Ana içeriğe atla

Yetenekli Çocuğun Dramı - Alice Miller I KitapYorum(24)


Alice Miller bir psikoterapist.
Çocukluk döneminde bastırılmış ve bilinçdışına itilmiş duyguların ortaya çıkarılmasını, bunun çoğunlukla terapi ile mümkün olduğunu ifade ediyor. Öyle ki, çocukluk döneminde bastırılan duygular kişinin hayatı boyunca etkili oluyor, kişiyi bunalım veya büyüklük tutkusuna itiyor. Miller'in büyüklük tutkusu ile kastettiği şey, kibirlenmek değil; daima 'bir şeyler başarmak' peşinde olmak.
Alice Miller, erken çocukluk döneminde insanların aile ve çevre tarafından -bilerek yada bilmeyerek-baskı gördüğünü, mevcut yetenekleri olan duygularının köreldiğini savunuyor. Ebeveynler yaptıkları ile çocukların duygularını bastırmasına, çocukların aşağılanmasına sebep oluyorlar. Miller bu durumları çeşitli misaller üzerinden ele almış. Mesela, 'sen yapamazsın, yiyemezsin' gibi söylemlerin çocuklar için aşağılayıcı olduğunu(misaller üzerinden); çocuğa şarta bağlı sevgi sunmanın çocuğun duygularını körelttiğini ifade ediyor. Ebeveyn baskısı ile çocuğun üzüntü, öfke ve bazen sevinç duygusunun bastırılması, çocuğun aile tarafından arzulanan biri hale gelmesine katkı sağlasa da esasında çocuk benliğini kaybediyor. 
Miller, 'Duyguların körelmesi ile 'sahte benlik' geliştiriyorlar' diyor. Bu sahte benlikten kurtulmak ancak duygulanma yeteneğinin yeniden kazanılması ile mümkün. Miller'in terapide odaklandığı nokta da sahte benlikten kurtulmak, duyguları yeniden yaşamak.
Neticede Alice Miller benlik gelişiminde duyguların önemini vurguladığı Yetenekli Çocuğun Dramı'nda, duygulanma yeteneği elinden alınan çocukların durumunu ele alıyor.

Kitaptan İktibaslar

Annenin çocuğa onun tüm yaşamı boyunca mutlaka ihtiyaç duyacağı şeyleri verebilmesinin ön koşulu annenin yeni doğan bebekten ayrı bir mekanda tutulmamasıdır.
İnsanları genellikle öldüren, bilinçli olarak yaşanınca gerçeği ortaya çıkarabilen duyguların bilinçten itilmesi, yok sayılıp bastırılmasıdır.
Giderek daha açık biçimde görülüyor ki, psikanaliz çocukluk gerçeğinin önemini kabullenmek konusunda artık tümüyle Freud'un bakış açısına bağlı kalmamakta ve eski katılığından da gittikçe daha fazla vazgeçmektedir.

Yorumlar

  1. Psikanalist görüşleri galiba tam hatırlamıyorum. Kritik dönemler çok önemlidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Psikanalizden etkilenmiş yazar. Fakat bazı noktalarda klasik psikanalitik görüşlerden ayrılıyor.

      Sil
  2. Bastırmalarla çocukları köreltiyoruz bazen farkında olmadan. Teşekkürler tanıtım için.

    YanıtlaSil
  3. güzel kitapmış,çocukların bastırılmış duygularını ortaya çıkartılması için özel terapiler gerekli gibi..bu arada bununla ilgili googleda arama yapmıştım,yurdagül hanımada vermiştim bilgiyi, Google'a "Parents are forbidden to say to children, I love you, I like you." cümlesini yazarsanız,altta "Kullanıcılar bunları da sordu" bilgileri çıkıyor,bunlara tıklarsanız,güzel sorular ve cevaplar karşımıza çıkıyor,bence bunlar sizin de çok işinize yarayabilir.. NOT:Tarayıcınızda Türkçe çeviri özelliği varsa,daha iyi anlayabilmek için onu kullanın derim..kolay gelsin..😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğiniz özelliği bilmiyordum. Öğrenmek işime yarayacaktır. Teşekkür ederim.

      Sil
  4. Çocukların mevcut yetenekleri olan duygularının köreldiği doğru. Bunun da, en büyük suçlusu biz ebeveynler, öğretmenler ve çocuklara enjekte edilen gelecek kaygısı.
    Hal böyle iken, bu kitabın bize söyleyecek çok şeyi var gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecek kaygısı çok önemli bir paya sahip bu durumda..

