Ana içeriğe atla

Bitmeyen Gece - Mitat Enç I KitapYorum(13)

Kitap Hakkında Bilgiler

Adı: Bitmeyen Gece
Yazar: Mitat Enç
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Sayfa: 336 sayfa

Bitmeyen Gece, Mitat Enç'in otobiyorafik romanı. Çocukluğundan emekliliğine giden yolda yaşadıklarını, şahit olduklarını, acılarını, üzüntü ve sevinçlerini anlatıyor. Yazar, İstanbul Hukuk Fakültesi'nde ilk senesini tamamlamadan gözlerinden rahatsızlanır. Bu sebeple eğitimini bırakır, İstanbul ve Viyana'da tedavi aramaya başlar. 3 senelik tedavi arayışının sonunda artık göremeyeceğini  kabullenir. 

Kitap Özeti

Yazar, Hukuk Fakültesine başladıktan sonra görmeme problemi başlar. Aslında gözlerindeki problem çocukluğundan beri vardır ama umursanmamıştır. İstanbul'da çeşitli doktorlar tarafından muayene edilir. Ancak bir sonuca ulaşamaz. Sonra bir tavsiye ile Viyana'ya gitmeye karar verirler. Viyana'da bir kaç defa ameliyat masasına yatsa da doktorların 'zamanında müdahale etseydik kurtardık' demek dışında yapabildikleri bir şey olmaz. Kabullenmek istemese de, kendince iç dünyasında dirense de körlüğü kabul etmek zorunda kalır. Viyana'da kaldığı dönemde özel eğitim ve körler okuluna gözlemci olarak katılma imkanı bulur. Bu sırada ailesinin maddi durumu da kötüye gitmektedir.

Ülkeye dönünce Viyana'dan edindiği birikim ile İzmir Körler ve Sağırlar Okulu'nda geçici öğretmenlik yapar. Memleketi Antep'ten tanıdığı Amerikalı doktor Iselly'nin öneri ve desteği ile Türkiye'de körlerin eğitimi üzerine mücadele etmeye karar verir. Gene Iselly'nin yönlendirmesi ile Amerikalı bir zengin Mitat Enç'e burs imkanı sağlar. Bu sayede Amerika'da lisansını ve yüksek lisansını tamamlar. Ülkeye döndüğünde Gazi Eğitim Enstitüsü'nde, ODTÜ'de ruhbilim ve özel eğitim konularında dersler verir. Özel Eğitim Bölümü açma girişimlerinde bulunur. Ancak bir türlü hedefe ulaşamamanın verdiği bezginliğin etkisiyle tekrar Amerika'ya gider, doktora yapar. Ülkeye döndükten kısa bir süre sonra Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde açılan Özel Eğitim Bölümü'nde ders vermeye başlar. 
Ve sonrasında emeklilik...

Kitap Yorumu

Kitap biyografik özelliği ile tarihe ışık tutar. Kurtuluş Savaşı'ndan 80 darbesi sonuna kadar geçen sürede ülkenin durumuna ışık tutar. Bürokrasideki tıkanıklıklar, iş bilmezlikler, akademik camianın karanlık iç yüzü, ülkemizde özel eğitim başlama ve gelişme süreci, öğretmen okulları, köy enstitüleri, siyasiler... Anlattığı şeylerden bazılarıdır. Üzülerek söylemek gerekirse, siyasiler ve bürokratların tutumunun bir çok noktada hala aynı olduğunu görmek mümkün. Yazar, çokça karşılaştığı bir durum olarak, çokça paralar harcanıp yarım kalan projeleri gösterir. Bir müdür, müsteşar ya da bakanın başlattığı proje o kişinin değişmesinden sonra gereksiz görülüp bırakılmaktadır. Sil baştan yeniden. Aynı durum zaman zaman günümüzde de devam etmekte bence. 
Batıda ve bizde engelli bireylere bakış açısını gözler önüne seren yazar; batıda bireyselleşmeye verilen önemin de etkisiyle engelli bireylerin kendi başına yaşamayı öğrenmesi desteklenirken, bizde engelli bireylerin yardıma muhtaç hale getirildiğini ifade eder. Bunu şu örnekle de anlatır: Viyana'da iken ev sahibinin desteği ile bir çok işini kendi başına yapabilir hale gelmiştir. Ailesinin yanına dönüğünde bunaltıcı bir baskı ile karşılaşır. Ailesi koruyucu bir tutum ile her işini kendileri yapma gayreti içindedir.
Kitap genel olarak güzel. Akıcı ve merak uyandırıcı.  Özellikle eğitim ve özel eğitim ile ilgilenenlerin okumasını tavsiye ederim. Zaten MEB'de kitabın öğretmenlerce okunmasını tavsiye ediyor. 

Yorumlar

  1. Arif hocam siz kitaplari kitapyurdun dan mi aliyorsunuz..

    Ben Kayseriliyim 2. El aliyom .D

    Tabi begenirsem sıfır alirim .P

    Kitap üzerine bloglara bakiyorum da imrenmeye basladim. Aslinda bende Tarih kitaplari üzerine bir sekme mi açsam ne dersinix hocsm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelde kitapyurdundan alıyorum. Bende imreniyordum ve Kitap Blogumu yeni açtım. Tarih kitaplarını seven biri olarak tarih blogu açmanızı canı gönülden isterim. :) istifade etmiş oluruz.

      Sil
  2. Kitap bloğunu kapattınız sanırım. Birden fazla blogla ilgilenmek zor oluyor, ben de bir dönem denemiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap bloğu istediğim bir şeydi aslında. Biraz yoğun olduğum şu dönemde ilgilenmek zor oldu :)

      Sil
  3. Otobiyografi okumak pek çok açıdan kişiye katkıda bulunuyor. Listeme ekledim, çok teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Otobiyografi okumak hoşuma gider :)
      Yorum için teşekkürler.

      Sil
  4. Böylesine bir hayatı okumak isterim :) Tanıtımını okuduktan sonra okumaya karar verdim. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak uyandıran bir hayat. Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  5. Güzel bir kitap. Yazı da güzel olmuş. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Biyografi severim ben de :) Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  7. Biyografi herzaman ilgimi çekmiştir.
    Yazınızı okuduktan sonra mutlaka okuyacagım.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  8. Abim de önermişti bu kitabı bana ve kendisi öğretmen. En yakın zamanda alıp okuyorum hocam.

    YanıtlaSil
  9. Yazarın hayat hikayesi çok hüzünlü geldi bana.Başarısini takdir ediyorum. Kitapları okuyup tavsiye yazısı yazmak çok keyifli. Okumak da keyifli. Yazıları okuduktan sonra kitap almaya karar vermek çok daha isabetli oluyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.