Ana içeriğe atla

İçimizdeki Şeytan-KitapYorum(27)



Kuyucaklı Yusuf’u senelerce önce okumuştum. Sabahattin Ali’den okuduğum ilk kitaptı. Uzun bir aradan sonra Sabahattin Ali’den ikinci kitabı okudum: İçimizdeki Şeytan. Dönemin Türkiye’sinde bir müddet yasaklılar listesinde kalmış kitap. Yasaklılar listesine neden eklendiğini bilmiyorum. Sabahattin Ali, bir aşkın etrafında gidip gelerek dönemin münevverlerindeki yozlaşmayı ele alıyor. Amaçsızlık, fikirsizlik, tutarsızlık gibi özellikleriyle devşirme fikrileriyle ön plana çıkmak isteyen münevverlere şahit oluyoruz İçimizdeki Şeytan’ı okurken. Sabahattin Ali’nin bu romanı, dönemin  önemli yazarlarından Peyami Safa ile Hüseyin Nihal Atsız’ı eleştirmek için yazdığını iddia edenlerde var. Zira, Safa ve Atsız milliyetçi cepheyi temsil ederken; Sabahattin Ali sosyalist olarak tanımlanıyor. 

Özet ve Yorum

Olayların bir aşkın etrafında şekillendiğini ifade etmiştik. Kahramanlarımız Ömer ve Macide. Olaylar bu ikisi etrafında şekilleniyor. Macide musiki tahsili için Balıkesir’den İstanbul’a gelir. İstanbul’da teyzesinde kalmaktadır. Ömer ise gene Balıkesir’den İstanbul’a gelmiş, burada bir tanıdık vesilesiyle iş bulmuştur. Fakat işi çoğunlukla asmakta, günlerini gazetelerde yazıları neşredilen bir aydın (!) grupla geçirmektedir. 
Ömer ve Macide kendi aralarında nikahlanıp, Ömer’in kiralık tek göz odasında yaşamaya başladıktan sonra, bu münevver grubundaki çarpıklığı görmeye başlarlar. İçi boş konuşmalara, devşirme fikirlere, tutarsız fiillere şahit olurlar. Fakat bu gruptan kopamazalar. Ciddi anlamda maddi sıkıntı çekmeleri, zaman zaman bu grupla geçirdikleri akşam sefaları bu gruptan kopmalarına engel olur. Bunlar görünür sebepler olsa da, Ömer’in 'herkesin içinde olduğunu’ düşündüğü İçimizdeki Şeytan engel olur Ömer ve Macide’nin bu yapmacık gruptan ayrılmasına. Bu noktada Ömer ile Macide’nin içlerindeki şeytan ile mücadelesine şahitlik ederiz. Macide içindeki şeytanı kontrol etmekte Ömer’e göre daha iyi durumdadır. Ömer’in içindeki şeytana uyması, kimi zaman aşklarının önüne bile geçer. 
Bazen aşk, bazen fikirler, bazen akşam sefaları… olaylar bu şekilde devam ediyor. Olayların perde arkasında temelde insanı görüyoruz: iyiliğe de kötülüğe de meyyal olması özelliğiyle insanı. Bu minvalde bir insan manzarası sunuyor okuyucuya, Sabahattin Ali: aşkı, iyiliği, kötülüğü, memleketi bu manzaradan seyreder okuyucu. Ve şurası muhakkak ki, okuyucu ruhunda ne varsa onu görür bu manzarada. 

Kitaptan İktibaslar

"İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer... Ne olursa olsun..." 61. syf.
"..Kendimi kendim bile tanımıyorum.." 116. syf. 
"İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı." 188. syf.

Takipte Kalın! 


Yorumlar

  1. Sabahattin Ali'nin kalemini seviyorum ben. Alıntılarda çok güzel. Özellikle üçüncüsü.Emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Sabahattin Ali,okumadığım bir yazar.Hele şu Kürk Mantolu Madonna çok popüler olunca iyice okuma isteğim gitmişti.Popüler olana dair ters işliyor bendeki mantalite.Bu kitabının konusunu sevdim ama çünkü hepimizin içinde bir miktar şeytan mevcut.

    YanıtlaSil
  3. Karakterleri öylesine "biz" haline getiriyor ki, her karakterde "İçimizdeki şeytan"dan izler açığa çıkıyor, kitaptaki kahramanlara dönüşüyoruz... Nasıl sihirli bir kalemdir Sabahattin Ali'nin kalemi, sözcükleri? Hayran kalmamak mümkün değil.
    Kitabın belki de özeti ve en can alıcı kısmı da bana göre şu sözcükler;
    ''Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde acizlik var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var."

    Değerli paylaşım için teşekkürler, yüreğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. Sabahattin Ali'nin henüz okumadığım, ancak okumayı düşündüğüm bir kitap. Uzun zamandır kütüphanemde duruyor.
    Bu arada Sebahattin Aliyi severim ancak Peyami Safa da Türk Edebiyatındaki favori yazarlarımdandır.

    YanıtlaSil
  5. İçimizdeki Şeytan edebiyatımızın en önemli eserlerinden biridir. İnsan hep şeytanı başka yerde arıyor ama şeytan insanın içindeki birçok olumsuzluk aslında. Teşekkürler bilgi için.

    YanıtlaSil
  6. "İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı." Etkileyici bir ifade. İçimizdeki Şeytan'ı okumaya fırsatım olmadı. En kısa sürede okuyacağım inşallah :)

    YanıtlaSil
  7. Kürk Mantolu Madonna okulda sınav kitabımızdı. Diğer kitap seçimlerine göre sevmiştim. Bunu okumadım ama.

    YanıtlaSil
  8. Sabahattin Ali'yi çok severim. Ben de Kürk Mantolu Madonna ile başlamıştım. Sonra Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan... Öykülerini de bitirmek istiyorum hepsini okuyamadım. Sabahattin Ali'yi henüz okumayanlara benim de tavsiyemdir :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.