Eski Rum Köyü: Trilye



Trilye modern zamana direnen tarihi dokusuyla, ünlü zeytinleriye anılan küçük bir kasaba, eski bir Rum köyü. 1300’ü yıllarda Osmanlı hakimiyetine girmiş olsa da Osmanlı öncesi dönemin izleri hala hissediliyor. İsmini Rumca 3 aziz anlamına geldiği ya da barbunya balığı demek olan “trigliya”dan aldığı söyleniyor. 1963 yılında “Zeytinbağı” olarak değiştirilen ismi 2011’de tekrar iade edilmiş. Ancak kimilerince hala Zeytinbağı ismiyle anılmaya devam ediyor.

Bursa’dan Mudanya istikametine doğru yeşilin ve mavinin kesiştiği bir hat boyunca yol aldıktan sonra ulaşıyoruz Trilye’ye. Dar koltuklu minibüsün bir yanında denizin maviliği bulutlara karışıyor, öbür yanında yeşilin her tonuyla gözlerimiz kamaşıyor. Dönemeçli yollarda, kimi zaman yokuş yukarı kimi zaman yokuş aşağı ilerliyoruz. 

Trilye, yeşil ile mavinin ortasında arzı endam eden kırmızı kiremitli tarihi yapılar ve yer yer modern binalar ile karşılıyor bizi. Minibüslerin durduğu meydanda oturan üç-beş ihtiyar amca, şehirlerin koşturmacalarından habersiz, ağır adımlarla ilerleyen üç-beş gençten başka sokaklarda kimse yok. Büyük şehirlerin gürültüsünden uzaklaşıp, küçük dünyaların hudutsuzluğuna adım attığımızı farkediyoruz içten içe. 

Attığımız her adım dar sokaklar boyunca uzanan tarihi yapılara götürüyor bizi. Ancak, tarihi yapıların bir çoğu yağmurun, rüzgarın ve insanların darbelerinden nasibini almış durumda: Kemerli kilise, Taş mektep ve daha niceleri.
Çamlıkahve'ye çıkarken
Duvarları ve ahşap kapıları kırmızı, mavi, yeşil, sarı renklerle bezeli cumbalı evler, duvarlara bitişik saksı yada tenekelerde boy gösteren rengarenk çiçekler dar sokakların güzelliğine güzellik katıyor. İnsanın ruhuna sükunet veren sokaklardan Çamlıkahve ismiyle maruf çay bahçesine çeviriyoruz istikametimizi. Sokakların bekçiliğini yapmakla memur köpekler tedirginliğimizi artırsa da, ‘niyetiniz iyi ise, köpeklerden zarar gelmez kimseye’ diyen teyzenin sesi yüreğinizi ferahlatıyor. 

Dar sokaklardan çıkıp Çamlıkahve görüş alanınıza girdiğinde deniz sağ tarafımızda kalıyor. Deniz ile bulunduğumuz yol arasında gittikçe keskinleşen bir hat var, ve Çamlıkahve bu hattın uçuruma dönüştüğü noktada asırlık çınarları, çamları ve eşsiz manzarası ile yeşillikler arasında bir mekan. Merdivenleri tırmanıp çamlar arasında bir masa etrafına oturduğumuzda ‘çam kokusu tatmayınca ruhum dinlenmez gardaş'  diyen arkadaşım geliyor aklıma. Ruhumun sükunet bulduğunu, yorgun bedenimin dinlendiğini hissediyorum o anda. 

Gözlerimiz manzaranın güzelliğinden mest, kulaklarımız kuş cıvıltıları ve ağaçların hışırtıları ile dolu. Çam kokusuyla yoğrulmuş rüzgar bedenlerimizi okşarken, ciğerlerimiz temiz havanın verdiği serinlikle ürperiyor. Çaylarımızı yudumlarken muhabbete başlıyoruz hemen; maziden, atiden ve içinde bulunduğumuz anın güzelliğinden dem vuran kelimeler dökülüyor dudaklarımızdan. Kuşların cıvıltısı, sallanan dalların uğultusu ağızdan çıkan her kelamı zarif bir ezgiye dönüştürmeye yetiyor.
Trilye çarşısı: her türlü hediyelik eşya

Zaman çok çabuk geçiyor. Dakikalar işlemeye devam ederken ‘zeytinin tadına bakmadan gitmek olmaz’ deyip deniz kıyısında kurulu tezgahların arasında ilerliyoruz. Tezgahlarda güleryüzlü kadınlar, çeşitli renk ve ebatlarda zeytinler, şişelerde parıldayan zeytinyağları var. Tezgahların karşısında sahile demirlenmiş tekneler halatlarından kurtulma telaşesinde.

Trilye’de son uğrak yerimiz hediyelik eşya satan bir dükkan oluyor. Girdiğimiz dükkan birbirinden güzel hediyeleri, Trilye’ye ve Bursa’ya has malzemeleri ile tarihi ve kültürü bir arada tutan; havası ve kokusu ile Trilye’nin güzelliğini yansıtan bir mekan. Birbirinden kıymetli eşyalar arasında tercih yapmak zorlayıcı olsa da Trilye'nin hatırasını canlı tutacak bir eşya alıp dönüş yolunu tutuyoruz. Trilye'nin güzelliği dimağımızda kalıyor.

Trilye'de sahil 







Arif öztürk
Arif öztürk

Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Blog Yazarı

2 yorum:

  1. Arif'im ne de güzel yazıyosun. Yüreğine sağlık. Bir daha geldiğinde beklerim bizim buralara da. Ailene de selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eyvallah kardeşim. Yazdıran şehrinizin güzelliğidir. İnşallah nasip olursa sizin oralarda da görüşürüz. O güzel şehrin havasını tekrar içimize çekeriz. Selam ve dua ile..

      Sil