Ana içeriğe atla

Kendini Yönetebilen İnsanlar Daha Başarılı


Anneler, babalar, öğretmenler tarafından çokça duyduğumuz kalıplaşmış cümleler var: Anneler, babalar çocukları hakkındaki endişelerini, beklentilerini dile getirdikten sonra, çocuklarının ‘çok zeki olduğu’ ile başlayan cümlelerini mahcup bir eda ile ‘ama çalışmıyor’ diye sonlandırıyorlar. Öğretmenler öğrencileri hakkında ‘bu çocuk çalışsa her şeyi yapar’, ‘çok zeki ama kendini derse vermiyor’ gibi cümleler söylüyorlar. Bu şekilde zeki ama başarısız gençlerin sayısı her gün biraz daha artıyor. Neticede bu insanlar zeki olsalarda başarısız oluyorlar. 

Bu noktada devreye giren şey nedir? Her anne babanın ifade ettiği gibi çocukları gerçekten zeki midir? Zeki olmak başarı için yeterli midir? Çocukları/insanları hedefledikleri şeylerde başarıya götüren şey nedir? 

Colombia Üniversitesi’nde Psikolog Walter Mischel 1970li yıllarda bir deney yapıyor. Boş bir odaya 4-6 yaş arası çocuklar tek tek alınıyor. Testi yapacak kişi masanın üzerine bir lokum koyuyor, çocuğa “lokumu isterse şimdi yiyebileceğini ancak bir süre beklemesi halinde ikinci bir lokum kazanacağını” söyleyerek odadan çıkıyor. Odadan çıktıktan sonra dışardan çocuğu gözlemeye başlıyor. Çocuklar farklı tepkiler verebiliyor deneye. Bazıları lokumu hemen yerken, bazıları adamın ikinci lokumla gelmesini bekliyor. Bazıları lokumdan bir ısırık alıp beklemeye devam ederken, bazıları lokuma elini uzattığı halde beklemesi gerektiği için bekliyor. Bir çocuk için gerçekten zor bir süreç, ikinci lokumu isteyen çocuklar dikkatlerini lokumdan başka şeylerle vererek sabretme yeteneklerini kontrol etmeye çalışıyorlar: şarkı söyleyenler, gözlerini kapatıp bekleyenler, odanın içinde dolaşanlar oluyor. 1970li yıllardan beri bu test “Zevki Erteleme Becerisi Testi” adıyla  kullanılmaya devam ediyor.

Bu deney ile çocuklar hakkında iki önemli nokta gözlemleniyor: birincisi güdülerini kontrol edebilmeleri ikincisi karar verme becerileri. Deney burada bitmiyor tabi. Tek lokumu yiyenler ve ikinci lokumu hak edenler, seneler boyunca gözlemleniyor. Zevki erteleyebilenlerin erteleyemeyenlere oranla akademik açıdan daha başarılı, hedeflerini daha çok gerçekleştirebilen kişiler oldukları görülüyor. 

Bu deney gözler önüne seriyor ki, kendini yönetebilen insanlar daha başarılı oluyorlar. Kendini yönetebilmek ise temelde kişinin kendi iç dünyasını ve ne istediğini bilmesi ile, sonrasında duygularını ve dürtülerini kontrol etmesi ile mümkün. Zihinlerimize yerleşen yanlış kanaatin aksine başarılı olmanın yolu zeki olmaktan değil kendini kontrol etmekten geçiyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, azimli olmak, duygu ve düşünceleri kontrol edebilmek zekadan daha fazla önemli.

Lokum(marsmallow) deneyinin uygulanışı.

Yorumlar

  1. Çok eğitici bir yazı olmuş.
    Bastan yanlış yapılan ve algılan şeyleri değiştirebilsek ne kadar farklı olur herşey...
    Kendimizi yönetmeyi başarabildiğimiz zaman kazanan biz olacağız.
    O kadar güzel söylemişsiniz ki 'Zihinlerimize yerleşen yanlış kanaatin aksine başarılı olmanın yolu zeki olmaktan değil kendini kontrol etmekten geçiyor'.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum için teşekkürler. Kendimizi yönetebilen insanlar olmamız dileklerimle :)

      Sil
  2. Çok güzel ve faydalı bir yazı olmuş, teşekkür ediyorum. Kendime pay çıkardığım yerler oldu, azim ve irade gerçekten de çok önemli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Azim ve irade başarı için olmazsa olmaz. Yorum için teşekkürler

      Sil
  3. Biliyordum bu çalışmayı.İlk duyduğumda etkilenmiştim.Senin de paylaşman süper olmuş.Seviyorum senin tarzını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemli çalışmalardan biri bence. Teşekkürler :)

      Sil
  4. Bende ikincisi için beklerdim herhalde:) Zevklerini erteleyebilenler aynı zamanda planlı yaşayanlardır. Çünkü plana göre her şeyin bir vakti vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyin bir vakti var ve beklemeyi bilenler o vakte kavuşuyor. teşekkürler..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.