Siyasi Partiler ve Spor Kulüpleri Ne İşe Yarar




Bundan iki üç sene evvel, Türkiye'nin daha ileriye gitmesinin yolunu siyasi partilerden birinde görüyor, o siyasi partinin destek ve savunuculuğunu yapıyordum. Parti savunuculuğu yaptığım o günlerde bir arkadaşımla hararetli şekilde münakaşaya tutuştuk. İkimizde farklı partileri savunuyorduk. O münakaşanın neticesinde kimse galip gelmedi. Gelemezdi de zaten. İkimizin de nefret ve düşmanlık duyguları kabardıkça kabarıyordu. Neticede birbirimizi vatan haini ilan ettik ve ayrıldık. O gün itibariyle arkadaşımla uzun süre görüşmedik. Siyasi partileri savunurken kıymetli bir arkadaştan olmuştum. Etrafımda buna benzer durumlar neticesinde arkadaşından olan, akrabalarına küsen onlarca insanın varlığına şahittim. Siyasi parti liderleri yaptıkları açıklamalar ile insanlar arasındaki nefret ve düşmanlık ağlarını kuvvetlendirmeye devam ediyorlardı. Belki biliyorlardı, belki bilmiyorlardı. Ama insanlar arasında uçurum her geçen gün daha çok açılıyordu. 
O günlerde aklıma şu sual takıldı:

                             Siyasi partilerin görevi nedir? 
                             İnsanları birbirine düşman etmek midir? 
                             Siyasi partiler ne işe yarar? 

***

Gene aynı günlerde idi. Bir pazar akşamı Fenerbahçe-Galatasaray derbisini izlemiş eve dönerken, üzerimdeki formayı gören rakip takım taraftarları üzerime yürüdü. Yakındaki bir dükkana girerek kendimi emniyete alabildim. Taraftar grubundan biri biraz sonra yanıma geldi. Arkadaşları adına özür diledi. 'Kalabalıkta olunca insan kendine hakim olamıyor, kusura bakma' dedi ve gitti. O günler, bir taraftarın rakip takım taraftarları tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü günlerdi. İddia öyleydi. Aslı nedir? Allah bilir. Ertesi gün derbi maçtan geriye kalanlar üzerine verilen haberlerle gündemi açtı haber kanalları. Farklı yerlerde taraftar grupları arasında çıkan kavgalar geldi önce ekrana. Ardından spor kulübü başkanlarının açıklamaları: birbirini suçlayan, öfke kusan, nefret ve intikam duygularını  körükleyen kelimelerle dolu açıklamalar. 

Haberlerin akabinde gene sualler üşüştü zihnime:  
                            Spor külüplerinin maksadı dostluk ve kardeşliği pekiştirmek değil miydi? 
                            Öyleyse bu açıklamalar niyeydi? 
Zihnimde, cevap bekleyen sualler arasına bir yenisi daha eklenmişti: spor kulüplerinin işlevi neydi?

Bu iki suale de seneler sonra cevap buldum. Daha doğrusu cevap bulmaktan ziyade siyaset ve spora farklı bir pencereden bakmaya başladım. Dünyanın dört bir yanına yayılan İngiliz casuslarından biri olan Hempher'in itiraflarını okurken. Şöyle diyordu Hempher: ‘… Bu iş için çalışanlara Müstemlekeler nezâretinin bütçesinden bol mâaş bağlamak lâzımdır. Bunun için, siyâsî fırkaların ve spor kulüplerinin çoğalmasını sağlayacağız. Partileri ve kulüpleri birbirlerine düşman yapacağız. Birbirleri ile uğraşacaklar, din kitâbı okumağa, dinlerini öğrenmeğe vakit bulamıyacaklardır. …. Din terbiyesinin kaynağı olan âile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için, spor, güreş ismi altında, avret mahalleri, edeb yerleri açık kız ve oğlan resmleri neşr ederek, gençleri fuhşa, livâtaya, cinsî sapıklığa sürükliyeceğiz. İslâm ahlâkını bozunca, islâmiyyeti yok etmek kolay olur. Çok câmi’ yapacağız. Fekat, câmi’lerde, hocaları değil, misyonerleri ve mezhebsizleri konuşduracağız.'’ Bu paragrafı okuyunca 80 darbesini planlayanların aldıkları ‘gençleri spor ve magazine yönlendirmeliyiz’ kararını hatırladım. Kendi kendime dedim ki; dün İngilizlerin yapamadığını bugün bizimkiler(?) yapıyor(*).

