Ana içeriğe atla

Öğrenilmiş Çaresizlikten Öğrenilmiş İyimserliğe



Psikoloji ve eğitimde çok konuşulan konular vardır. Bunlardan bir tanesi de öğrenilmiş çaresizlik. Üzerinden deneyler yapılan, makaleler yazılan bir konu. Kısaca tanımlayacak olursak, öğrenilmiş çaresizlik, başarısızlıkla neticelenen girişimlerden sonra başarmaya olan inancın kaybolması, basit amaçlarda bile başarısızlık tedirginliğiyle girişimde bulunmama hali olarak ifade edilebilir. Öğrenilmiş çaresizlik durumu insanın hayatını bir çok açıdan olumsuz yönde etkiler. Ancak bu yazımda öğrenilmiş çaresizlikten çok bahsetmeyeceğim. Bir bakıma öğrenilmiş çaresizliğin karşılığı olabilecek öğrenilmiş iyimserlikten bahsedeceğim. 

Psikoloji dünyası öğrenilmiş iyimserlik ile çok fazla ilgilenmemiş yakın zamana kadar. Olumsuz bakış açısının öğrenildiği üzerinde çokça durulurken, iyimserliğin ya da olumlu bakış açısının öğrenilebileceği konusuna pek değinilmemiş.
İyimserlik öğrenilebilir mi? sorusuyla yola çıkan ve araştırmaya koyulan Martin Seligman, yaptığı çalışmalarda iyimserliğin de öğrenilebileceği sonucuna ulaşmış. Ancak bunun için insanın sadece olumsuza değil olumlu duygu ve yaşantılara da odaklanması lazım. 

Olaylar karşısında geliştirdiğimiz otomatik düşünce ve duygular daha çok olumsuzluklar üzerine kurulu. Oysa otomatik tepkilerimizi olumlu hale getirebilirsek, öğrenilmiş çaresizlikten yani olumusuz bakış açısından öğrenilmiş iyimserliğe geçebiliriz. Başarısız sonuçların karşısında öğrenilmiş çaresizliği öğrendiğimiz gibi, farklı pencerelerden bakabilirsek iyimser olmayı da öğrenebiliriz.

Bardağın boş tarafını görmek mi, dolu tarafını görmek mi? sorusu tartışılır ya hani. İyimserliği öğrenebilmek için gerçekçi olmalı, ‘bardağın yarısı boş ve yarısı dolu’ şeklinde gerçeği görmeliyiz. Bardağın yarısı boş diyenler, olumsuza odaklanıp, olumlu tarafı yok sayar; bardağın yarısı dolu diyenler olumluya odaklanıp olumsuzu yok sayarlar. İyimser insanlar ise ‘bardağın yarısı boş, yarısı dolu’ diyerek önce mevcut duruma odaklanırlar. Yani, durumun olumlu ve olumsuz taraflarını bilerek, kendileri için iyi olanı tercih ederler.

Bu  gibi durumlarda olumsuz tarafı değiştirebilmek çoğu zaman mümkün değildir. Çaresizliği öğrenmiş olanlar bu durumlarda olumsuza odaklanacakları için değiştiremezler ve hayata bakış açıları daha karamsar olur, iyimserliği öğrenenler ise değiştiremeyecekleri olumsuzlukların farkında olarak, olumlu tarafı geliştirmek üzerine odaklanırlar ve bakış açıları daha iyimser olur. 

Yorumlar

  1. Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili ben de dergide bir makale yazmıştım.Siz de farklı bir bakış açısıyla yazmışsınız.Hoş olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Çaresizliği öğrenebileceğimiz gibi iyimserliği de öğrenebiliriz diye düşünüyorum.

      Sil
  2. Çok doğru bir konu. Bence de öğrenilebilir. Olumlu olunursa olumsuz sonuç da ortadan kaldırılabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Aslında bir çok şey insanın bakış açısıyla alakalı.

      Sil
    2. Öğrenip öğrenemediği şeylerle.

      Sil
  3. Matematik dersini yapamayacağını düşünen öğrenciyi bu konuya örnek verirdi hocalarımız. Gerçi bana kalırsa yeni nesil kendinden bezmiş, çaba harcamamayı tercih ediyor ⭐

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni nesil hayata dair ne yapacağını bilmiyor genelde. Öylesine, günü kurtarma adına yaşıyorlar.

      Sil
  4. Yani öğrenilmiş iyimserlik, gerçeği olduğu gibi kabullenmektir. Ben bunu anladım, bu bakış açısını da sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Gerçeklerden iyi olanı görüp kötü olanı görmezsek bu pollyannacılık olur.

      Sil
  5. iyimserligi öğrenmek ne kadar doğru bir tâbir olmuş. Iyimserligin daha yaygın olduğu bir dünya temennisiyle... saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İnşallah iyimserliği de öğrenebilir hale geliriz.

      Sil
  6. Merhaba ben Nur sizin yazdığınız blog yazıları oldukça ilgilimi çekti sizi daha yakından tanımak için takipe aldım umarim sizde bana uğrar ve takibe alırsınız şimdiden teşekkürler :)
    Sağlıcakla kalın:)

    YanıtlaSil
  7. İkisini de dengeli kullanmak lazım. İnsan olumsuzlukları bilmeli ki belki olumlu hale dönüştürebilsin. Mesela kişi günahların ne olduğunu bilmezse; içine düşme ihtimalinin fazla olması gibi.

    Çaresizlikte, iyimserlikte öğrenilebilecek şeyler ve lakin ben insanları çok iyimser görüyorum. Korku ve ümit arasında yaşamıyoruz. Sadece ümit ediyoruz gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyimser olmak lazım derken ama olumsuzlukların da farkında olarak iyimserlik lazım. yani gerçekçi olmak lazım.
      Ve ümit ile korku arasında hayat sürdürmek önemli.
      Günümüz insanları iyimser olmaktan ziyade yarını düşünmeyen, anlık zevkleri yaşayan insanlar durumunda.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.