Ana içeriğe atla

Çocuk Yalan Söylemeyi Nasıl Öğrenir? İktibas#17

Çocuklar yalanı nasıl öğrenir?

Görünürde yalan tam anlamıyla yalan olmasa bile, çocuğa ilk yalan söyleme yolunu öğretir. Bu bir hazırlık, bir yalan tohumudur. Uydurmalar, semboller, hayaller şeklinde görülebilir. (Masum yalanlar: çocuğun hayali yaşantısı vs.)
….Çocuğa yalanı öğretne ikinci yol, taklittir. İlk önce diğer çocukları taklit eden çocuk, hemen sonra yalanın onlara bazı olanak ve avantajlar sağladığını saptar. Bir de buna arkadaşalrının ‘Benim gibi yapamıyorsun, çünkü korkuyorsun’ ya da, ‘Gerçeği söylemekle hata ediyorsun,’ türünden yönlendirmeleri eklenir. Böylece çocuk yaptığı bir hatada kendini masum gösterip cezadan kurtulmasını öğrenmiş olur.
Yetişkinleri taklit de çocuğu yalan iten bir başka etkeendir. Yetişkinler kendi aralarında ve daha da önemlisi, çocuklara yalan söylerler. Bunun da ötesinde yetişkinler, bazen çocuğun yalan söylemesini isterler. Örneğin, ‘Dün evdeydik diyeceksin’ ya da, ‘Bunu yaptığımı babana söylemeyeceksin’ gibi tembihlerle çocuğu yalana iterler.
….Yalana yol açan bir başka olay, suçu çocuğa baskıyla kabul ettirmektir. Gilbert Robin’in örneği şöyle: ‘Anne şeker kutusunu bulamaz ve kızını almakla suçlayarak: ‘Sen yaptın, biliyorum itiraf edersen seni cezalandırmayacağım!’ der. Sonunda çocuk suçu kabul etmek zorunda kalır. …(Haluk Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, syf: 251-252)



2018 © Arif Öztürk

Yorumlar

  1. Gercekten aydinlatici bir yazi olmus. Sevgiler 😊

    YanıtlaSil
  2. Ailenin vereceği güven ve yetiştirme tarzı yalanın önüne geçebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle.. Zaten aile ve yakın çevrede öğreniliyor yalan.

      Sil
  3. Bilerek bilmeyerek ne çok hatalar yapılıyor değil mi?

    Çok teşekkürler önemli bir yazıydı.

    YanıtlaSil
  4. En çok da tembihlerle öğreniyorlar galiba....

    Güzel bir alıntı ♥

    YanıtlaSil
  5. bizim ülke insanı işte küçükten öğreniyo yalan sölemeyiii :) yalan yüzünden de saygı denen şey olmuyoo :) avrupa insanından en büyük birinci farkımız bu yaaaa :) kimse kimseye inanmıyooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin kimseye inanmaması durumu hızla artıyor. Hatta kendilerine bile inanmıyor insanlar...

      Sil
  6. Anne şeker kutusunu bulamaz ve kızını almakla suçlayarak: ‘Sen yaptın, biliyorum itiraf edersen seni cezalandırmayacağım!’ der. şu örnek beni çileden çıkartan bir şey gerçekten. Yapmadığım bir şey üzerinden suç bana atıldığında çok şaşırıyordum. Artık karşımdaki inanmazsa inanmasın umurumda olmaz. Ayrıca yalan insanı şizofreni hastası yapabilir diye düşünüyorum, olmayan şeyleri olmuş gibi anlatırlar ve buna kendileri de cidden inanırlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şizofreni vb. psikolojik rahatsızlıkların genel sebebi olumsuz çocukluk yaşantıları olabiliyor.

      Sil
  7. Eğer karakteri oturmuş olsa da bir insan; hayat denen hareketli ve bu büyük sahnede, bazı durumlarda; kendisini ya da savını kabul ettirebilmek için, bencilce (sebebim var)diyerek kendisini avuttuğu ve bunu herhangi bir şeyi kaybetme korkusuyla yaptığı oyunlu davranışlara girebilir. Belki anlık bir kurtuluştur ama er geç vicdanına yük olacaktır. Bize yalan söylenmesini ve arkamızdan iş çevrilmesini istemiyorsak, beklediğimiz gibi davranmayı şiar edinmeliyiz.
    Daha evlatlar gelişirken onların takipçisi ve oluşan durumlarda ise bunu fırsat bilip aydınlatıcısı olmalıyız.
    Her devir, hatta ömür boyu geçerli bir konu bu. Görsel güldürdü beni:)) Onlarda komik durmuş da, büyüklerde kim ne kötü görünür :))
    Eline, emeğine sağlık Arif. Mutlu, huzurlu bir hafta sonu dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalanın ortaya çıkışı günü kurtarma amacıyla oluyor. Fakat kontrol edilmezse sıradanlaşabiliyor. Tabi ki erinde gecinde ortaya çıkıyor.
      Teşekkürler :)

      Sil
  8. Çocuklara,tercihlerinin sorumluluğunu da almayı öğretebilsek.yalan söylemeye ihtiyaç duymazlar diye düşünüyorum.Ama büyükler bile bunu yapmazken ,çocuklardan beklemek ne gerçekçi bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumun en önemli problemi tercihlerin/davranışların sorumluluğunu almaktan kaçınmak zaten. Dediğiniz gibi önce büyüklerin olumlu rol model olması lazım.

      Sil
  9. Bir çocuğa yalan söyleme derken bireyin önce dönüp kendisine bakması lazım.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Önce kendimize bakmamız lazım :)

      Sil
  10. Çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Çocuklarımızı aslında biz yalana teşvik ediyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.