durdum. Bir ay gibi bir sürenin sonunda devam edeceğim uygulamaları belirledim. Geri kalanını telefonumdan kaldırdım. (Bu vesileyle telefon da kendine gelmiş oldu.)
Sosyal medya hesaplarımdan instagramı nadiren kullandığım için kapatmak zor olmadı. Twitter ve facebook konusunda biraz sıkıntı yaşadım. Bu hesaplarımı da kapatabilirdim, fakat onu yerine hesaplarımda sadeliğe gittim. O da şöyle oldu: Facebook hesabımı kısıtlı olarak kullanmaya başladım. Facebook'ta sadece mesleki paylaşım grubumuzu takip ediyorum. Haftanın bazı günlerinde bilgisayardan facebook'a giriyor, gruptaki gelişmeleri takip ediyor veya gelişmelere dahil oluyorum. Twitter'da da benzer şekilde birkaç hesabı takip ediyor, haftada belli vakitlerde twitter'a giriyorum. Aynı şey blogum içinde geçerli. Başka blogları ziyaret etmek, blogumdaki yorumlara cevap yazmak gibi faaliyetleri de bir rutine oturtmaya çalışıyorum.(Büyük oranda sağlamış durumdayım.)
Bu yöntemle zihnen ve bedenen daha rahat olduğumu söylemeliyim. Özellikle her boş kaldığım vakit telefondan facebook, instagram veya twitter'a girip, anasayfada aşağı yukarı gitmek fiilinden uzaklaşmış oldum.

Yorumlar

  1. Ben de benzer bir minimalizm uyguladım son dönemlerde. Bir ara tüm uygulamaların bildirimlerini kapattım. İkincil hesaplarımı kapattım. Boş şeylerle uğraşıyormuşuz aslında. Herkese tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  2. Farklı bir dijital minimilazim ama sanmıyosak biz bunu uygulamaıştız herhalde pek hatırlamıyoz,neyse bu yazıyı daha sonra bi daha okumak için not alalım,lazım olucak gibi,emeğinize sağlık..🙂

    YanıtlaSil
  3. sadece akşam dokuzdan sonra açıyorum ben deeee :)

    YanıtlaSil
  4. cidd4n gereksiz kalabalık. zaman artık çok kıymetli, kaybetme lüksümüz yok. ben de twitter hariç sosyal medya kullanmıyorum.

    YanıtlaSil
  5. Hocam tebrikler. Benim de böyle bir sadeliğe gitmem lazım.

    YanıtlaSil
  6. Sanki bana yazılmış bir yazı ne yazık ki bende çok vakit kaybediyorum. Bir ay öneriniz çok güzel ama bir ay çok fazla dayanamam ki :) anca başka beni yoran yada gerçekten sevdiğim bir iş yaparsam belki olur.
    Sizi tebrik ederim başarmışsınız

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.