Ana içeriğe atla

Kim İçin, Ne İçin Yazıyorsunuz? İktibas#22


Yazarken bazen endişeye kapılıyordum: Yazdıklarımı okuyanlar beğenecek mi, acaba? Blogumun ilk günlerinde bu endişe fazla olsa da şimdi neredeyse hiç endişem yok. Yazdıklarımı beğenenler olabileceği gibi beğenmeyenler de olacaktır. Bu normal bir durum.
Kim için yazıyorum? İlk önce kendim için. Yazmayı sevdiğim için. Düşüncelerimi yazıya geçirmeyi sevdiğim için. Blogumda paylaşmasam da yazıyorum. Bir yerlerde duruyorlar. İkinci olarak paylaşmak için yazıyorum. Hem düşüncelerimi paylaşmak, hem de bilgi sahibi olduğum bazı konularda okuyucuya bilgi vermek. Bu yolla bildiklerimi/öğrendiklerimi de pekiştiriyorum farkında olmadan. 
William Zinsser'in aşağıya aldığım satırları kitap yazma uğraşı veren kişilere yönelik tavsiyeler olsa da biz blog yazarlarına da hitap ediyor şüphesiz: 
'Kim için yazıyorum?'
Bu esaslı bir sorundur ve esaslı bir cevabı vardır: Kendiniz için yazıyorsunuz. Büyük okuyucu kitlesini gözünüzde canlandırmaya çalışmayın. Böyle bir kitle yok-her okuyucu farklı bir kişidir. Editörlerin ne tür şeyler istediğini ya da insanların ne okumak havasında olduklarını düşünmeyin. Editörler ve okuyucular okumaya başlamadan ne okumak istediklerini bilmezler. Ayrıca sürekli yeni şeyler ararlar.
Bir espri yapmak istediğinizde okuyucunun bunu anlayıp anlamayacağını düşünmeyin. Yazarken hoşunuza gidiyorsa yazın. İlk olarak kendinizi memnun etmek için yazıyorsunuz ve siz zevk alıyorsanız uğurlarına yazmaya değer okuyucular da ondan zevk alacaktır. İyi Yazmak Üzerine - William Zinsser, syf-39.
2018 © Arif Öztürk

Yorumlar

  1. "İlk olarak kendinizi memnun etmek için yazıyorsunuz ve siz zevk alıyorsanız uğurlarına yazmaya değer okuyucular da ondan zevk alacaktır." O zaman belki kendimiz için yazıyorsak bile, yazdıklarımızı okuyup yorum yapanlar, bloglarda geri dönüş yapanlar, uğruna yazmaya değer okuyucularımız, okuyucularız biz..

    YanıtlaSil
  2. Kendimiz için yazmaya başladığımızda konular çoğalıyor. Ama her okuyucuyu düşündüğümüz zaman konular tükeniyor ve zorluk çekiyoruz.:) Bende hep okuyucuları düşünürdüm ama şimdi içimden geldiği gibi kendim için yazıyorum.:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzeli de böylesi zaten. Tamamen okuyucu odaklı olunca tıkanıklık fazla oluyor..

      Sil
  3. Ne için yazdığım konusunda size tamamen katılıyorum. Çokça okumalı ve yazmalı günler dilerim... :)

    YanıtlaSil
  4. Kendimizi memnun ve mutlu eden bir yazı genellikle okuyucuya da ayni sekilde yansiyor. Yazınız da Alıntınız da cok guzeldi. Emeginize saglik.

    YanıtlaSil
  5. Yazarken eğleniyorsam okuyan da eğlenir diye düşünüp rahat yazmaya çabalarım bende. Eğer beğenilme kaygısı taşıyorsa bir yazı bu okuyucuya da geçiyor ve yazan kendini zorluyor . Bazen düşünüyorum ama çok azaldı, genelde rahatım. Doğru yoldaymışım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorlama olunca olmuyor demek ki...
      Teşekkürler :)

      Sil
  6. Kendimizi ifade etmek için yazıyor olsak da okunmak da istiyoruz aslında:)

    YanıtlaSil
  7. İçimdeki sesim yaz diyorsa, yazarım.Bazen öyle durur yayınlamam ,bazen de yazar yazmaz paylaşırım.Hiç yazamadığım elimin gitmediği de çok olur.Ama okunmak , yorum almak acayip mutlu eder.

    YanıtlaSil
  8. Her yazdigimi blogda paylasmiyorum ama ilk etapta kendi sevdigim ve sectigim konulari yaziyorum. Aksi halde dogallik kaybolur 😊

    YanıtlaSil
  9. İnsan kendisi için yazmalı zaten. Bazen tek kelime yazamazken bazen sayfalar dolusu yazar insan. Ruh haliyle de alakalı :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.