İstatistikler depresyon ve mutsuzluk oranlarının arttığını söylüyor bize. Değişen dünyada, modernleştikçe mutsuzluğumuzun arttığı bir gerçek. Peki ne yapıyoruz yahut ne yapmıyoruz da mutsuzluk oranları artıyor?
- İhtiyaçlar sonsuzdur diye diye tüketimi sınırsız hale getiriyoruz. Tüketerek mutlu olmaya çalışıyor, tüketim çılgınlığı yaşıyoruz.
- Hüznü ve olağan can sıkıntılarını olumsuz bir durum olarak görüyor, sürekli zevk ve eğlenceli anların peşinde koşuyoruz. Ruhumuzun dinginliğe de ihtiyacı olduğunu es geçiyoruz.
- Sürekli hız peşindeyiz. Yavaşlamak aklımıza gelmiyor.
- Anı yaşa(carpe diem) sloganıyla sürekli eğlencel hayaliyle yaşıyor, içinde bulunduğumuz anı dolu dolu yaşamayı ihmal ediyoruz.
- Etrafımız kalabalıklaşıyor, arkadaşlarımızın sayısı artıyor, lakin içimizi ısıtan dost muahbbetlerinden her gün biraz daha uzaklaşıyoruz. İçimizde kocaman bir yalnızlık büyümeye devam ediyor.
- Dilediğini yap, özgür ol söylemleri ile her şeyi yapabilme selahiyetini kendimizde görüyor, çoğu zaman kalp kırmaya devam ediyor, gönül almayı aklımıza getirmiyoruz.
- Her birey biricik ve değerlidir düşüncesiyle kendimizi hayatın merkezine yerleştiriyor, dışımızda bir dünya olduğunu aklımıza getirmiyoruz.
Gerçekten Arif kardeşim. Yaşımın olgunluğuyla ve zaten yaşadıklarım nedeniyle, dingin yaşam felsefesini benimsememden kaynaklı olsa gerek, bu telaşlı yaşamı izlerken adeta yoruluyorum. Bir "mutlu ol, mutlu yaşa "sloganı aldı başını gidiyor. İnsanlar aslında mutluluğun birbiriyle paylaşmak ve sevgi saçmakla olduğunu bir anlayabilseler... Tüketim çılgınlığı gözleri döndürmüş. Çok kişinin ders alması gereken bir yazı olmuş. Düşüncelerinize ve elinize sağlık.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim Ece Abla. Hayatı sloganlara indirgedikçe sıkıntılar daha fazla oluyor. Halbuki mutluluğu getiren şeyler, sevmek, yardım etmek ve şükretmektir.
SilBunları biz yapmıyoruz ki, insanı çepeçevre saran bir bombardıman var; etkilenmemek mümkün mü? Mutsuzluğu yarat ki, mutluluğu arasın. Felek de fakiri sevindirmek için önce eşeğini kaybettirir, arkasından semerini buldururmuş. :)
YanıtlaSilToplumsal olarak olumsuz bir çevre içerisindeyiz. Bu durum bireysel olarak herkesi etkiliyor. Ama bu etkiyi en aza indirebilmek kişinin kendi elinde olacaktır.
SilKader boyutunda değiştiremeyeceğimiz şeyler mutlaka olmakla birlikte değiştirebileceğimiz şeyler de mevcut.
Bolluk bize yaramadı. Aletlerin işlerimizi kolaylaştırmasıyla boş işlere daldık. İnternet vasıtasıyla arkadaşların çoğalmasıyla kıymet bilmez olduk. Biri giderse diğeri gelir nasıl olsa mantığı var herhalde. Paranın artması hayurdan çok süfli işlere, günahlara dalmaya sebep oldu.
YanıtlaSilFakat bunlatın hiçbirisi bahanr değil. Bizim kalbimiz bozuk demek ki, bunlara dalıyorsak.
Burada nefsin isteklerine ram olmak mevzu bahis. Nefsini kontrol edebilen insan darlıkta yahut bollukta bir dengeyi yakalayabilir. Fakat nefsine ram olan biri bu dengeyi yakalayamaz. Çünkü nefsin istekler sonsuzdur..
SilÇağ hastalığı... güzel bir konuyu işlemişsiniz. İmkanlar çoğaldıkça, insan ruhunun derinlere saklandığı bir dönemdeyiz. Bir tebessümün kalpte açtırdığı çiçekli günlere dönmek ümidiyle.
YanıtlaSilTeşekkürler..
SilYazınız gerçekten benim insanlara anlatmak istediğim meseleyi özetliyor. kaleminize sağlık.
YanıtlaSilTeşekkürler..
SilBazende durduk yere oluyor ya benim su an oldugu gibi :) icim sıkılıyor sebepsiz yere.
YanıtlaSilBelki boşluktandır. Yapacak bir şey yokmuş gibi bir his içi sıkıntısına yol açabilir.
Silİyi bir yaraya parmak bastınız. İnsan doyumsuz. şükürsüz. Kanaat yok. Müsrif. Aslında mutluluğun sırrı muhatabımızı mutlu etmekten geçiyor. Sadece birey olarak nasıl mutlu olabiliriz ki!.. İyilik yapmak her nefeste iyiliği düşünmek ve eyleme geçmek bütün varlıklara bu iyiliğin ulaşabileceğini düşünmek kadar zevk ve huzur veren ne olabilir ki!..
YanıtlaSilHaklısınız.
SilKatkı için teşekkürler :)
Kendimi bildim bileli tv kitap dergi gibi yayınlarda geçen sloganlar gözümün önünde resmen canlandı.
YanıtlaSilSanki reklamları izlemiş gibi oldum.
Bu denli etkilemiş hayatı demek ki.
isteklerimiz sonu yok malesef ve artık küük şeyler de değiller, elde ettikten sonraki mtluluğumuz bile o kadar kısa ki keşke bu kadar çabuk tüketmeseydik
YanıtlaSilGünümüz koşullarında maalesef kaçamıyoruz bunlardan. İster istemez etkilenebiliyoruz çevresel koşullardan. Bunun sonucu olarak tüketim çılgınlığına yöneliyor ve yaşadığımız anın tadını çıkaramıyoruz.
YanıtlaSil