Kütüphaneye Giden Yol - 2. Bölüm


Ertesin günün ilk tenefüsüydü. Tenefüs zili çalmasına rağmen dışarı çıkmamış, sırasında oturmaya devam ediyordu. Hasan Hoca’nın Murat’ı çağırdığını söyledi bir öğrenci sınıfın kapısından. Söyledi ve beklemeden gitti. Akşam yaşadığı hayal kırıklığı yeniden hatırına düşüverdi birden. Ağırhareketlerle kalktı yerinden. Ve gene ağır adımlarla gitti Hasan Hoca’nın yanına. Hasan Hoca önüde yarım düzine kitap olduğu halde öğretmenler odasında oturuyordu. Hasan Hoca’nın ‘kitap bulup bulamadığını’ sorması üzerine kütüphanede olanları anlatmaya başladı. Mahcubiyetini gizlemek isteyen bakışları sağa sola kayıyordu istemsizce. Hasan Hoca Murat’ın mahcubiyetini azaltmak ister bir tonda konuştu: ‘Olsun’ dedi, ‘Her şey bir öğrenme vesilesidir. Bu vesileyle kütüphaneye üye olunması gerektiğini öğrenmiş oldun. Kütüphane müdavimi olmak için de ilk adımı atmış oldun.’ Hoca’nın kütüphane olayı hakkında yorumu bu kadar oldu. ‘Nasıl’, ‘Neden’ gibi sorgulamalara alışık Murat, Hoca’dan da bu tür sorgulamalar bekliyordu. Hatta Hoca’nın söyleyeceği cümleyi bile düşünmüştü kafasında: ‘Bu yaşa gelmiş adamsın, kütüphaneye üye olunmadan kitap alınmaz, nasıl bilmezsin!’ Kesin böyle diyecekti Hoca. Bu bilememezliğin utancında küçüldükçe küçülecekti bedeni. Varlığını bir an önce dışarı atmak istiyordu o yüzden. Fakat beklediği olmadı. Hoca soru sormadı, eleştirmedi. Hoca’nın tepkileri beklentilerinin aksi yönde olunca rahatlamaya başladı.

Hasan Hoca ‘Okuman için sana kitaplar getirdim’ dedi önündeki kitapları işaret ederek. ‘Beğendiğin birini seç al, aralarında beğeneceğin kitaplar olduğunu düşünüyorum’

Önündeki kitaplara dokundu, sayfalarını karıştırdı, birkaç dakikanın sonunda Ahmed Günbay Yıldız’ın Mavi Gözyaşı isimli kitabını aldı eline. Kitabı gördüğü anda zihninde oluşan ‘Gözyaşının da mavisi mi olurmuş?’ sorusundan harektle bu kitabı seçmişti. Kitabı eline aldığında ders zili çalmaya başlamıştı. Mahcubiyetinin yerini alan minnet duyguları ile Hasan Hoca’ya teşekkür etti.

Hoca, ‘Bitirdiğin zaman gelip yenisi ile değiştirirsin’ dedi ve Murat’ın ardından seslendi: ‘Kütüphaneye üye olmayı da ihmal etme. Unutma, en iyi kitaplar kütüphanelerde bulunur.’ Dersine gitmek üzere ayağa kalktığında zihni söylediği son cümleyi Murat’ın duyup duymadığı ile meşguldü.

Kütüphane'ye Giden Yol başlığını tıklayarak hikayenin diğer bölümlerine ulaşabilirsiniz.

2/3

2018 © Arif Öztürk

8 Yorumlar

  1. Çok güzel bir anlatımdı. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. İkincisi bu sanırım Arif, şimdi ilkini de bulup okurum. Kitap okumaya en çok küçük yaşlarda alışılıyor zaten. Ama önemini ebeveynlerin anlatması gerek. Teşvik açısından çok yararlı bir hikâye. Devamını bekleriz. Sağlıcakla kal Arif :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkincisi bu Ece Abla. Kitap okumada ailenin önemi çok büyük gerçekten :)

      Sil
  3. Lise sona kadar kitap nedir bilmezdim. Bize de kitap oku diyen de yoktu zaten. Kütüphane memurlarından da korkardık. Benimde ilk okuduğum roman, lise son sınıfa, Ahmet Günbay Yıldız'ın bir kitabı olmuştu. Kitabın ismini şu an hatırlayamıyorum. Kitabı veren de Hasan Hoca gibi bir öğretmendi. Bak şu işe Arif, hikayen beni nerelere götürdü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hikaye ile gördüm ki bir çok kişinin benzer hatıraları var. Bazı noktalar kendi yaşantılarımdan esinlenerek oluştu zaten :)

      Sil
  4. Eskiden biz de üye olurduk kitap almak için.O günleri hatırladım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üyelik olayı hala var sanırım. Bir bakıma olması da lazım..

      Sil