Mutluluğun Önündeki Engeller?

Daha önce mutluluk hakkında farklı yazılar yazmıştım. Şuradan bakabilirsiniz. Biraz daha sistematik olması açısından daha önceki yazılarımdan farklı olarak bu yazıyı yazma ihtiyacı hissediyorum. Hepimizi mutlu eden şeylerin farklı olması gibi bizi mutsuz eden şeyler de farklı olmakla beraber temelde mutluluğu engel olan şeyler belli noktalarda birbiri ile benzerlik göstermektedir. Bu benzerliklerden hareketle mutluluk engelleri farklı şekillerde kategorize edilmektedir.

Mutluluğun önündeki engeller neler olabilir? Beraber bakalım. 

Haz Veren Durumlara Alışma

Yeni bir kıyafet aldığımızda, arabayı yenilediğimizde yada hayalimizdeki evi satın aldığımızda mutlu oluruz. Fakat bu yeniliğe kısa sürede alışır, daha iyi ve yenilerinin hayalini kurarız. Bu da mutluluğu engeller. Sigara, alkol, madde vb. bağımlılık süreçlerinde de işleyen süreç aynıdır. Mesela, ilk sigara ile elde edilen doyum miktarı 10 iken 5. sigaradan sonra elde edilen doyum miktarı 7-8 gibi bir değerdir. İçilen sigara miktarı arttıkça elde edilen doyum azalır. Doyum azaldıkça da insan daha fazla sigara içme isteği duyar(hedonik adaptasyon). İlk denemede insana hoş bir duygu yaşatan bağımlılıkların uzun vadede mutluluğu azaltmasının sebebi de bu alışma sürecidir. Bu durum nefsin tatmin olmaması, sürekli daha fazlasını istemesi ile alakalıdır. Nefis kontrol altına alınmadığı müddetçe mutluluk tam anlamıyla sağlanamaz. İslam ulemasından Maverdi’nin şahsi huzur ve mutluluk için itaatkar bir nefsin varlığını ifade etmesi ile psikologlar tarafından ortaya atılan alışma sürecinin mutluluğu engellediği görüşü birbiri ile benzerdir.(Maverdi’nin görüşlerini daha önce yazmıştım. Şuradan okuyabilirsiniz.) Psikologların görüşlerinde nefs tabiri kullanılmasa da haz veren durumlara alışma ve daha fazla haz isteği nefsin bitmeyen istekleri ile alakalıdır. Nitekim, Peygamber Efendimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: 'Akıllı kişi nefsine hakim olandır'.

Olumsuz Sosyal Karşılaştırmalar

Geride bıraktığımız ay okuduğum kitaplardan birinde şöyle bir sahne geçiyor. Saat 20:33’ü gösterirken Mualla Hanım salonda yalnızlık ve çaresizlik içinde düşünmektedir: ‘Üst dairede oturan kadın ne şanslı. Kocası ve çocukları ile huzurlu bir hayat sürüyor’.  Halbuki, Mualla Hanım bu düşünceler içindeyken üst komşu bir başına oturmuş, gittikçe eve geç gelmeye başlayan kocası ile arasındaki problemleri düşünmektedir. Ara ara alt katta oturan Mualla Hanım’a kayıyordur düşünceleri: ‘ne rahat kadın, emekli olmuş keyfi yerinde’.
Genel olarak kendimizi başkaları ile kıyaslamaya meyilliyizdir. Hatta çoğunlukla başkalarının olumsuz durumlarını görmezden gelerek olumlu şeyler hakkında mukayese yaparız. Onlar şunu yapıyor, onlar da şu var bizde niye yok gibi. Bu düşüncelerimiz mutluğun önünde bir engel olarak durur. Bu tür durumlarda kıskançlık ve haset boyutuna kaçtığımız da olur kimi zaman. Halbuki, haset etmek yerine gıpta ederek bu engel giderilebilir. Cerrahpaşa şarkısının ‘herkesin bir derdi var, durur içerisinde’ sözlerinde verilen mesaj bu noktada hatırdan çıkarmamız gereken önemli bir husustur. Bize toz pembe görünen hayatlar, yaşayan kişiler için zillet olabilir. ‘Dışı seni yakar içi de beni’, deyimi bu durumu ifade eder.

Kazanımlara Eşit Olmayan Tepkiler

Eskiler anlatırlar, bir insanı kırk gün sırtında taşırsın, biraz soluklanayım diye birkaç dakika mola verirsin. Verdiğin mola ile sırtında taşıdığın insan için bir hiç haline gelmişsindir. Sırtında taşıdığın kırk günü değil de mola verdiğin o anı görür gözleri.
Hayata çoğunlukla o adam gibi bakarız. Hayamızdaki olumlu şeyleri küçük bir olumsuzluğun ardından silip atarız. Olumsuz olaylara olumlulara göre, sosyal ilişkilerimizdeki zorluklara olumlu tecrübelerimize göre, kötü eleştiriye iyiye göre, kayıplara kazançlara göre daha kuvvetli tepkiler veririz. Bu durum genel ruh halimizi etkiler ve mutsuzluğa sebep olur. Halbuki olumlu ve olumsuz her duruma gerçek etkileri nispetinde tepki versek üzüntümüz anlık üzüntüler halini alır. 

