Ana içeriğe atla

Semaver - Sait Faik Abasıyanık I KitapYorum(8)


Sait Faik'in ilk defa bir kitabını okudum: Semaver. Hikayeciliği ile bilinen yazarın ilk kitaplarından biri. İçerisinde birbirinden bağımsız hikayeler var. Kitabı beklediğim kadar etkileyici bulmadığımı itiraf etmeliyim. Belki yazarın ilk kitaplarından biri olduğu için, belki de beklentim çok yüksek olduğu için böyle bir durum oldu bilemiyorum.

Yazar, günlük hayata dair, önemsiz gibi gözüken, çoğu zaman yaşadığımız ama farkına varamadığımız durumları anlatıyor hikayelerde.
Sade bir dil ile basit gibi ama karmaşık ve güzel betimlemeler akıcılığı kolaylaştırıyor.
Amaçsızca yazılmış gibi duran küçük hikayeler, insanımızın duygularını, düşüncelerini, küçük hayatları gözler önüne sermesi açısından önemli.
Anlatılanlar sıradan insanların hayatları olsa da derin bir gözlemin ve kavrayışın izlerini taşıdığı anlaşılıyor.


Hikayeler içerisinde en çok sevdiğim, Bohça isimli hikaye. Bir besleme ile evin erkek çocuğu arasındaki iletişimi, kısaca anlatıyor. İkisi de çocuk yaştalar. Çoğu zaman birbirlerine olan sevgiyi ifade tarzları şiddet oluyor. Tabi, besleme kız, evin yabancısı, garip olanı, boynu bükük olanı. Günün birinde, oğlanla çok samimi konuştuklarını gören evin hanımı, beslemeyi evden gönderir. Oğlanın gözünden bu gidiş şu cümlelerle ifade ediliyor: 'evde bir şey kaybolduğu zaman, evvela gizlice bu üzeri kırmızı, beyaz, sarı, lacivert yamalı bohça aranırdı. Aradığım bohçayı sandık odasının naftalin kokan köşesinde bulamadım.' Bu hikayeden etkilenmeme sebep olan özellikle bu cümleler oldu.
Kitaba dair eleştireceğim nokta ise, '...düşüne düşüne yarattığım Allah'a...' diye devam cümle ile alakalı. Bu cümle, sanki Allah sadece düşüncenin ürünü imiş gibi anlam/algı oluşturuyor.

Yorumlar

  1. Son cümle önemli. Ben de bir kitap okurken buna benzer cümleler görünce hemen soğuyorum ve bırakıyorum.
    Genelde bunlar e-kitap oluyor ve siliyorum da. Geçenlerde beyinle ilgili bir kitap okumaya başlamıştım. Bir kaç sayfa okuduktan sonra evrim kelimesi dönüp dolaşmaya başlayınca soğudum haliyle. Geri kalan kısmının başlıklarına baktım ve hiçbir başlık cazip gelmedi. İnsan inançlarıyla her anında bütünleşmeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnançlarla çelişki olup olmamasına bende dikkat ediyorum. Yazarın katıldığım yahut katılmadığım görüşlerini irdeleyerek okumaya çalışıyorum.
      Yorum için teşekkürler

      Sil
    2. Ben açıkçası bu tür durumlarda biraz farklı yaklaşıyorum. Yani her ne kadar inancıma farklı gelen cümleler de görsem okumaya devam ediyorum. Zira insanların ne düşündüklerini öğrenmek istiyorum. O öyle yazdı diye ben de öyle düşünecek değilim. Hem düşüncelerden kaçmamalıyız bence. Bizden farklı düşünen insanların düşüncelerini öğrenip, böyle düşünmelerine sebep olan şeyler üzerinde düşünüp, çözüm üretmeye çalışabiliriz.

      Sil
    3. Bende devam ediyorum okumaya. Ancak irdeleyerek, kabul ettiğim ve kabul etmediğim noktalara bakarak. Hangi noktalara, neden katılmadığımı düşünerek okumaya çalışıyorum.

      Sil
  2. Semaver'i okumuştum. Dili sade ama güzel.İçimizden hikayeler gibiydi.Beğenmiştim.Sizin de emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. içimizden, sade ve sıcak hikayeler :) Yorum için teşekkürler

      Sil
  3. Bir konuya bağlı olarak ilerlemeyen kitaplar ilgimi çekmiyor o yüzden elime alır, kapağına bakar sonra da yerine bırakacağım türden bir kitap abim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuya bağlı ilerlemeyen kitaplar, okumaya başlayınca bile devamını getirmek zor olabiliyor.
      Yorum için teşekkürler kardeşim.
      Sevgilerimle

      Sil
  4. semaver geçenlerde okuduğum kitaplarından biri Ali'nin. Beklenti okuduğumuzu etkiliyor sanki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklentilerimiz bir çok şeyi etkilediği gibi okuduklarımızı da etkiliyor :)

      Sil
  5. Bu değerlendirmenizi okuduktan sonra, bu kitap hakkında aslında pek çok noktada hemfikir olduğumuzu gördüm. Benim de okuduğum ilk Sait Faik kitabı. Kitap dediğiniz gibi biraz zor ilerliyor ama güzel bir kitap. Bir de Sait Faik daha çok durum hikayesi yazdığı için, olay hikayeleri gibi çok akıcı olmuyor. Fakat her şeye rağmen kendine özgü bir lezzeti var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıcı olmasa da durum hikayelerinin de kendine has bir güzelliği oluyor. Semaver'de o şekilde, güzel..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.