Ana içeriğe atla

Büyük Adamların Yazısı

Okuyup büyük adam olma hayalleri süslerdi hep, çocukluğumun düşlerini: okuyacak, büyük adam olacaktım. Derslerim iyiydi o zamanlar; kuş uçmaz, kervan geçmez köyümüzün öğretmensiz okulunda çalışkan sıfatıyla nitelenen birkaç öğrencisinden biriydim.
Dedem eşe-dosta, konu-komşuya; ‘okuyup büyük adam olacak’ diye övgüyle bahsederdi benden. Okul müdürümüz de severdi beni; sessiz-sedasız, dersleri iyi olan ve kendi halinde bir öğrenci diye. Derken, bende de bu beklentilere karşılık verme iştahı uyanmış olmalı ki okuyup büyük adam olma kararı verdim; düşlerimde büyük adamı gördüm, hayallerde büyük adamı oynadım. 

"Büyük adam olmanın yolunun okumaktan, bir yerlere gelip fiyakalı bir döner koltuk sahibi olmaktan geçtiğini sanan köylülerden farksız düşünmüyordum bende, o zamanlar. Tabi bilmiyorum da henüz: büyük sandığımız adamların aslında küçük olduğunu, büyük adam sıfatına haiz olmanın yolunun küçülmekten geçtiğini; okumadan da büyük adam olunabileceğini, başında büyük sıfatı olmasa bile en azından adam olunabileceğini… Daha çocuğum ya o zamanlar, büyük adam sanıyorum: her zaman ve mekânda başka yüzünü gösteren politikacıları; şöhret peşinde koşmaktan sanattan uzaklaşan (?) sanatçıları; siyasilere yaranma derdine düşmüş, zenginlere peşkeş çeken bürokratları, para hırsı tüm ruhunu kaplamış, mal-mülk hevesiyle benliğini kaybetmiş münevverleri… 

Alpaslanlar, Fatihler, Kanuniler… devlet yöneten büyük adamlarmış ya, bende büyük adam sanmışım devletin başındaki adamları; Itriler, Dede Efendiler, Fuzuliler, Bakiler… yetişmiş ya bu topraklarda, büyük sanatçılar olarak, bende onlar gibi büyük sanmışım bir şekilde şöhreti yakalamış, sanattan bihaber insanları. Liyakat usulü varmış eskiden; hak edene verilirmiş görev, ‘görev kutsaldır’ düsturuyla layıkıyla görevlerini yaparmış insanlar… Şimdilerde ise ‘devletin malı deniz, yemeyen keriz’ düsturunda bürokratlar türemiş, ben bunları büyük adam sanmışım. Gazaliler, Rabbaniler, İmam Azamlar, İbni Sinalar… büyük münevverlermiş ya, bende onlar gibi büyük sanmışım, isminin başına ‘prof’ damgasını yerleştiren sözde münevverleri… Büyük adam sanmışım, onlar gibi büyük adam olmayı arzu etmişim yıllar yılı. Derken, büyük adam olma hayalleri kurduğum yıllar geride kaldı, fırtınaya karşı yol alırcasına hayatın gerçekleri çıkıverdi karşıma birden. Ancak o zaman fark ettim ‘büyük adam sıfatıyla’ anılmanın yolunun birçok şeyden taviz vermekten; karakterden, namustan, sözden geçmek gerektiğini… 

İsminin başına ‘prof’ sıfatı eklenmeden, bürokraside üst kademelerde yer almadan da büyük adam olunabileceğini ancak o zaman kavradım. Ve fark ettim ki, büyük adam olmak; ne miting meydanlarında halkı galeyana getirmek, ne TV ekranlarından halkı eğlendirmek, ne de yükseklerden halka seslenmekmiş. Büyük adam olmak; kimseler bilip görmeseler de yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmek, her daim Hakkın yolundan gidip Hakkı savunabilmekmiş, sonradan öğrendim. Büyük adam olmak, her zaman ve mekânda doğrunun peşinden gidebilmekmiş.

Her ne kadar ‘büyük adam’ sıfatına haiz olamasak da halkın nazarında, rabbim bizlere adamlığımızdan taviz vermeden, adam gibi adam olarak yaşamayı nasip eylesin.

Yorumlar

  1. Güzel bir yazı farklı bakış açısıyla daha farklı olmuş içe dönüş kendinizi aynanızdan bakıp söylemek herkesin yapabileceği bir durum değil günümüzde hele hiç değil tebrikler.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kendimizi ifade edebildiysek ne mutlu bize :)

      Sil
  2. Dikkat dağınıklığında okudum o ben oluyorum sanırım müzik iyi geliyor. Bana onun dışında boş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi, kişiden kişiye değişir dikkat dağınıklığında yöntemler. Ama en önemli nokta önce dikkat dağınıklığına yol açan sebeplerin belirlenmesi olacaktır.

      Sil
  3. Büyük adam olmak ya da olmamak. Doğuştan adamdık ya, geriye büyümek kalmıştı. Hah hah, ne talihsiz inanç...

    Dedelerimiz büyük adam ol dedi bizlere. Adam ol demedi. Adamlık nedir dede desem ne derdi acaba? Her neyse, düşününce sinirlerim bozuluyor.

    Birkaç hafta evvel bir şeyler yazmıştım bu konuyla alakalı. Okumak isterseniz şayet: https://www.atayli.com/ic-ses/adam-olmak-buyuk-adam-olmak-uzerine-birtakim-sancilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyükler küçüklere büyük adam olmasını nasihat ediyor. Dediğiniz gibi keşke adam olmak noktasında nasihatler verilse.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Dikkat! Derin Anlam İçerir

Yaklaşık iki senedir takip ettiğim bir facebook sayfası var: Pawel Kuczynski. Pawel Kuczynski bir çizer, bir sanatçı. Hicivsel çizimler yapıyor. Yaptığı çizimleri facebook sayfasında paylaşmaya devam ediyor. Sayfada birbirinden güzel, birbirinden anlamlı çizimler mevcut. Çizimlere hem hayran kalıyorum, hem de çizimler üzerinde derin derin düşünüyorum. Derin anlam içeren çizimler. Mükemmel tespitlere vesile olan bir gözlem yeteneği çizimlerde hissediliyor. Buyrun, çizimlere yakından bakın.

Yolgeçen Hanı Nerede?

Yolgeçen Hanı/Hasankeyf Günlük hayatta sürekli kullandığımız, anlamını tam anlamıyla bilmediğimiz/düşünmediğimiz bir tabir var: Yolgeçen hanı. Geleni gideni çok olan, sürekli misafiri olan yerler için kullandığımız bir tabir. Kimi zaman ‘ birader burası yol geçen hanı mı?’ şeklinde öfkemizi ifade ederken, kimi zaman ‘bizim mahallenin yolgeçen hanı burası, bu yoldan geçen buraya uğramadan gitmez’ şeklinde espirili bir dille kullandığımız tabir.  Anlamından dolayı kafelere, lokantalara özellikle de yol güzergahında bulunan tesislere verilen isimlerden biri.