Müslüman Psikologların Çıkmazı
Prof. Dr. Malik Bedri
Mahya Yayıncılık
3. Baskı-2018
Müslüman psikologlar bir çıkmazın içinde midir? Müslüman psikologlar sağa sola bakmadan batılı psikologların peşinde kertenkele deliğine mi girmektedir? Bu çıkmazdan kurtulmak mümkün müdür? Kertenkele deliğine girmeyen Müslüman psikolog olur mu?
Prof. Dr. Malik Bedri bu sorular ışığında Müslüman psikologların durumunu sorguluyor. Peygamber Efendimiz’in(sav), ‘Onlar bir
kertenkele deliğine girseler, sizler de onları takip edeceksiniz.’ hadisi
şerifini referans noktası olarak seçtiğini söyleyebiliriz. Bu sorgulamaları yaparken psikoloji bilimini ve batı psikolojisini toptan reddetmek gibi bir
yola girmiyor. Bilhassa psikoloji ekollerinin referans noktası olan insan
doğasının felsefi/psikolojik temelleri noktasında batı psikolojisine karşı
çıkıyor. Fıtratı dikkate almayan psikolojinin Müslümanları çıkmaza sürüklediğini ifade ediyor.
Psikoloji bilimine yön veren ekollerden biri olan
davranışçılığın dini, koşullandırma ve reflekslerden ibaret görmesi İslam
düşüncesine ters düşüyor. Gene öğrenilen her şeyin ödül ve cezanın etkisiyle
koşullanma yoluyla öğrenildiği iddiası da yazarın davranışçılığa yaptığı
eleştirilerden. Aynı zamanda davranışçıların temel vurgusu olan koşullanma
insan var olalıdan beri kullanılmaktadır. Yazar bu duruma eski Arapların şahinleri koşullandırmasını misal veriyor.
Koşullanma üzerine İslam ulemasının çalışmaları olduğunu hatırlatan
yazar, İmam Gazali’nin koşullanma refleksi üzerine yapılan bir araştırmaya
atıfla iddiasını kuvvetlendiriyor.
Sonraki bölümlerde Freud ekolünün bilimsel olmadığı ve
İslamın insan doğası tanımı ile tezat teşkil ettiğini vurgulayan yazar; ‘çocuk
her zaman haklıdır.’ şeklinde özetlediği batıda çocuk psikolojisi tanımının
kültürel/dini normları dikkate almadığını ifade ediyor. Bu haliyle batının
çocuk psikolojisi teori ve uygulamalarının elemeye tabi tutulmadan Müslüman toplumlarda uygulanmasını akademik ve sosyal suç olarak görüyor.
Freud ekolünün bilimsel dayanağı olmaması ve psikoterapide
yeterince işlevsel olmaması sebebiyle batı psikolojisinde bile artık kullanılmamaya
başladığı, buna karşın bazı Müslüman psikologların evrensel gerçeklermiş gibi
Freud’un görüş ve yöntemlerini Müslüman toplumlarda uygulamaya çalıştığını
belirtiyor.
Yazar Müslüman psikologların bu çıkmazdan kurtulabileceklerini,
bu minvalde ilk adımların atıldığını ifade ediyor. Müslüman psikologların ise
bilhassa psikoterapi, psikometri, sosyal psikoloji, eğitim psikolojisi, kişilik
psikolojisi gibi alanlarda İslami temelleri olan çalışmalar yapmaları; batı
psikolojisinin kültür ve dini normlara uyarlanıp kullanılmasının İslama ve Müslümanlara faydalı olacağı görüşünü dile getiriyor.
Netice itibariyle Malik Bedri bu kitabında batı psikolojisinin işlevsel metodlarını kullanabileceğimizi, İslami temelleri
olan psikoloji araştırma ve çalışmalarının artması gerektiğini vurguluyor.
Peygamber Efendimiz yukarıda zikredilen hadîs-i şerifi kimler için zikrettiler acaba?
YanıtlaSilİnanç, ahlak, amel gibi konularda gayrimüslimleri taklit edenler için olduğu yazıyor kitapta.
Silİlgimi çekti kitap. Okunacaklar listeme ekledim kitabı . Emeğinize sağlık.
YanıtlaSilTeşekkürler :)
Sil7 Madde İle Müslümanların Problemleri başlıklı yazımda aynı konuyu açacak gibi olmuş, konu çok uzun diyerek konuya kısaca temas etmiştim.
YanıtlaSilKatkı için teşekkürler :)
Hocam her şeyi batı doğru bilir düsturunun neticesi bu. Bu kendini küçük görme hali bitecek gibi de durmuyor.
YanıtlaSilÖyle gerçekten. Batıdan güzel/doğru şeyleri alıp sosyokültürel normlar çerçevesinde yeni bakış açıları olması lazım aslında.
SilFreud'un ekolünün bir çok açıdan hala geçerli olduğunu düşünmekteyim.Kitap da ilgimi çekti doğrusu...
YanıtlaSilKitap farklı bir bakış açısı sağlıyor. Freud ekolünün batıda kabülden düştüğünü ifade ettiği bölümler var. Ayrıca her şeyin savunma mekanizmaları ile açıklanması gibi kısımları doğru bulmuyor. Daha fazlası da var tabii...
SilPsikoloji bir bilimdir. Dinler (Hristiyanlık, Müslümanlık, Musevilik vs.) için aynısını söyleyemeyeceğim.
YanıtlaSilYazarın kitapta sunduğu eleştiriler psikolojinin bilimsel olmayan kısımlarıyla alakalı daha çok. Mesele, 'İnsan iyi midir, kötü müdür?' suali etrafında şekillenen psikoloji ekollerini bu soru bağlamında değerlendiriyor diyebiliriz.
SilYorum için teşekkürler.
Haaa, anladım o zaman psikoloji değil felsefeye girer yanılmıyorsam.
SilO soruyu ben biraz farklı soruyorum çünkü insanların kötülüğünün sınırı yok ve her gün örneklerini görüyoruz. İki bilezik için halasını kesen, üç kuruş için 80 yaşındaki komşusunu döven, kediyi yakan, köpeği asan, hele hele bir ülkede iç veya dış savaş çıkınca insanların içindeki canavarlık ortaya çıkıyor. Bu kadar kötülük hayvanlarda yok inanın. Yani keşke insan hiç yaratılmasaymış ya da dünya hiç yaratılmasaymış çok iyiymiş kimse acı çekmezdi kötüler yüzünden.
çok ilginç bir konu yaaa hiç düşünmemiştim yanii. müslüman psikolog zor olsa gerek. yani bilimsel tedavi yapması çok zor. merak ettim :)
YanıtlaSilAslında müslüman psikologun bilimsel tedavi yapabileceğini ifade ediyor yazar. Fakat uygulamaya geçmeden evvel bilimsel olduğunun tespit edilmesi, uygulamanın kültüre uyarlanması lazım diyor. Öyle ki, batıda bilimsel olabilen, kültüre uyumlu olan bir uygulama ülkemizde yahut başka bir ülkede bilimselliğii ve geçerliliğini kaybedebiliyor.
SilBence de kullanılan metodlar ülkenin kültünürüne uygun olmalı.Yoksa zaten terapiler işe yaramıyor,zaman kaybı oluyor :(
YanıtlaSilDün tam da bu konu üzerine bir sohbetin içindeydim. Alman psikoloji ile çocuk büyütmek , müslüman psikolojisi ile çocuk büyütmek. İlgimi çekti kitap mutlaka okuyacağım.
YanıtlaSil