Ana içeriğe atla

Neden Huzursuz Oluyoruz?


İstatistikler depresyon ve mutsuzluk oranlarının arttığını söylüyor bize. Değişen dünyada, modernleştikçe mutsuzluğumuzun arttığı bir gerçek. Peki ne yapıyoruz yahut ne yapmıyoruz da mutsuzluk oranları artıyor?

  • İhtiyaçlar sonsuzdur diye diye tüketimi sınırsız hale getiriyoruz. Tüketerek mutlu olmaya çalışıyor, tüketim çılgınlığı yaşıyoruz.
  • Hüznü ve olağan can sıkıntılarını olumsuz bir durum olarak görüyor, sürekli zevk ve eğlenceli anların peşinde koşuyoruz. Ruhumuzun dinginliğe de ihtiyacı olduğunu es geçiyoruz.
  • Sürekli hız peşindeyiz. Yavaşlamak aklımıza gelmiyor.
  • Anı yaşa(carpe diem) sloganıyla sürekli eğlencel hayaliyle yaşıyor, içinde bulunduğumuz anı dolu dolu yaşamayı ihmal ediyoruz.
  • Etrafımız kalabalıklaşıyor, arkadaşlarımızın sayısı artıyor, lakin içimizi ısıtan dost muahbbetlerinden her gün biraz daha uzaklaşıyoruz. İçimizde kocaman bir yalnızlık büyümeye devam ediyor.
  • Dilediğini yap, özgür ol söylemleri ile her şeyi yapabilme selahiyetini kendimizde görüyor, çoğu zaman kalp kırmaya devam ediyor, gönül almayı aklımıza getirmiyoruz.
  • Her birey biricik ve değerlidir düşüncesiyle kendimizi hayatın merkezine yerleştiriyor, dışımızda bir dünya olduğunu aklımıza getirmiyoruz.

Yorumlar

  1. Gerçekten Arif kardeşim. Yaşımın olgunluğuyla ve zaten yaşadıklarım nedeniyle, dingin yaşam felsefesini benimsememden kaynaklı olsa gerek, bu telaşlı yaşamı izlerken adeta yoruluyorum. Bir "mutlu ol, mutlu yaşa "sloganı aldı başını gidiyor. İnsanlar aslında mutluluğun birbiriyle paylaşmak ve sevgi saçmakla olduğunu bir anlayabilseler... Tüketim çılgınlığı gözleri döndürmüş. Çok kişinin ders alması gereken bir yazı olmuş. Düşüncelerinize ve elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Ece Abla. Hayatı sloganlara indirgedikçe sıkıntılar daha fazla oluyor. Halbuki mutluluğu getiren şeyler, sevmek, yardım etmek ve şükretmektir.

      Sil
  2. Bunları biz yapmıyoruz ki, insanı çepeçevre saran bir bombardıman var; etkilenmemek mümkün mü? Mutsuzluğu yarat ki, mutluluğu arasın. Felek de fakiri sevindirmek için önce eşeğini kaybettirir, arkasından semerini buldururmuş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumsal olarak olumsuz bir çevre içerisindeyiz. Bu durum bireysel olarak herkesi etkiliyor. Ama bu etkiyi en aza indirebilmek kişinin kendi elinde olacaktır.
      Kader boyutunda değiştiremeyeceğimiz şeyler mutlaka olmakla birlikte değiştirebileceğimiz şeyler de mevcut.

      Sil
  3. Bolluk bize yaramadı. Aletlerin işlerimizi kolaylaştırmasıyla boş işlere daldık. İnternet vasıtasıyla arkadaşların çoğalmasıyla kıymet bilmez olduk. Biri giderse diğeri gelir nasıl olsa mantığı var herhalde. Paranın artması hayurdan çok süfli işlere, günahlara dalmaya sebep oldu.
    Fakat bunlatın hiçbirisi bahanr değil. Bizim kalbimiz bozuk demek ki, bunlara dalıyorsak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada nefsin isteklerine ram olmak mevzu bahis. Nefsini kontrol edebilen insan darlıkta yahut bollukta bir dengeyi yakalayabilir. Fakat nefsine ram olan biri bu dengeyi yakalayamaz. Çünkü nefsin istekler sonsuzdur..