Bunların dışında mutluluğa engel olan çok madde sıralanabilir. Fakat buradaki maddeler hemen herkeste görülen, kişiye ve duruma göre nadiren farklılaşan engellerdir. Alışma, olumsuz sosyal karşılaştırma, olumsuz durumlara daha fazla tepki gibi durumlar -istisnaları olmakla birlikte-genel geçer olarak herkeste olabilen durumlardır.

Yararlanılan Kaynaklar

Pozitif Psikoloji, Alan Carr, Kaknüs Yayınları
Yüce Hedefler Kitabı, Maverdi, Büyüyenay Yayınevi

Arif öztürk
Arif öztürk

Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Blog Yazarı

20 yorum:

  1. Çocukken aileler de başka çocuklarla kıyas yapar çocuklarını.Gerçekten bu tür kıyas,çok yanlış :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bir çok aile kıyas yapma yanlışına düşüyor.

      Sil
  2. aman demek ki sadece kendimize bakıcez :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimize odaklanmak öncelik olmalı :)

      Sil
  3. Mutluluğu hep şartlara bağlı olarak yaşadığımız için hiçbir zaman tam manasıyla mutlu olamıyoruz. Anlamlı bir yazı olmuş, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. ‘herkesin bir derdi var, durur içerisinde’ Ah Arif kardeşim... Cerrahpaşa beni çok boynu bükük bırakmıştır...
    Kız kardeşimize (şizofrendi ve bizi kendisine yaklaştırmaz, yalnız yaşar ama zaman zaman hepimizi alabora ederdi) İşte bu halinden ötürü, rahmetli ablama ben çok üzüldüğümü, onu aklımdan çıkaramadığımı söylerdim hep. Benim mutluluğum her zaman yakınlarımın, sevdiklerimin rahatlığına endeksliydi sanki. Ablam bu sözüm üzerine bana"Ece, hiç kimse ne sandığın kadar mutlu ya da mutsuz değildir,
    düşünmemeye çalış kardeşim" derdi. Şimdi ise, daha da hassas oldum, aslında kızıyorum kendime, eğer dışımdakilere üzüldüğüm kadar kendimi düşünsem, sanırım daha mutlu olurdum.
    Çok güzel, bilgilendirici bir yayındı. Emeğine sağlık kardeşim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakikaten herkesin muhtelif sıkıntıları olabiliyor. Kiminin ki büyük, kiminin ki küçük gibi. Bize öyle geliyor. Fakat herkesin sıkıntısı kendine göre büyük oluyor. Tıpkı bizim için önemi olmayan bir şekerin bir çocuk için çok önemli olması gibi. Allah herkese gücü yetebildiği nisbette sıkıntı veriyor diye düşünüyorum. Bu tür konularda düzeltilebilecek durumlar için gayret, değişmesi mümkün olmayan durumlar için ise sabretmek lazım.

      Sil
  5. ben de başkalarıyla karşılaştırırdım çok, hatta sosyal medyada herkesin mutlu her şeyin harika oluşu canımı sıkardı en son eeeehhh deyip hesabımı kapadım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sosyal medya ile yeni bir sıkıntılar girdi hayatımıza: 1) olduğundan farklı görünme durumu 2) mutluluğu, sevinci orada paylaşma durumu 3) bazen mutluymuş gibi bazen mutsuzmuş gibi görünme çabası 4) kendimizi diğer insanlarla kıyaslama durumu 5) hayatın sadece mutluluklardan ibaret olduğu hissi ile yalnız kendisinin mutsuz olduğunu düşünme hissi gibi. Liste uzayıp gider belki.
      Tabi sosyal medyanın olumlu taraflarını görmeden geçmek olmaz. Fakat gözlemlediğim kadarıyla olumsuz yanlarını daha çok ön plana çıkarıyoruz.

      Sil
    2. Bu uzayıp giden liste insanlarda daha da yaygınlaşan depresyonun sebebi bence

      Sil
    3. Haklısınız. Bu tür düşünceler depresyona sebep olabilir.

      Sil
  6. Güzel bir derleme olmuş elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Aslında mutlu olmak ne kadar da kolay. Ama olay nefse hakim olabilmekte işte.

    YanıtlaSil
  8. Harika bilgiler. Ne yazik bir seyi kaybedince degerini anliyoruz sahipken mutlu olup sükredemiyoruz. Kiyaslama konusu da çok yanlis. Ilk çocugumda bu hataya düstügpm zamanlar oldu. Tecrübesiz bir anneydim. Sonra düsünce yönümü degistirip çocugumda baskalarinin sahip olmadigi degerleri görmeye yönelttim kendimi. Bu hem ikili iliskimize katkili oldu hem de oglumu rahatlatti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıyaslama çocuklar için çok yanlış bir şey. Her çocuğun, her insanın kendine has bir dünyası var. Herkesi aynı olması için zorlamak çocukların yeteneklerini köreltiyor.

      Sil
  9. Çok güzel açıklamışsınız gerçekten emeğinize sağlık :)
    sevgili kiremithanemin düzenlediği seni tanıyabilir miyim mimine katıldım ve cevapladım okumak isterseniz bloga davetlisiniz :)

    YanıtlaSil