Ana içeriğe atla

Tarla Kuşunun Sesi - Mustafa Kutlu I KitapYorum(25)


Mustafa Kutlu hikayeleri okumaya devam ediyorum. Tarla Kuşunun Sesi kitabında Kutlu, toprağı, vatanı, aşkı, maziyle atiyi harmanlıyor. Yaylaları, köyleri, küçük kasabalarda geçen hayatları usta bir dille, doğal akışını bozmadan anlatıyor. Kutlu'nun bir çok hikayesinde olduğu gibi Tarla Kuşunun Sesi'nde de hayat toprağın etrafında şekilleniyor.
Kutlu, Osmanlı'nın son devirlerini, Sultan Abdülhamit'i, İttihatçıları, Çanakkale'yi, Anadolu'nun kurtuluş mücadelesini, Cumhuriyet'i ve inkılapları halkın bakış açısıyla ele alıyor. Sonrasında daha yakın tarihe geliyoruz. Deniz kıyılarının betonlaşma serüveninden ipuçları yakalarken, eski ile yeni kuşağın çatışmalarını okuyoruz.
Özet ve Yorum
Hikaye iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısım Molla Murat'ın yaşadıkları etrafında şekilleniyor. İkinci kısım ise Molla Murat'ın torunu Hamit etrafında şekilleniyor.

Birinci kısımda destansı bir anlatımla Molla Murat'ın hikayesini okuyoruz. Molla Murat Sultan Abdülhamit döneminde yaylalarda yaşayan bir yörük. Bir bey kızına sevdalanır. Evlenirler, fakat kaderin cilvesi evlilikleri biter. Molla Murat daha sonraki süreçte başkasıyla evlenir. Zaman geçip giderken çocukları olur. İlk çocuğunu evlendirdiği günlerde 1. dünya savaşı patlak verir. Savaş sona erdiğinde köyden, kasabadan giden diğer gençler gibi Molla Murat'ın çocukları da cepheden dönmez. Babası cepheye gittiği günlerde dünyaya gelen Hamit, Molla Murat'ın evlad ü iyalinden kalan tek kişidir. Molla Murat'ın variyeti Hamit'e kalacaktır.
Molla Murat ömrü boyunca Sultan Abdülhamit dönemi olaylarına, sancılı savaş yıllarına, Cumhuriyete, yapılan devrimlere, bu devrimlerin halktaki yansımalarına şahitlik eder.
Hikayenin ikinci kısmında Hamit'i ve çocuklarının hayatı yer alıyor. Hamit Bey, kendilerine sonsuz nimetler veren, zenginleştiren toprağa ehemmiyet verirken; çocukları toprakları bir an evvel satıp kısa yoldan çok zengin olmak hayalindedir. Bu durum baba ile çocuklar arasında çatışmalara sebep olmaktadır.
Hikayenin bu kısmında yıldız futbolcu olmak hayali ile heba olan hayatları, zengin olma hırsıyla her şeyi yapmayı göze alanları görürüz. Aynı zamanda çok parayla büyük şehirden gelip güzelim toprağı betonlaştıranları, hazır paranın çabuk yendiğini hesap etmeyip toprağını terk edenleri görürüz. Neticede, Hamit Bey'in toraklarını satmamak mücadelesi devam ediyor.

Yorumlar

  1. Kutlunun "İyiler Ölmez" kitabı dahil bu kitaptan sonra çıkan kitaplarını henüz okuma fırsatı bulamadım. Ancak, öncekilerin hepsini okudum diyebilirim.
    Tavsiye ve tanıtım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Hırslar yüzünden heba olan hayatlar...Teşekkürler Arif :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Bazen hayatlar heba oluyor hırslar yüzünden.

      Sil
  3. teşekkür ederiz tanıtım için....

    YanıtlaSil
  4. kitap tanıtan bloglara bayılıyorum..teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Konusu çok güzel, her döneme uyan bir konu, hırs ve etkileri. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  6. Güzel tavsiye, hikayeleri severim bende, boğmadan sıkmadan akıp gidiyor...

    YanıtlaSil
  7. İkinci bölüm şimdiki hâlimizi anlatıyor desenize. Biz de bazen bizim yavruya şakayla karışık "Ya topçu ol ya da popçu ol da hayatımızı kurtar" diyoruz ama doğru bir telkin olmadığını şimdi idrak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Bu devirde ya topçu olacan ya popçu' şeklinde galatı meşhur sözlerimiz bile var.

      Sil
  8. Merhaba, güzel bir yazı olmuş, eski blogumu izliyordunuz, kaldırdım, yeni bloğuma davetlisiniz.

    YanıtlaSil
  9. oldukça güzel bir kitaba benziyor, konu ilgimi çekti, ben de benzeri bir konusu olan Kiralık Konak'ı okumuştum son günlerde, onu da tavsiye ederim, keyifli okumalar:)

    YanıtlaSil
  10. Mustafa hocam yine eksik yanımızı koymuş ortaya.

    YanıtlaSil
  11. eee insanlığın var oluşuyla aç gözlülükte ortaya çıkmış ve halen devam ediyor güzel bir kitap tır

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlmi sima Nedir? Fizyonomi Nedir?

Geçtiğimiz günlerde ilmi sima hakkında okumalar yaptığımı ifade etmiştim. İlmi sima nedir? Bu sorunun cevabını ve tarihsel sürecini mümkün olduğunca kısa bir şekilde izah etmeye çalıştım.  İlmi sima kısa tanımıyla vücut yapısından hareketle karakter analizi yapılmasını ifade eder. Vücut yapısı ve karakter arasında doğal bir irtibat olduğu inancı ile ortaya çıkan ilmi sima batıda ve bilimsel terminolojide fizyonomi, doğu terminolojisinde ise ilmi feraset, ilmi kıyafet gibi isimlerle bilinir. Bilimsel temelden yoksun olduğu eleştirileri yapılsa da özellikle istihbarat ve güvenlik, satı ve pazarlama alanlarında ilmi sima verilerinden faydalanılmaktadır. Filozoflar bu alana ilişkin açıklamalar yaparken, İslam âleminde bazı ulema ilmi sima bilgilerini kullanmışlardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli kapsamlı eserinde ilmi sima konusuna da temas etmiştir: ‘Allah insanı en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yani sıra, insanlari şekil ve ka...

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Fareler Olmasaydı!

Bilim insanları bazı araştırmalarda insan denekler kullanamazlar. Çeşitli etik ilkeler gereği insanlar araştırmada kullanılmaz. Araştırmanın ne sonuca ulaşacağı belli değildir; deneye katılan kişi psikolojik, sosyal ve fiziki açıdan zarar görebilir. Araştırmalarda dikkat edilmesi gereken etik ilkeler gereği bazı araştırmalarda insanlar yerine hayvanlar kullanılır. Elde edilen sonuçların insanlarda da geçerli olacağı iddia edilir. Araştırmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler önemli bir yer tutar. Farelerin kullanıldığı çok sayıda araştırma yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada farelerin kullanıldığı bazı psikoloji araştırmaları hakkında bilgi verilecektir. 1. Watson'un Albert Deneyi Etik ilkeler açısından tartışmaları hala devam eden çalışmada fareler araştırmada arka plandadır. Araştırmanın asıl deneği 1-2 yaşlarındaki küçük Albert'tir. Watson'un amacı Albert'in fareden korkup korkmayacağıdır. Fare Albert'in yanına bırakılır ve aynı z...