Medine sıcağı ortalığı kasıp kavurmaktadır. Her zamankinden daha sıcak, daha kasvetli bir hava vardır. İkindi namazından sonra Kainatın Efendisi(sav) ikindi sonrasının serinliğini hissedebilmek maksadıyla şehrin dışına doğru yürümek ister. Yanında ashabı olduğu halde şehrin dışına doğru yürümeye başlarlar. Sokakları, evleri geçtikten sonra vahanın serinliği hissedilmeye başlar.
Yavaş adımlarla ilerledikleri sırada ağır bir koku havayı doldurmaya başlar. Yolun kenarında bir köpek leşi, üstünde uçuşan böcekler. Sıcak havanın da tesiriyle koku ağırlaştıkça ağırlaşır. Ashab elleriyle burunlarını kapatıp adımlarını hızlandırır. Bu esnada Peygamberimizde(sav) her zamanki sükunet hali hakimdir. Yüzünü ashabına döner ve köpeği işaret eder, köpeğin inçi parlayan dişlerini göstererek; ‘Bakın’ der ‘ne kadar güzel, şu bembeyaz dişlerin güzelliğine bakınız... ve düşününüz.’
Bu hadiseyi Hz. İsa a.s. için de rivayet ediyorlar. Şuan hangi kitapta okuduğumu hatırlayamadım.
YanıtlaSilHz. İsa(a.s.) hakkındaki rivayeti duymamıştım.
SilNeyi gördüğün değil nasıl baktığın önemli gerçekten :)
YanıtlaSilAynen öyle :)
SilÇok sevdiğim ve ara ara örnek olarak anlattığım bir hikayedir bu :)
YanıtlaSilBazen bende örnek olarak anlatıyorum :)
SilMerhaba Arif Bey,
YanıtlaSilBu hikâye insana "olgun" olmanın erdemini çok güzel özetliyor. Zira insan olayların "sonuç"larıyla değil de, "neden"leriyle ilgilenirse yaşam daha anlamlı olacaktır. Saygılarımla...
Oldunlaşmanın, kemale ermenin önemini vurgulayan bir hikaye.
SilKatkı için teşekkürler :)
İnsan neyi görmek istiyorsa ona odaklanıyor galiba. İbret alacağımız anlamlı bir kıssadan hisse. Paylaşım için teşekkürler, sevgilerimle...
YanıtlaSilBakış açısı :)
YanıtlaSilvay yaaa ne iyimserlik :)
YanıtlaSilFarklı bakış açıları geliştirebilmek,sorunlarla başa çıkmamızı da kolaylaştırıyor.
YanıtlaSil