Çocukluk döneminde bastırılmış ve bilinçdışına itilmiş duyguların ortaya çıkarılmasını, bunun çoğunlukla terapi ile mümkün olduğunu ifade ediyor. Öyle ki, çocukluk döneminde bastırılan duygular kişinin hayatı boyunca etkili oluyor, kişiyi bunalım veya büyüklük tutkusuna itiyor. Miller'in büyüklük tutkusu ile kastettiği şey, kibirlenmek değil; daima 'bir şeyler başarmak' peşinde olmak.
Alice Miller, erken çocukluk döneminde insanların aile ve çevre tarafından -bilerek yada bilmeyerek-baskı gördüğünü, mevcut yetenekleri olan duygularının köreldiğini savunuyor. Ebeveynler yaptıkları ile çocukların duygularını bastırmasına, çocukların aşağılanmasına sebep oluyorlar. Miller bu durumları çeşitli misaller üzerinden ele almış. Mesela, 'sen yapamazsın, yiyemezsin' gibi söylemlerin çocuklar için aşağılayıcı olduğunu(misaller üzerinden); çocuğa şarta bağlı sevgi sunmanın çocuğun duygularını körelttiğini ifade ediyor. Ebeveyn baskısı ile çocuğun üzüntü, öfke ve bazen sevinç duygusunun bastırılması, çocuğun aile tarafından arzulanan biri hale gelmesine katkı sağlasa da esasında çocuk benliğini kaybediyor.
Miller, 'Duyguların körelmesi ile 'sahte benlik' geliştiriyorlar' diyor. Bu sahte benlikten kurtulmak ancak duygulanma yeteneğinin yeniden kazanılması ile mümkün. Miller'in terapide odaklandığı nokta da sahte benlikten kurtulmak, duyguları yeniden yaşamak.
Neticede Alice Miller benlik gelişiminde duyguların önemini vurguladığı Yetenekli Çocuğun Dramı'nda, duygulanma yeteneği elinden alınan çocukların durumunu ele alıyor.
Alice Miller, erken çocukluk döneminde insanların aile ve çevre tarafından -bilerek yada bilmeyerek-baskı gördüğünü, mevcut yetenekleri olan duygularının köreldiğini savunuyor. Ebeveynler yaptıkları ile çocukların duygularını bastırmasına, çocukların aşağılanmasına sebep oluyorlar. Miller bu durumları çeşitli misaller üzerinden ele almış. Mesela, 'sen yapamazsın, yiyemezsin' gibi söylemlerin çocuklar için aşağılayıcı olduğunu(misaller üzerinden); çocuğa şarta bağlı sevgi sunmanın çocuğun duygularını körelttiğini ifade ediyor. Ebeveyn baskısı ile çocuğun üzüntü, öfke ve bazen sevinç duygusunun bastırılması, çocuğun aile tarafından arzulanan biri hale gelmesine katkı sağlasa da esasında çocuk benliğini kaybediyor.
Miller, 'Duyguların körelmesi ile 'sahte benlik' geliştiriyorlar' diyor. Bu sahte benlikten kurtulmak ancak duygulanma yeteneğinin yeniden kazanılması ile mümkün. Miller'in terapide odaklandığı nokta da sahte benlikten kurtulmak, duyguları yeniden yaşamak.
Neticede Alice Miller benlik gelişiminde duyguların önemini vurguladığı Yetenekli Çocuğun Dramı'nda, duygulanma yeteneği elinden alınan çocukların durumunu ele alıyor.
Kitaptan İktibaslar
Annenin çocuğa onun tüm yaşamı boyunca mutlaka ihtiyaç duyacağı şeyleri verebilmesinin ön koşulu annenin yeni doğan bebekten ayrı bir mekanda tutulmamasıdır.
İnsanları genellikle öldüren, bilinçli olarak yaşanınca gerçeği ortaya çıkarabilen duyguların bilinçten itilmesi, yok sayılıp bastırılmasıdır.
Giderek daha açık biçimde görülüyor ki, psikanaliz çocukluk gerçeğinin önemini kabullenmek konusunda artık tümüyle Freud'un bakış açısına bağlı kalmamakta ve eski katılığından da gittikçe daha fazla vazgeçmektedir.
Psikanalist görüşleri galiba tam hatırlamıyorum. Kritik dönemler çok önemlidir.
YanıtlaSilPsikanalizden etkilenmiş yazar. Fakat bazı noktalarda klasik psikanalitik görüşlerden ayrılıyor.
SilBastırmalarla çocukları köreltiyoruz bazen farkında olmadan. Teşekkürler tanıtım için.
YanıtlaSilYorum için teşekkürler...
