Ana içeriğe atla

Topyekün Öğrenilmişlik Çaresizlik Yaşıyoruz


Öğrenilmiş çaresizlik hakkında yazmak maksadıyla bilgisayarın başına oturdum. Öğrenilmiş çaresizliğe toplumdan çeşitli misaller vermek istiyordum. Fakat konu gerçek çaresizliğe ve bu duruma bağlı intiharlara geldi. Muhtemelen son günlerde basında çıkan ve ekonomik sebeplerle olduğu iddia edilen intiharlar düşüncelerimi intihar meselesine kaydırdı. Maksadımdan şaşmadan öğrenilmiş çaresizlik durumlarına hayatın içinden misaller vereceğim. Bir başka yazımda intihar meselesi hakkında düşündüklerimi sizinle paylaşacağım. Önce öğrenilmiş çaresizliğin ne olduğunu kısaca izah edelim. Öğrenilmiş çaresizlik; kişinin, yapacaklarının faydası olmayacağı düşüncesiyle, olumsuz durumdan kurtulmak için çaba harcamaması durumudur. Kişinin olumsuz durumdan kurtulmak için imkanı ve potansiyeli vardır, fakat inancı yoktur. Tecrübesiyle elde ettiği bilgiler olumsuz durumun değişmeyeceği şeklinde sabit bir düşüncenin yerleşmesine sebep olmuştur. Martin Seligman(1) tarafından tanımlanan öğrenilmiş çaresizlik daha sonra hayatın her alanında çalışılan bir konu olmuştur.(2016 yılında Martin Seligman'ın tanımlamaya çalıştığı çalıştığı iki kavram hakkında yazmıştım: Öğrenilmiş Çaresizlikten Öğrenilmiş İyimserliğe)

Gelelim, öğrenilmiş çaresizlikten misallere...
1. Eğitimden bir misal vererek başlıyoruz: Öğrenilmiş çaresizlik bilhassa matematik dersi için dile getirilse de eğitim olduğu yerde öğrenilmiş çaresizlik de vardır. Eğer öğrenemeyen öğrenci varsa bu problemin sebebinin öğrenmişlik olma ihtimali çok yüksektir.

2. Benzer bir durumu işsizlik meselesinde de görürüz. A kişinin uzun süre iş arayıp iş bulamadığına şahit olan B kişisi, iş aramak için girişimde bulunmaz. Halbuki şartlar değişmiş olabilir yahut kendisi birçok anlamda A kişisinden daha becerikli olabilir. Dolaylı olarak öğrenilmiş çaresizliğe kapılmıştır.

3. Bir diğer misal hastahane/sağlık üzerine olacak. Uzun zaman hastahanede yatan kişilerin yakınları da öğrenilmiş çaresizlik yaşamaktadır. Yakınlarının iyileşebilmesi hususunda ellerinden bir şey gelmeyeceği inancına kapılırlar. (Bilimsel araştırmalarla test edilmiştir.)

4. İntihar. Çeşitli sıkıntılar karşısında yapılabilecek hiçbir şey kalmadığı düşüncesi insanları intihara sürükleyebilmektedir. 'Çıkmaza girme' durumlarında kişiler birbirinden farklı tepkiler verirler. Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan kişilerin intiharı daha çok tercih ettikleri kanaatindeyim. Zira bu kişiler tecrübeleri sonucu, yaptıkları şeylerin faydasız olacağını düşünüler.

5. Topyekün öğrenilmiş çaresizlik yaşıyoruz. Eğitimde, ahlakta, ekonomide, bilimde değiştirmek istediğimiz çok sayıda olumsuzluk var. Fakat konuşmaktan başka yaptığımız bir şey yok. 'Yapacak bir şey yok', 'elimizden ne gelir ki!' gibi sözlerle durumu aşikar ediyoruz.

Not: Bazı durumların öğrenilmiş çaresizlik mi, gerçek bir çaresizlik mi olduğunu anlamak güç olabilir. İşsizlik durumu da böyle bir durum.

(1) Martin Seligman öğrenilmiş çaresizlik üzerine ilk araştırmalarını köpekleri kullanarak yapmıştır. Köpeklere işkence edildiği gerekçesiyle uzun yıllar tartılmalar olmuştur.

Seligman'ın deneyi

Takipte Kalın! 

Yorumlar

  1. 5. madde herşeyi ne güzel özetlemiş. artık işsizlik yüzünden intiharlar giderek artıyor

    YanıtlaSil
  2. Matematik bir kabus bu toplum için hocam.

    YanıtlaSil
  3. paylaşım için teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. of evet ya bizim ülkede iyimserlik değil işte bu dediğin çaresizlik var yaa.

    YanıtlaSil
  5. Evet malesef bu şekilde çaresizlik içerisinde olan kişi sayısı çok fazla ama az da gayret göstermeleri gerekiyor bence hemen boyun eğmek yerine teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. eğitimin amacı o zaten, sürü haline getirmek ve boyun eğdirmek, istediği gibi sağmak. :) kısacası sağılan inektir insanoğlunun %97'si. gelecekte %99.99999 olacak. az kaldı. :))

    YanıtlaSil
  7. Çaresizlik çok kötü bir şey. Insan bir çıkış yolu bulamayınca ümitsizliğe kapılıyor ne yazık ki.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.