Ana içeriğe atla

Dil Meselesine Dair-İtibas#39


Dil meselesi çok konuşuluyor, tartışılıyor. Tartışılmaya devam ediyor. Bu mesele hakkında çok büyük tartışma ve çalışmalar olmuş. Öyle ki, bu işlere nezaret eden Türk Dil Kurumu adında bir kurum mevcut. Yavuz Bülent Bakiler'in, Sözün Doğrusu kitabını okurken dil meselesi yeniden zihnimde canlandı. Kitaptan sevdiğim bir paragrafı sizinle paylaşıyorum. Dil meselesi üzerine yoğun gayretler gösteren Yavuz Bülent, Konfüçyüs'ten bir anektod paylaşıyor bizlerle.

Çin'in meşhur filozofu Konfüçyüs'e sormuşlar.:
'Ülkenizi yönetme imkanı size verilseydi, işe önce nereden başlardınız?'
Konfüçyüs tereddütsüz cevap vermiş:
'İşe önce dilimizi ele alarak başlardım. Çünkü dil bozul olursa düşündüklerimizi iyi anlatamayız. Düşündüklerimiz iyi anlatamazsak yapılmasını istediğimiz işler doğru dürüst yapılamaz, işler doğru dürüst yapılamazsa, adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet terazisi çalışmaz olur. Adalet terazisi çarpılırsa halk ümitsizliğe, korkuya kapılır. Ne yapacağını bilmez. Böyle bir halkı idare etmek çok zorlaşır.'

Takipte Kalın! 

Yorumlar

  1. Alıntı ne kadar güzel ve doğru.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar.
    Dil meselesi ile ilgili hazırlamış olduğunuz paylaşımınızı okudum ve çok beğendim. Çok önemli ve devamlı güncel tutulması ve hiç bir zaman gözardı edilmemesi gereken böyle önemli bir konuda bizleri bilgilendirmeye çalıştığınız için size müteşekkirim.

    Dilin toplum hayatındaki yeri ve önemlerinden biri de; milletin birlik ve bütünlüğünü sağlayan en güçlü bağdır. Demek ki bizim birlik ve bütünlüğümüzü sağlayan en güçlü bağlardan biri de dilmiş.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep Bey yorum için teşekkürler.
      Dil meselesi benim için önemli meselelerden. İfade ettiğiniz gibi, birlik ve beraberliğimiz için kuvvetli bağlardan.

      Sil
  3. dil ile ilgili sıkıntı var bizdeee. kelimeler ile ilgili. özellikle yabancı sözcüklerin çevirisi ile ilgili bir konsensus yok. tdk bir anlam buluyo akademisyenler başkaaa :)

    YanıtlaSil
  4. Yine nokta atışı yapmışsınız, tebrik ediyorum sizi :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlmi sima Nedir? Fizyonomi Nedir?

Geçtiğimiz günlerde ilmi sima hakkında okumalar yaptığımı ifade etmiştim. İlmi sima nedir? Bu sorunun cevabını ve tarihsel sürecini mümkün olduğunca kısa bir şekilde izah etmeye çalıştım.  İlmi sima kısa tanımıyla vücut yapısından hareketle karakter analizi yapılmasını ifade eder. Vücut yapısı ve karakter arasında doğal bir irtibat olduğu inancı ile ortaya çıkan ilmi sima batıda ve bilimsel terminolojide fizyonomi, doğu terminolojisinde ise ilmi feraset, ilmi kıyafet gibi isimlerle bilinir. Bilimsel temelden yoksun olduğu eleştirileri yapılsa da özellikle istihbarat ve güvenlik, satı ve pazarlama alanlarında ilmi sima verilerinden faydalanılmaktadır. Filozoflar bu alana ilişkin açıklamalar yaparken, İslam âleminde bazı ulema ilmi sima bilgilerini kullanmışlardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli kapsamlı eserinde ilmi sima konusuna da temas etmiştir: ‘Allah insanı en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yani sıra, insanlari şekil ve ka...

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Fareler Olmasaydı!

Bilim insanları bazı araştırmalarda insan denekler kullanamazlar. Çeşitli etik ilkeler gereği insanlar araştırmada kullanılmaz. Araştırmanın ne sonuca ulaşacağı belli değildir; deneye katılan kişi psikolojik, sosyal ve fiziki açıdan zarar görebilir. Araştırmalarda dikkat edilmesi gereken etik ilkeler gereği bazı araştırmalarda insanlar yerine hayvanlar kullanılır. Elde edilen sonuçların insanlarda da geçerli olacağı iddia edilir. Araştırmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler önemli bir yer tutar. Farelerin kullanıldığı çok sayıda araştırma yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada farelerin kullanıldığı bazı psikoloji araştırmaları hakkında bilgi verilecektir. 1. Watson'un Albert Deneyi Etik ilkeler açısından tartışmaları hala devam eden çalışmada fareler araştırmada arka plandadır. Araştırmanın asıl deneği 1-2 yaşlarındaki küçük Albert'tir. Watson'un amacı Albert'in fareden korkup korkmayacağıdır. Fare Albert'in yanına bırakılır ve aynı z...