Ana içeriğe atla

Eğitim Hikayedir!


Başlığı okuyunca eğitimi boşverdiğimiz, zannedilmesin. ‘Eğitim hikayedir’ sözünü gerçek anlamında kullanıyoruz. Gayemiz, eğitimde hikâyenin ehemmiyetini vurgulamak. Bu açıklamayı yapıyoruz, zira kullandığımız kelimeler yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermesin. Hikâye kelimesini boş, önemsiz, uydurma gibi anlamlara gelecek şekilde; ‘okumak falan hikaye, bu devirde popçu/topçu olacaksın’, ‘helalmiş, harammış hikaye, ben aldığım paraya bakarım’ gibi cümleler içerisinde görebiliyoruz. Zaman zaman da eğitim sistemiyle alakalı tartışmalarda ‘eğitim falan hikâye oldu artık’ şeklinde bir cümleye muhatap olabiliyoruz.

Eğitim hikâyedir, diyoruz. Çünkü eğitimde hikâye ve hikâyeleştirme çok önemli bir yer ihtiva ediyor. Anlatması namümkün olan, anlaşılması muhal mevzuları hikâye metodu ile anlatabilmek mümkün. Hem de dinleyenleri sıkmadan vermek istediğimiz mesajı ulaştırmış oluyoruz. Hikâye de bir metod ve eğitim işini icra ederken kullanabileceğimiz metodlardan bir tanesi. Her yaş grubu için uygun olsa da bilhassa çocuk ve gençlerin eğitiminde istifade edebileceğimiz bir metod.

Geçmiş devirlerden beri eğitimde hikâyeden faydalanılıyor. Efsanelerin, masalların,  deyimlerin ortaya çıkışı da eğitimin hikâye olmasıyla alakalı. İlk insan Hz. Adem’den bilitibar eğitimde hikaye yolu kullanılıyor. İnsanların ibret alması noktasında anlatılanlar Hz. Adem ile Hz. Adem’in yaratılış sürecine kadar ilerliyor.

Hikâye İle Ahlak Eğitimi

Bilhassa değerler eğitimi diye isimlendirdiğimiz güzel ahlaka dair hasletlerin kazanılmasında hikâye metodu çok faydalı olacaktır. Kuran-ı Kerim’de insanların ibret alması için anlatılan kıssalar insan eğitiminde hikâyenin önemini ortaya koyuyor. ‘Talut askerlerle beraber ( cihad için) ayrılınca, Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak hiçbir gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar, nice az topluluk Allah’ın izniyle çok topluluğu yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.’ Bakara Suresi 249. ayeti kerimesinde anlatılan bu kıssa ile ulül emre itaatin ehemmiyetini görüyoruz. Malumünüz, Hz. Vahşi Uhut Savaşı’nda Peygamberimizin(sav) amcası Hz. Hamza’yı şehit etmiştir. Mekke’nin fethinden sonra müslüman olmak isteyen Hz. Vahşi’ye Peygamberimiz(sav), seni görünce amcamı hatırlıyorum, diyerek üzüntüsünü ifade etmiş. Hz. Vahşi’ye kelime-i şehadeti tarif ederek, müslüman olmasını sağlamıştır. Akabinde de Hz. Vahşi’ye karşı şahsi bir tutum sergilememiş, her türlü meselede adil davranmıştır. Bu hikâye ile adaletin ehemmiyetini anlatmak mümkündür.
Bu kıssalar hayatın içerisinde yer alan yaşanmış olaylardır. Bazı hikâyeler de gerçek hayatta yer almamasına rağmen anlatılmak istenen meseleleri daha iyi anlatabilmek için hayal gücü oluşturulan hikâyelerdir. Masallar, efsaneler, destanlar, deyimler de bu şekilde doğal ve kendiliğinden oluşan türler olmuştur. Dede Korkut hikâyeleri, Sadi Şirazi’nin Bostan ve Gülistan’ı, Mevlana’nın Mesnevi’si başta olmak üzere muhtelif destan, masal ve hikâyeler bunlara misaldir. Hepsi de eğitim işi için kullanılmışlardır.

Hasılı hikaye eğitimde ve bilhassa ahlak eğitiminde çok önemlidir. Kısaca diyebiliriz ki, eğitim hikâyedir. Vesselam.

2018 © Arif Öztürk

Yorumlar

  1. İnsanlar hikayelerle öğrenirler çok doğru. O yüzden aslında eğitim sistemimizde hikayeleştirerek anlatma yöntemi etkili olabilir fikrimce:)

    YanıtlaSil
  2. Farklı bir bakış açısı. Bence de etkili olabilir. Hayat da zaten bu kıssalardan ibaret değil mi?

    YanıtlaSil
  3. Bir öğretmen adayı olarak ben de savunuyorum hikaye metodunu...Bu arada takip ederseniz sevinirim.

    YanıtlaSil
  4. Pozitif psikoterapi eğitimlerinde biz de hikayeler okuyoruz ara ara.Böylece daha kalıcı oluyor bilgiler...

    YanıtlaSil
  5. Yazınızı çok beğendim. Bir konunun anlatılmasında hikaye etmenin iyi bir yöntem olduğunu düşünüyordum ancak altını dolduramıyordum. Bu faydalı paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Kizimin ögretmeni hikaye metodunu cok kullaniyor ve akilda kalici oluyor cocuklarda.

    YanıtlaSil
  7. En akılda kalıcı metot bence de. Güzel yazıydı, emeğine sağlık Arif kardeşim.

    YanıtlaSil
  8. Yazının sonuna imzamı atabilir miyim? 😊 Elinize sağlık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.