Ana içeriğe atla

Kütüphane'ye Giden Yol - 3. Bölüm


Hasan hoca’dan aldığı kitabı iki günde bitirdi. Vaktinin tamamını kitap okumakla geçiriyordu neredeyse. Okulda tenefüslerde, evde hemen her vakitte kitap okuyordu. Annesi, sadece kitap okumakla ödevlerini ihmal ettiği serzenişinde bulunurken, yemeklerini bile tam tamına yememekle suçluyor, kızıyordu Murat’a. Hasan Hoca’nın yanına gittiğinde okuma kültürüne dair yeni bir şey daha öğrenmiş oldu: kütüphane üyeliğinden sonra kitap takasının da okumada önemli bir yeri olduğu. Hasan Hoca sınıfındaki bir arkaadaşının ismini söyleyerek, bugün onun da kitap değiştirmeye geleceğini, isterse ondaki kitapla elindeki kitabı takas edebileceklerini söyledi. ‘Kitapları incelersiniz, ilginizi çekerse değiş tokuş yaparsınız. İlginizi çekmezse size hitap eden bir kitap buluruz elbet.’

Kitap takası yapmalarının üçüncü gününde Sitem’i de okuyup bitirdi. Sitem, Mavi Gözyaşı ile takas ettiği kitaptı. Ahmed Günbay Yıldız’ın bir başka kitabı. Bu kitabı daha çok sevmişti: İdealist bir öğretmenin gençlerin eğitimi ve gelişmesi için verdiği mücadele ile Bahar ve Ferhat isimli öksüz ikizlerin gençlik serüveni anlatılıyordu romanda.

Kitap okuma hızına işkilleniyor, ‘Çok mu abartıyorum acaba?’ diye şüpheye düşüyordu. Her seferinde de ‘abarttımsa abarttım, zararı olacak değil ya’ diyor okumaya devam ediyordu. Kitabı Hasan Hoca’ya iade etmeye giderken ‘Şimdi Sultanmurat’ı okuma vakti geldi’ diyordu içinden.

Murat’ın kütüphane müdavimliği ile kitaplarla olan sıkı dostluğu bu şekilde başladı. Ders kitabında okunan bir küçük hikâye, kütüphanede sonuçsuz arayışlar, iki tane Ahmed Günbay Yıldız romanı ve en önemlisi de bir Biyoloji Öğretmeni. Biyoloji Öğretmeni Hasan Hoca’nın katkısı en önemlisiydi şüphesiz.

Kütüphane'ye Giden Yol başlığını tıklayarak hikayenin önceki bölümlerine ulaşabilirsiniz.

2018 © Arif Öztürk

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlmi sima Nedir? Fizyonomi Nedir?

Geçtiğimiz günlerde ilmi sima hakkında okumalar yaptığımı ifade etmiştim. İlmi sima nedir? Bu sorunun cevabını ve tarihsel sürecini mümkün olduğunca kısa bir şekilde izah etmeye çalıştım.  İlmi sima kısa tanımıyla vücut yapısından hareketle karakter analizi yapılmasını ifade eder. Vücut yapısı ve karakter arasında doğal bir irtibat olduğu inancı ile ortaya çıkan ilmi sima batıda ve bilimsel terminolojide fizyonomi, doğu terminolojisinde ise ilmi feraset, ilmi kıyafet gibi isimlerle bilinir. Bilimsel temelden yoksun olduğu eleştirileri yapılsa da özellikle istihbarat ve güvenlik, satı ve pazarlama alanlarında ilmi sima verilerinden faydalanılmaktadır. Filozoflar bu alana ilişkin açıklamalar yaparken, İslam âleminde bazı ulema ilmi sima bilgilerini kullanmışlardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli kapsamlı eserinde ilmi sima konusuna da temas etmiştir: ‘Allah insanı en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yani sıra, insanlari şekil ve ka...

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Fareler Olmasaydı!

Bilim insanları bazı araştırmalarda insan denekler kullanamazlar. Çeşitli etik ilkeler gereği insanlar araştırmada kullanılmaz. Araştırmanın ne sonuca ulaşacağı belli değildir; deneye katılan kişi psikolojik, sosyal ve fiziki açıdan zarar görebilir. Araştırmalarda dikkat edilmesi gereken etik ilkeler gereği bazı araştırmalarda insanlar yerine hayvanlar kullanılır. Elde edilen sonuçların insanlarda da geçerli olacağı iddia edilir. Araştırmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler önemli bir yer tutar. Farelerin kullanıldığı çok sayıda araştırma yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada farelerin kullanıldığı bazı psikoloji araştırmaları hakkında bilgi verilecektir. 1. Watson'un Albert Deneyi Etik ilkeler açısından tartışmaları hala devam eden çalışmada fareler araştırmada arka plandadır. Araştırmanın asıl deneği 1-2 yaşlarındaki küçük Albert'tir. Watson'un amacı Albert'in fareden korkup korkmayacağıdır. Fare Albert'in yanına bırakılır ve aynı z...