Gün doğmadan neler doğar, diye düşünmüştüm seneler evvel. Bu sorunun peşine düşmüş, düşüncelerimi yazmıştım. Bu yazı blogumdaki ilk yazılarımdan birini oluşturdu: Gün Doğmadan Neler Doğar?  Bugünlerde öğrenmiş oldum ki, gün doğmadan doğan onca şeyden bir bölümünü de hormonlarımız oluşturuyor. Bizi güne hazırlayan hormonlarımız. Aslında bildiğim bir şeydi hormonlarımızın durumu. Prpf. Dr. Yavuz Selvi'nin Sosyal Jetlag kitabını okurken tekrar hatırladım.

Girizgahtan anlaşılacağı üzere bu yazıda sizinle Sosyal Jetlag kitabı hakkında konuşacağız.Sosyal Jetlag kitabında Yavuz Selvi hayatın ritmi konusunu ele alıyor. Malumunuz olduğu üzere jetlag, uzun uçuşlar sonrası biyolojik saat ile gidilen yerin saati arasındaki fark sonrası oluşan durumu ifade ediyor. Mesela, gittiğiniz yerde vakit öğle iken, biyolojik saatinize göre gece vakti olabiliyor. Yavuz Selvi kitabında temel olarak biyolojik saatimiz ile sosyal hayatımızın uyumsuzluğu sonucu ortaya çıkan sosyal jetlag durumunu ele alıyor.
'Saatini Şaşıran Beyin' alt başlığı ile okuyucuya ulaşan Sosyal Jetlag kitabı dört bölümden oluşuyor. Birinci bölümde galaksinin ritmi anlatılıyor. Güneş'in, Ay'ın, Dünya'nın ve bütün galaksinin bir ritim doğrultusunda hareket ettiği vurgulanıyor.
İkinci bölümde insanın ritmi anlatılıyor. Yavuz Selvi, biyolojik saatin de izah edildiği bu bölümde insan biyolojisinin galaksinin ritmi ile uyumlu çalıştığını vurguluyor. Yani, güneş doğmaya hazırlanırken, vücudumuzda uyanmaya hazırlanıyor; güneş battıktan sonra biyolojik saatimiz uygku hormonlarını devreye sokuyor.
Üçüncü bölümde ise Sosyal Ritim başlığıyla sosyal hayatımızdaki ritim anlatılıyor. Sabahçı veya akşamcı olduğunuzu belirleyebileceğiniz anketlerin de yer aldığı bölümde elektriğin icadından sonra sosyal ritimde meydana gelen değişimlere dikkat çekiliyor. Yazar bu değişimlerin biyolojik ritim ile uyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkan durumu sosyal jetlag olarak tanımlıyor. Biyolojik ritim ile sosyal ritim arasındaki uyumsuzluğun boyutu arttıkça insanın dengesi bozuluyor. Doğal olarak bozulan denge sağlığı da etkiliyor.

Bozulan dengenin sağlığa olan etkilerini görmek üzere dördüncü bölüm olan Sağlıkta Ritim konusuna geçiyoruz. Bu uyumsuzluk, yani sosyal jetlag sonucunda dikkatsizlik, yorgunluk gibi günlük problemlere; duygu durum bozukluklarına ve biyolojik faktörlü rahatsızlıklara uzanan bir yelpazede çeşitli hastalıklara yakalanma riski artıyor. Yazar, yapılan araştırmalardan verdiği misaller ile iddiasını kuvvetlendiriyor. 

Hülasa-i kelam, psikolojik ve biyolojik olarak daha sağlıklı bir hayat için ritmimizi iyi ayarlamamız lazım. Atalarımızın deyişiyle söyleyecek olursak 'Güneş girmeyen eve doktor girer.'


Takipte Kalın! 

7 yorum:

  1. Kitap epey ilgimi çekti.
    Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Basit gibi görünen önemli bir konu. Özellikle şimdiki çocukların gece 12'lere 1'lere kadar yatmadıkları geliyor aklıma. Sabahları da bir türlü uyanamamaları.

    YanıtlaSil
  3. İlginç bir kitaba benziyor.

    YanıtlaSil
  4. Kitabın ismi çok iyi hocam. Bunun dışında pek saatlere uymuyoruz. Akşam yatmayı sabah kalkmayı bilmiyoruz. Ne denge kalıyor ne sağlık.

    YanıtlaSil
  5. ne ilginç ismi de içeriği de iyimiş saol yaa not aldım :) ritm tabiii evet yaa :)

    YanıtlaSil
  6. bu doğal ritme uymadığımızda sağlığımız bozuluyormuş, bu ara bu konu üzerinde ne çok duruyorlar..

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.