Silgüzel kitapmış,çocukların bastırılmış duygularını ortaya çıkartılması için özel terapiler gerekli gibi..bu arada bununla ilgili googleda arama yapmıştım,yurdagül hanımada vermiştim bilgiyi, Google'a "Parents are forbidden to say to children, I love you, I like you." cümlesini yazarsanız,altta "Kullanıcılar bunları da sordu" bilgileri çıkıyor,bunlara tıklarsanız,güzel sorular ve cevaplar karşımıza çıkıyor,bence bunlar sizin de çok işinize yarayabilir.. NOT:Tarayıcınızda Türkçe çeviri özelliği varsa,daha iyi anlayabilmek için onu kullanın derim..kolay gelsin..😊
YanıtlaSilBahsettiğiniz özelliği bilmiyordum. Öğrenmek işime yarayacaktır. Teşekkür ederim.
SilÇocukların mevcut yetenekleri olan duygularının köreldiği doğru. Bunun da, en büyük suçlusu biz ebeveynler, öğretmenler ve çocuklara enjekte edilen gelecek kaygısı.
YanıtlaSilHal böyle iken, bu kitabın bize söyleyecek çok şeyi var gibi.
Gelecek kaygısı çok önemli bir paya sahip bu durumda..
SilAlfred Adler de bu konuda ilk önemli tespitleri yapanlardan yanlış bilmiyorsam. Çocuğun belki de dört beş yaşına kadar kimliğinin şekillendiğini söylüyordu Yaşama Sanatı'nda. Bilmeyerek de olsa anne babalar çok yanlış yapıyorlar. Bir de şımartma durumları var ki şu anda çok büyük bir dalga olarak geleceğimizi tehdit ediyor bence. Şımarık, bencil, sorumluluk almayan, 30-40 yaşlarına kadar ana baba desteği üzerinden çekilmeyen çocuklar...
YanıtlaSilAdler de benzer şeyleri savunuyor. Onun kitaplarında da aşağılanma durumu(aşağılık komleksi vs.) vurgulanıyor. İkisi de psikanalitik gelenekten geliyor neticede.
SilKatkı için teşekkürler..
Yeni ebeveyn olan ya da olacak olanların bu tarz kitapları okumaları gerekiyor. Sırf ebeveyn değil aslında eğitimcilerin de okuyup kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum . Emeğinize sağlık.
YanıtlaSilKesinlikle okuyup farkındalık sağlamak lazım.
SilBirer ebeveyin olarak kesinli böyle kitaplar, makaleler okumalıyız çok güzel bir yazı ellerinize sağlık. Bu arada birkaç haftadır sizi ilgiyle takip ediyoum çok güzel bir blogunuz var sizi takipe aldım. Bizlerde sizleri web sitemizde görmekten memnuniyet duyarız...
YanıtlaSilİlginiz için teşekkür ederiz.
SilSizi takibe başladım ben de geçenlerde.
Aile neyse çocukta öyle olur mantığındayım ben. Çocuğu duygusal anlamda beslemek her şeyin başında geliyor. Zaten çocukluk dönemi özgür ve sevgi dolu geçmeyen bireyler topluma başarısız,saldırgan ya da mutsuz olarak karışıyor. Bunu da önleyebilecek en iyi şey ebeveynler. Bir iki aile ile değil de toplum olarak harekete geçmek gerek.
YanıtlaSilİyilik yapıyorum sanarak bile çocukları baskılayan çok aile var. Mutlaka ebeveynlerin okuması gereken bir kitaba benziyor.
YanıtlaSilYazar çok güzel kaleme almış. Baskıyla zorla çocuklara yapılan çok şey var maalesef . Herkesin okuması lazım bu kitap. Teşekkürler bu güzel öneriniz için Arif Öztürk
YanıtlaSilah ah yaa şu hayatımızın ilk yıllarıııı :)
YanıtlaSilNe güzel bir kitapmış.Bazi yeteneklerimiz çocukluk döneminde köreltiliyor bence de..
YanıtlaSilBen de yeteneklerin baskıyla köreltildiğini düşünüyorum. Okunmalı...
YanıtlaSil2 çocuklu bir anne olunca yazı da kitap da ilgimi çekti hemen..
YanıtlaSilÇok güzel bir tanıtım Emeğinize sağlık Arif Bey.
YanıtlaSilÇok güzel bir kitapa benziyor, merak ettim
YanıtlaSil“Bütün çocuklar dahi doğar. Her 10 bin çocuktan 9999'u yetişkinler tarafından hızla ve istemeden dahilikten arındırılır” der Fuller. Ne tuhaf! Önce var olanı köreltip ve hatta temelden çökertip, tekrar inşa etme, değiştirip dönüştürme çabası... Derme çatma... "Yetenekli Çocuğun Dramı" bu sahiden. Hala okunacak çok kitap, keşfedilecek çok "hikaye" var.
YanıtlaSilTanıtım için teşekkürler. Yüreğinize sağlık.
Çocuklukta yasananlar unutulmuyor ve baskilarin bircok özelligi ve yetenegi körelttigi de dogru.
YanıtlaSilÇok severek okuduğum kitaplardan.Hatta bazı yerlerinde de duygulandığımı hatırlıyorum.Blogumda ben de önermiştim.Eğitimlerde de hocalarımız önermişti.
YanıtlaSilTeşekkürler Arif :)