***

Zihnimi meşgul eden suallerden bazılarına cevap bulabilmiştim ve şunu farketmiştim: Demek ki, siyaset ve spor toplum yapısını etkilemede önemli bir etkiye sahiptir. Toplum yapısını bozmak için silah olarak kullanılabilir.
Bugünkü gelinen noktada bu iki silah milletin şakağına dayanmış durumdadır. Siyasi partileri kuranlar ve yönetenler ile spor kulüplerini idare edenler -bilerek yada bilmeyerek- Müstemlekeler Bakanlığı’nın günümüzdeki uzantılarına hizmet eder görünmekte.  Medya faktörü de eklenince İngilizlerin planı kendiliğinden işliyor. Siyasi parti liderleri düşmanlık ve nefret söylemlerine devam ediyor. Spor yöneticileri kendilerinden olmayanı düşmanca sözlerle tanımlamaya devam ediyor. İnsanlar ülkenin istikbalini kendi tuttuğu partide görmeye devam ediyor, gayrısını ülkenin gelişmesi önünde engel görüyor; kendi tuttuğu takımın milli olduğunu, diğerlerinin emperyalistlere hizmet ettiğini savunuyor. Siyaset ile spor işte bu noktada aynı çizgi üzerine geliyor. 'Takım tutar gibi parti tutuyoruz.' Takım tutarken rakiplere karşı sürekli galip olma isteği olur. Zihinlere yerleşmiş ve kabul görmüş bir düşünce galip gelme isteğinin peşinden gelir: bizim takımdan olmayan bir nevi düşmanımızdır. Halbuki sportif faaliyetler dostluğu pekiştirmek için değil midir?
Aynı durum siyaset için de geçerli. Takım tutmada olduğu gibi parti tutmada da diğer partilere galip gelme isteği var. Diğer partiler ve destekçileri bizim düşmanımızdır algısı bu isteği takip eder. Hatta daha ileri düşünceler zihinlere dolar: onlar vatan haini, onlar emperyalizm uşağı... Halbuki siyasi partilerin hedefi, ülkenin meselelerini çözüme kavuşturmak, ülkenin istikbali için sağlam yapı taşları oluşturmaktır. İşte bu yüzden takım tutar gibi parti tutuyoruz.
Zihnimdeki bazı suallere kendimce cevap bulmuş olsam da, cevaplar yeni suallere gebe kalıyor. Zihnimde yeni sualler hasıl oluyor:
                          Ülkenin gelişmesinin partiler eliyle olması mümkün müdür?
                          Memleket bu ahvalde iken memleketin istikbali sağlam temeller üzerinde midir?




* Bu bilgiyi -Ankara'da- 80 darbesinin canlı şahitlerinden olan iki kişiden farklı zamanlarda dinlemiştim.
Arif öztürk
Arif öztürk

Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Blog Yazarı

6 yorum:

  1. Bana kalırsa farklı bir düzenin memurları gibi hepsi, insanları birbirine kırdırmak, uzaklaştırmak, makam ve zenginliklerden faydalanabildikleri kadar faydalanıp çekip gitmek için varlar. Hepsi için geçerli değildir, aralarında iyi şeyler yapmak isteyenler de vardır elbet ama genel görüşüm bu yönde. Fanatizmin her türlüsü tehlikeli zaten, insanları gerçekleri görmekten uzaklaştırıyor, tek yönlü bakmalarına neden oluyor. Kaleminize sağlık, faydalı bir yazı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bende sizin gibi düşünüyorum. Mutlaka aralarında iyileri vardır, lakin dediğiniz gibi birleştirmekten çok ayrıştırmak, uzlaşmaktan çok tartışmak/tartıştırmak, yapmaktan çok yıkmak için var gibiler sanki.

      Sil
  2. Sn. Arif Bey ve tüm okuyucular şunu söylemek istiyorum: SİYASİ PARTİLER Türkiye'nin en büyük sorunudur(hepsi)! Milletvekilliği seçimlerinde kimi vekil olarak atadığını bilmeden siyasi partiye oy veriyor insanlar! Böyle olmaz vatandaşlarım, kardeşlerim benim! Partiye değil isme oy verin isme! Vekil olarak atadığınız kişinin diğer ülkeye savaş ilan etme yetkisi bile var, düşünün!

    İlerde İstanbul 1.Bölgeden Bağımsız Milletimin Vekil Adayı olmayı kendine hedef edinmiş birinin klavyesindendi bu sözler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef çoğu kimse vekil olarak seçilecek kişi veya kişilerden haberdar değil. Zaten haberdar olabilsek siyaset sıkıntı oluşturmayacaktır.

      Sil
  3. Aslında siyasi partiler hakkında düşüncelerimiz örtüşüyor ama spor konusunda katılmıyorum. Müslümanlık spor ile ortadan kalkacağını veya zayıflayacağını zannetmiyorum. Bilakis güçlendireceğini düşünüyorum çünkü spor çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzak tutacak bir araçtır. Ama spor 'a yaptırımları yüksek cezalarda gelmesi lazım ki kötü örnekler son bulsun. Mesela maçlarda küfür edenler, sahaya yabancı madde atanlar tek tek tespit edilip yüklü miktarda ücretler ödetmeli aynı suç tekrarında ise cezevine atılmalı. Ayrıca aynı yasaklar spor klüplerinin yöneticilerinede getirlmeli. Her maç sonrası demeç verenler uzaklaştırılmalı. Bu şekilde spor gençlerimizi her zaman koruyacaktır. Siyaset konusunda ise millet vekillerinin dokunulmazlığı kalsın kavgaların %90 'ı son bulur buna emin olabilirsiniz. Birde eş, dost ile siyaset konuşmamak en iyisidir. Sizin aranız bozulur ama siyasetçiler yoluna devam eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada kastım sporun zararlı olacağı değil. Sporun olumsuz şekilde yönlendirilebileceğini söylemek sitiyorum. Zira spor adamları diye tabir ettiğimiz kişiler, kulüp başkanları, medyada spor yorumculuğu yapanlar... Olumsuz örnekleri eleştiriyor gibi gözükseler de yaptıkları açıklamalar ile insanlar arasında ayrışmaya sebep oluyorlar. Böyle bir durum olunca spor kulüpleri gerçek işlevini kaybediyor.

      Sil