Tüm benliğimle çocuklara odaklanmışım. Hatıralar mı sürükledi beni çocukları izlemeye, çocukluk günlerime duyduğum özlem mi bilemiyorum. Dertsiz- tasasız, gamsız oyunlar oynadığım günler çok uzaklarda şimdi. Hepsi de hayallerden ve hazin hatıralardan ibaret. Enerji yüklü vücutlarıyla bir o yana bir bu yana koşup durmada çocuklar. Saf ve temiz yüreklerini taşıdıkları bedenlerinde yorgunluk emareleri, şakaklarında ter damlaları... coşkuyla top koşturmaya devam etmedeler. Yoldan gelip-geçen arabalar homurdanmalarına yol açsa da, ‘Gol’ diye bağırdıkları vakit coşkuyla haykırıyorlar: homurdanmalarından eser kalmıyor. Yüreklerine sığmayan coşkuları dışarıya taşıyor, gözlerinden ışık huzmeleri yayılıyor. Coşkularını hiç kaybetmeden saatlerce devam ediyor oyunları. Bağırıp-çağırmalar, küfürlü konuşmalar... duvarlarda yankılanıyor.
Güneş, ışıklarını çekip almadayken şehrin üzerinden, yorgun ayaklarına ağır gelmeye başlamış vücutları. Yüzlerindeki ter damlaları üzerine tozlar yapışmış, yüzleri toz-toprak içinde. Ne anlama geldiğini bilmedikleri küfürlü kelimeler oyun esnasında olduğu gibi oyun sonrasında da ağızlarından dökülüyor. Söylemek istedikleri her cümlenin başına ya da sonuna küfürlü bir/birkaç kelime eklemeyi ihmal etmiyorlar. Alışkanlık haline getirdikleri küfürlü kelimeler, kurdukları her cümlenin yüklemi durumunda: Her cümlede bulunan ortak nokta.
Masum bakışlarının ardında saf bir yürekleri olduğuna kanaat getirdiğim çocuklar anlamını bilmedikleri küfürleri çokça kullanıyor. Çocuk ya işte; ne görürse büyüklerden, aynını yapıyor. Büyüklerin çokça ve hoyratça kullandıkları kelimeleri çocuklar da kullanmaya başlamışlar, ne yazık!
Maalesef çok doğru bir noktadan yakalamışsınız. Küfür ve argo konuşma o kadar yayıldı ki küfürsüz konuşan adam yok gibi. :(
YanıtlaSil