Ana içeriğe atla

Kırk Yıllık Kani, Olur mu Yani?


Bugün hepimizin çokça duyduğu, kullandığı bir sözün hikayesini anlatacağım. 
Hepimizin bu kadar da olmaz, uzun  zamandan beri bu şekilde devam ederken birden değişmez, manalarında kullandığımız sözlerden biri: 
                                                       ‘Kırk yıllık Kani, olur mu Yani?’

Söz Osmanlı Döneminde yaşayan şair, edib ve katip Tokatlı Ebubekir Kani Efendi’ye aittir. Ebubekir Kani Efendi Tokat'ta şiirle iştigal ederken, devrin yöneticilerinden birinin şiirlerini görmesi ve beğenmesi üzerine İstanbul'a gelir. Sonrasında Ebubekir Kani Efendi çeşitli şehirlerde katiplik vazifesi yapar. Muhtelif şehirlerden sonra vazifesini ifa etmek üzere Bükreş'e tayin olunur. Gene katiplik vazifesi için.

Ebubekir Kani Efendi burada bir Rum kızına sevdalanır. Kız hristiyandır ve şehrin önde gelen hristiyan ailelerinden birine mensuptur. Ebubekir Kani Edendi, aşkından işini yapamaz hale gelir, günlük meşgalelerini unutur. Gel zaman git zaman Kani Efendi, kıza derdini açıklar. Kızın verdiği cevap Kani Efendiyi zor durumda bırakacak cinstendir: 'Dinini değiştirip Hristiyan olursan seninle evlenirim.' Kani Efendi hiç beklemeden ve tereddütsüz nükteli bir şekilde cevap verir: 
                                                  'Kırk yıllık Kani, Olur mu Yani.'



Dipnot:

Yani, o devirlerde  hristiyan erkekler tarafından kullanılan bir isimdir. Kani Edendi bu sözüyle nükteli bir üslup ile 'müslüman biri dininden başka bir dine geçmez, Yani olmaz', bende dinimi ve ismimi değiştirmem demek istemiştir. 

Yorumlar

  1. Ne güzel bir bilgi oldu bizim icin :) . Cok merak ederim zaten bu atasozlerinin özdeyislerin vs.. hikayelerini . Cok tesekkurler . Takipteyim sizi :) ziyaret etmek isterseniz beklerim bende blogum henu cok yeni :) .
    mah-iefruze.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için. Ziyaret edeceğim bloğunuzu.

      Sil
  2. Ne güzel ve anlamlı bir hikaye. Paylaştığınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün ne güzel hikayeler yaşanıyordur insanların arasında. Kimbilir...
      Yorum için teşekkürler

      Sil
  3. Sayenizde güzel bir hikayeyle öğrenmiş olduk :) Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Bu güzel bilgiyi paylaştığınız ve bizimde öğrenmemizi sağladığınız için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Sözlerin, kelimelerin nerelerden geldiğine merakım vardır. Bunun kökenini de sayenizde öğrenmiş oldum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sözlerin nereden geldiğini bende merak ederim. Yorum için teşekkürler...

      Sil
  6. Hikayesini bilmiyordum. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Çok güzeldi, teşekkürler Arif.

    YanıtlaSil
  8. Kani Efendiyi takdir ettim doğrusu. Teşekkürler Arif, bu yayını kaçırmışım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.