Ana içeriğe atla

Allah, Hilal ve Lale


Lâle İsm-i Celâl’e mazhar olmasaydı 
Bu kadar yüksek rütbeye ulaşamazdı. 
Aşki Efendi

Lale; binbir renk çeşidiyle çiçeklerin en müstesna olanlarından. Bir çiçek değil sadece; aynı zamanda bir yaşayış tarzı, bir devrin adı. Lalezarların bahçesinde çiçek, şairlerin kaleminde şiir, nakkaşların elinde desen, hattatların elinde hat ve ebrudur ressamların sanatında, lale. Saraylarda çini, kilimlerde desen, küçük eşyalar üzerinde en müstesna süs.

Anavatanı Pamir ve Tanrı Dağları olan lale Türk göçleriyle beraber Anadolu’ya gelmiş, Selçuklu-Osmanlı döneminin çeşitli eserlerinde kendine yer bulmuş, güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Sanat eserlerinde, mimari eserlerde, edebi eserlerde çokça kullanılmıştır. Selçuklular döneminden itibaren kültürümüzde ayrı bir yere sahip olmuştur lale. Çiçeklerin en güzellerinden olan lalenin Osmanlı’nın bazı dönemlerinde 1108 çeşidinin yetiştirildiği anlatılmaktadır. Gene Osmanlı döneminde bir lale soğanının 1000 altına kadar müşteri bulabildiği, bu fiyatlara sınırlama getirmek amacıyla dönemin padişahının ferman yayınlamaya lüzum gördüğü bilinmektedir.

Hilal; karanlıkların aydınlatıcısı, umudu göklerde arayan atalarımızın kutsalı, bir savaş sonrasında kanlı ırmaklara yansıyandır. Uğruna güneşlerin battığı, uğruna tenlerin toprak olduğu, uğruna başların toprağa düşğüdür. Şiirlerde sevgilinin kaşlarını temsil eden, şanlı bayrağımızda yıldıza selam eden, yıldız’ın koruyuculuğunu yapandır. Rüzgârın önünde dalgalanan al bayrak üzerinde ihtişamlı duruşuyla Türk-İslam kültürünü simgeleyendir.

Haça karşı mücadelede Türk milletinin simgesi haline gelen hilal, gerek İslamiyet Öncesi dönemde gerek İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler arasında çokça kullanılan ve kendine çeşitli değerler atfedilen bir simge olmuştur. Alpaslan 1064’te Anı şehrini fethettiği zaman katedraldeki haçın yerine hilal yerleştirilmesini emretmiştir. Özellikle Osmanlı döneminde hilale ayrı bir önem atfedilmiştir. Böylece hilal Türk-İslam kültürünün simgesi haline gelmiş; Hıristiyanlığı temsil eden haça karşı olan mücadelede İslamiyet’i temsil eden hilal kullanılmıştır. Bu yönüyle hilal Müslüman Türklerin simgesidir öteden beri.

Allah, hilal ve lale: Osmanlıcada aynı harflerle yazılan, ebced hesabıyla aynı sayıya(66) denk gelen kelimeler: Allah( الله), Hilal( هيلا), lale( لال). Bu yüzden olsa gerek, ayrı bir önem atfedilmiş ceddimiz tarafından; hilal ve laleye: Allah ismini oluşturan harflerden oluştuğu ve ebced hesabında Allah ismiyle aynı sayıya denk düşğü için. Allah’a, iman gücüyle sımsıkı bağlı olan atalarımız Allah’ın ismini oluşturan harflere dahi çok büyük önem vermiş, hilal ve laleyi el üstünde tutulan kutsallar haline getirmişlerdir. Haça karşı olan mücadelede hilal İslam’ı temsil etmiş, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlığa duyurmanın sembolü olmuştur.

Lalenin sadece çiçekten ibaret görüldüğü, hilalin eski önemini yitirdiği günümüzde bayrak şairimizin şu sözleri kulağa küpe olacak cinstendir: ‘Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten, izahı zor bir şuur, o zamanın yazılarında ‘lâle’ kelimesi ile ‘Allah’ kelimesini aynı harflerden meydana getirirdi. Üstelik ebcette lâle, Allah, hilâl aynı sayıyı verirdi. Biri güzelliğiyle yurdumu, biri ulviliğiyle dinimi, biri şerefiyle istikbâlimi anlatan, kelimelerdeki ebcet beraberliği sizi bilmem fakat -ben-, tesadüf deyip geçemeyeceğim’. 

Yorumlar

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, çok güzel noktalara değinmişsiniz. Osmanlı kültürü ve Osmanlıca öylesine güzel inceliklerle dolu ki bu yazıda da gördüğümüz gibi hayran kalmamak elde değil. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.