Hasan
hoca’dan aldığı kitabı iki günde bitirdi. Vaktinin tamamını kitap okumakla
geçiriyordu neredeyse. Okulda tenefüslerde, evde hemen her vakitte kitap
okuyordu. Annesi, sadece kitap okumakla ödevlerini ihmal ettiği serzenişinde
bulunurken, yemeklerini bile tam tamına yememekle suçluyor, kızıyordu Murat’a.
Hasan Hoca’nın yanına gittiğinde okuma kültürüne dair yeni bir şey daha
öğrenmiş oldu: kütüphane üyeliğinden sonra kitap takasının da okumada önemli
bir yeri olduğu. Hasan Hoca sınıfındaki bir arkaadaşının ismini söyleyerek,
bugün onun da kitap değiştirmeye geleceğini, isterse ondaki kitapla elindeki
kitabı takas edebileceklerini söyledi. ‘Kitapları
incelersiniz, ilginizi çekerse değiş tokuş yaparsınız. İlginizi çekmezse size
hitap eden bir kitap buluruz elbet.’
Kitap
takası yapmalarının üçüncü gününde Sitem’i de okuyup bitirdi. Sitem, Mavi
Gözyaşı ile takas ettiği kitaptı. Ahmed Günbay Yıldız’ın bir başka kitabı. Bu kitabı
daha çok sevmişti: İdealist bir öğretmenin gençlerin eğitimi ve gelişmesi için
verdiği mücadele ile Bahar ve Ferhat isimli öksüz ikizlerin gençlik serüveni anlatılıyordu
romanda.
Kitap
okuma hızına işkilleniyor, ‘Çok mu
abartıyorum acaba?’ diye şüpheye düşüyordu. Her seferinde de ‘abarttımsa abarttım, zararı olacak değil ya’
diyor okumaya devam ediyordu. Kitabı Hasan Hoca’ya iade etmeye giderken ‘Şimdi Sultanmurat’ı okuma vakti geldi’
diyordu içinden.
Murat’ın
kütüphane müdavimliği ile kitaplarla olan sıkı dostluğu bu şekilde başladı. Ders
kitabında okunan bir küçük hikâye, kütüphanede sonuçsuz arayışlar, iki tane
Ahmed Günbay Yıldız romanı ve en önemlisi de bir Biyoloji Öğretmeni. Biyoloji
Öğretmeni Hasan Hoca’nın katkısı en önemlisiydi şüphesiz.
Kütüphane'ye Giden Yol başlığını tıklayarak hikayenin önceki bölümlerine ulaşabilirsiniz.
2018 © Arif Öztürk
Ne güzel bir hikaye bu Arif..
YanıtlaSilTeşekkürler..
Sil