      Sil
  4. Çağ hastalığı... güzel bir konuyu işlemişsiniz. İmkanlar çoğaldıkça, insan ruhunun derinlere saklandığı bir dönemdeyiz. Bir tebessümün kalpte açtırdığı çiçekli günlere dönmek ümidiyle.

    YanıtlaSil
  5. Yazınız gerçekten benim insanlara anlatmak istediğim meseleyi özetliyor. kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Bazende durduk yere oluyor ya benim su an oldugu gibi :) icim sıkılıyor sebepsiz yere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki boşluktandır. Yapacak bir şey yokmuş gibi bir his içi sıkıntısına yol açabilir.

      Sil
  7. İyi bir yaraya parmak bastınız. İnsan doyumsuz. şükürsüz. Kanaat yok. Müsrif. Aslında mutluluğun sırrı muhatabımızı mutlu etmekten geçiyor. Sadece birey olarak nasıl mutlu olabiliriz ki!.. İyilik yapmak her nefeste iyiliği düşünmek ve eyleme geçmek bütün varlıklara bu iyiliğin ulaşabileceğini düşünmek kadar zevk ve huzur veren ne olabilir ki!..

    YanıtlaSil
  8. Kendimi bildim bileli tv kitap dergi gibi yayınlarda geçen sloganlar gözümün önünde resmen canlandı.
    Sanki reklamları izlemiş gibi oldum.
    Bu denli etkilemiş hayatı demek ki.

    YanıtlaSil
  9. isteklerimiz sonu yok malesef ve artık küük şeyler de değiller, elde ettikten sonraki mtluluğumuz bile o kadar kısa ki keşke bu kadar çabuk tüketmeseydik

    YanıtlaSil
  10. Günümüz koşullarında maalesef kaçamıyoruz bunlardan. İster istemez etkilenebiliyoruz çevresel koşullardan. Bunun sonucu olarak tüketim çılgınlığına yöneliyor ve yaşadığımız anın tadını çıkaramıyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlmi sima Nedir? Fizyonomi Nedir?

Geçtiğimiz günlerde ilmi sima hakkında okumalar yaptığımı ifade etmiştim. İlmi sima nedir? Bu sorunun cevabını ve tarihsel sürecini mümkün olduğunca kısa bir şekilde izah etmeye çalıştım.  İlmi sima kısa tanımıyla vücut yapısından hareketle karakter analizi yapılmasını ifade eder. Vücut yapısı ve karakter arasında doğal bir irtibat olduğu inancı ile ortaya çıkan ilmi sima batıda ve bilimsel terminolojide fizyonomi, doğu terminolojisinde ise ilmi feraset, ilmi kıyafet gibi isimlerle bilinir. Bilimsel temelden yoksun olduğu eleştirileri yapılsa da özellikle istihbarat ve güvenlik, satı ve pazarlama alanlarında ilmi sima verilerinden faydalanılmaktadır. Filozoflar bu alana ilişkin açıklamalar yaparken, İslam âleminde bazı ulema ilmi sima bilgilerini kullanmışlardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli kapsamlı eserinde ilmi sima konusuna da temas etmiştir: ‘Allah insanı en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yani sıra, insanlari şekil ve ka...

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Fareler Olmasaydı!

Bilim insanları bazı araştırmalarda insan denekler kullanamazlar. Çeşitli etik ilkeler gereği insanlar araştırmada kullanılmaz. Araştırmanın ne sonuca ulaşacağı belli değildir; deneye katılan kişi psikolojik, sosyal ve fiziki açıdan zarar görebilir. Araştırmalarda dikkat edilmesi gereken etik ilkeler gereği bazı araştırmalarda insanlar yerine hayvanlar kullanılır. Elde edilen sonuçların insanlarda da geçerli olacağı iddia edilir. Araştırmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler önemli bir yer tutar. Farelerin kullanıldığı çok sayıda araştırma yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada farelerin kullanıldığı bazı psikoloji araştırmaları hakkında bilgi verilecektir. 1. Watson'un Albert Deneyi Etik ilkeler açısından tartışmaları hala devam eden çalışmada fareler araştırmada arka plandadır. Araştırmanın asıl deneği 1-2 yaşlarındaki küçük Albert'tir. Watson'un amacı Albert'in fareden korkup korkmayacağıdır. Fare Albert'in yanına bırakılır ve aynı z...