Ana içeriğe atla

Bedel Ödemek - İktibas#6


Her şeyin bir bedeli var mıdır? 
Varsa, elde ettiğiniz şeylerin bedelini ödediniz mi? 
Bedel ödemeden elde ettiğiniz şeyler oldu mu? 
Etrafımda dikkatimi çeken bir durum var: ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzları birbirinden farklı olsa da ortak oldukları temel bir nokta var. Çocuklarını yetiştirirken çocukların kazandıkları şeylerin bedelini çocuklarına ödetmiyorlar. Çocuk ağlamasın diye her isteği yerini getiriliyor. Bununla alakalı ziyadesiyle misal verilebilir. Mesela, çocuk kaşığı tutup ağzına götürebilecek yaşa geliyor, fakat ebeveynlerden biri ‘dökmesin’ diyerek kaşığı kendi uzatıyor çocuğun ağzına. Bu durumdan çocuğun el, kol, göz koordinasyonu olumsuz etkilenirken çocuk bedel ödemeden yemeğini yemiş oluyor. Bu çocuk aile arasında problem olmadan, sağlıklı(?) bir şekilde büyüyor. Ancak, aile dışına çıkmaya başladığında problemler de başlıyor. Zira, bedelini ödemeden bir şeyler elde etmek istiyor, sorumluluklarını yerine getiremiyor. Bu durum en fazla eğitimde görülüyor: çok sayıda öğrenci, çalışmadan başarılı olmak istiyor. Her şeyin bir bedeli varsa yemek yemenin bedeli kaşığı tutmak, kolları hareket ettirmek, dişleri çalıştırmak; derslerde başarılı olmanın bedeli derslere çalışmaktır. Misaller çoğaltılabilir, mevzu uzatılabilir. Lakin aşağıdaki iktibas da katınca meselenin özü ifade edilmiş olacak: 

‘Sen sevgili dost, elde ettiğin şeyler için nasıl bedel ödediğini düşünüyorsun.? Ya elde edemediklerin için. Evet, bazen de bir bedel ödememize rağmen eli boş döneriz. Çünkü, ipeği pamuk, altını gümüş fiyatına almak isteriz. Bir de hiç bedel ödemeden elde ettiğimizi düşündüğümüz şeyler vardır. Halbuki zaman bu düşüncemizi doğrulamaz. Zira bedelsiz alındığı düşünülen şeylerin bedeli daha ağırdır.’ Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

2018 © Arif Öztürk

Yorumlar

  1. Ama örnek tam bana göre olmus. Bende yemek yerken temizlik skntsı var ya. Cocuk üstne dökmesin. Eli yaglanmasin biraz pimpirikliyim bu konuda. Eline yagsiz seyleri veriyorm.

    Ama her agladiginda istedigini yapmiyorum. Cocuklar bazen gercekten aglarkeb cogunlukla kandiriyorlar. Mesela bagirdigi zaman sen bagirdigin icin seni dinlemiyorum. Sessiz söylersen dinleyebilirim diyorum :) yanlis mi simdi yaptigim anlamadim ben. Ama pislenmesin ve bitlenmesin diye yapiyorum 😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada önemli olan nokta yaptığımız şeyleri çocuğun ne şekilde algılıyor olduğu. Tabii bilinçdışı algılar da önemli. Çoçuğa yaşına uygun olabilecek sorumlulukların verilmesi iyi olacaktır. Aksi takdirde sorumluluk bilinci zayıf kalabilir. Yaş seviyesi arttıkça da çocuğun kendi işlerini yapabilmesi için cesaretlendirilmesi önemlidir. Birçok anne çocuğun üstünü başını kirletmesinden haklı olarak şikayet ve endişe ediyor. Ben de kendi oğlumdan biliyorum. Çok çabuk kirletebiliyorlar ellerini, üstlerini falan. Ama şahsi temizliği sağlama sorumluluğunu da çocuğa vermek -belli bir yaşın üstüne geçtiyse- daha faydalı olabilir.
      Ağlamak yerine kelimelerle kendini ifade etmesini istemeniz de çok yerinde bir davranış bence. Bağırıp çağırmak yahut isteklerini yerine getirmektense uygun bir dille çocukla konuşmak daha önemlidir.

      Sil
  2. Arif kardeşim. Çok disiplinli bir evde büyüdüm. Babam anneme sıkı tembihlerde bulunup, bizlerin her işimizi (Tabii yaşlarımıza göre) kendimizin yapmamız gerektiği konusunda direktifler verirmiş. Ablam da bu kararların uygulayıcısı idi. Bizlere sadece nasıl yemek yememiz, giyinmemiz ve tüm diğer yapabileceklerimiz söylenir ve biz de uygulardık. Bu sebeple biz her işimizi kendimiz yaptık. Ben faydasını gördüm ve çocuklarımı da böyle yetiştirmiş ve hiç zahmet çekmemiştim.
    Yazdıklarına katılıyorum. Teşekkürler kardeşim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eve abla disiplinin evde, işte her yerde olması gerektiğine inanıyorum. Maalesef toplumda disiplin olgusu hakkında yanlış fikirler mevcut. Disiplini dayak ile, ceza vermek ile karıştırıyoruz. Halbuki disiplin anlayışında temel prensip işlerin yolunda gitmesi için herkesin uyması gereken kurallara uyması ben sorumluluklarını yerine getirmesi. Yorumun için teşekkür ederim 😊

      Sil
  3. hımmm mutlaka bir şekilde bedeli vardır yaaa. ali ural yazma dersleri veriyoooo atölyesindee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnternette görmüştüm yazma dersleri veriyor diye.

      Sil
  4. Gecenlerde defterime not aldim cevremdeki hemen butun annelerin evlatlarini nasil bir sirça esya gibi kollayip gizliden de kibirlendikleri hakkinda. Evlat sahibi olmadigim icin yazip yayinlamadim ama acikcasi ulkemizdeki sorunlarin temel kaynagi bu evlat yetistirme bicimimiz diye dusunurum ben de. Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evlat yetiştirme tarzımız aşırı koruyucu-kollayıcı olabiliyor maalesef. Yorum için teşekkürler..

      Sil
  5. Dizin acıyacak ki düşmemeye çalışacaksın... Sürekli kollanarak yaşanılan bir yaşam başarısızlıktan başka birşey değildir bence de...
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  6. Merhaba, yazınız için teşekkürler. Blog yazarlarının buluşma ve sosyal paylaşım noktasına sizleri de bekleriz. Böylelikle içeriklerinizi bloggerlara tanıtabilir ve diğer bloggerlar ile kolaylıkla irtibat kurabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  7. Ali Ural’ın radyo programlarını zevkle dinlerdim bir aralar. Devam ediyor mu bu aralar bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Radyo programı yaptığını bilmiyordum. Belki devam ediyordur..

      Sil
  8. Her şeyin bir bedeli var gerçekten de, çocuklarımızı yetiştirirken farkında olmadan hatalar yapıyoruz, bir zaman sonra farkına varıyoruz ama çok geç oluyor:( Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Hata yapmamak mümkün değil. Hepimiz hata yapıyoruz. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken şeylerden biri bu olmalı: Herkes hata yapabilir. Herkesin dikkat etmesi gereken sorumlulukları var.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.