      Sil
  5. Alfred Adler de bu konuda ilk önemli tespitleri yapanlardan yanlış bilmiyorsam. Çocuğun belki de dört beş yaşına kadar kimliğinin şekillendiğini söylüyordu Yaşama Sanatı'nda. Bilmeyerek de olsa anne babalar çok yanlış yapıyorlar. Bir de şımartma durumları var ki şu anda çok büyük bir dalga olarak geleceğimizi tehdit ediyor bence. Şımarık, bencil, sorumluluk almayan, 30-40 yaşlarına kadar ana baba desteği üzerinden çekilmeyen çocuklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adler de benzer şeyleri savunuyor. Onun kitaplarında da aşağılanma durumu(aşağılık komleksi vs.) vurgulanıyor. İkisi de psikanalitik gelenekten geliyor neticede.
      Katkı için teşekkürler..

      Sil
  6. Yeni ebeveyn olan ya da olacak olanların bu tarz kitapları okumaları gerekiyor. Sırf ebeveyn değil aslında eğitimcilerin de okuyup kendilerini geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum . Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle okuyup farkındalık sağlamak lazım.

      Sil
  7. Birer ebeveyin olarak kesinli böyle kitaplar, makaleler okumalıyız çok güzel bir yazı ellerinize sağlık. Bu arada birkaç haftadır sizi ilgiyle takip ediyoum çok güzel bir blogunuz var sizi takipe aldım. Bizlerde sizleri web sitemizde görmekten memnuniyet duyarız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz için teşekkür ederiz.
      Sizi takibe başladım ben de geçenlerde.

      Sil
  8. Aile neyse çocukta öyle olur mantığındayım ben. Çocuğu duygusal anlamda beslemek her şeyin başında geliyor. Zaten çocukluk dönemi özgür ve sevgi dolu geçmeyen bireyler topluma başarısız,saldırgan ya da mutsuz olarak karışıyor. Bunu da önleyebilecek en iyi şey ebeveynler. Bir iki aile ile değil de toplum olarak harekete geçmek gerek.

    YanıtlaSil
  9. İyilik yapıyorum sanarak bile çocukları baskılayan çok aile var. Mutlaka ebeveynlerin okuması gereken bir kitaba benziyor.

    YanıtlaSil
  10. Yazar çok güzel kaleme almış. Baskıyla zorla çocuklara yapılan çok şey var maalesef . Herkesin okuması lazım bu kitap. Teşekkürler bu güzel öneriniz için Arif Öztürk

    YanıtlaSil
  11. ah ah yaa şu hayatımızın ilk yıllarıııı :)

    YanıtlaSil
  12. Ne güzel bir kitapmış.Bazi yeteneklerimiz çocukluk döneminde köreltiliyor bence de..

    YanıtlaSil
  13. Ben de yeteneklerin baskıyla köreltildiğini düşünüyorum. Okunmalı...

    YanıtlaSil
  14. 2 çocuklu bir anne olunca yazı da kitap da ilgimi çekti hemen..

    YanıtlaSil
  15. Çok güzel bir tanıtım Emeğinize sağlık Arif Bey.

    YanıtlaSil
  16. Çok güzel bir kitapa benziyor, merak ettim

    YanıtlaSil
  17. “Bütün çocuklar dahi doğar. Her 10 bin çocuktan 9999'u yetişkinler tarafından hızla ve istemeden dahilikten arındırılır” der Fuller. Ne tuhaf! Önce var olanı köreltip ve hatta temelden çökertip, tekrar inşa etme, değiştirip dönüştürme çabası... Derme çatma... "Yetenekli Çocuğun Dramı" bu sahiden. Hala okunacak çok kitap, keşfedilecek çok "hikaye" var.

    Tanıtım için teşekkürler. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  18. Çocuklukta yasananlar unutulmuyor ve baskilarin bircok özelligi ve yetenegi körelttigi de dogru.

    YanıtlaSil
  19. Çok severek okuduğum kitaplardan.Hatta bazı yerlerinde de duygulandığımı hatırlıyorum.Blogumda ben de önermiştim.Eğitimlerde de hocalarımız önermişti.
    Teşekkürler Arif :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.