Ana içeriğe atla

KitapYorum: Benliğini Arayan Çocuk(34)

Bazı kitaplar okuru kendine öyle çeker ki, bir solukta okunuverir. Bir çırpıda okuyup bitirdiğim, oyun terapisi hakkında ilk okumam olan Benliğini Arayan Çocuk böyle bir kitap. Edebi anlamda bir klasik değil elbette, ama Dibs özelinde bütün ebeveynlere verdiği mesajlar ve akıcı üslubu ile bir çırpıda okunuyor. Yazıldığı günden bu yana  güncelliğini koruyan kitap bir oyun terapistinin kaleminden çıkma. Terapist, zeka geriliği olduğu düşünülen Dibs ile terapi sürecini ve Dibs'te meydan gelen değişimleri güzel bir hikaye ile okura sunuyor.

İstenmeyen çocuklar sağlıklı bir psikososyal gelişim için risk grubunda gösterilir. Genelde psikolojik ihtiyaçları, bazen de fizyolojik ihtiyaçları karşılanmayan bu çocukların gelişiminde çeşitli problemler ortaya çıkar. İstenmeyen çocuklar görmezden gelinme, sözel-fiziksel şiddete maruz kalma, suçlanma gibi durumlara maruz kalır. Hikayemizin kahramanı Dİbs, istenmeyen, planlanmayan bir çocuk olarak dünyaya gözlerini açar. Mükemmelliyetçi aile için idealleri önünde bir engel ve utanç kaynağıdır. Bu sebeple aile kendini sosyal izolasyona alır. Dibs'in oyuncaklarla dolu odası, her şeyi elde etmeye imkanı vardır, fakat ebeveynleri ile iletişimi yok denecek kadar azdır.

Bu iletişimsizlik Dibs'in içekapanık bir çocuk olmasına sebep olur. Buna karşılık aile, çocuklarında zeka geriliği olduğunu, saldırgan davranışlarının ve herkese karşı ilgisiz tavrının ancak bu şekilde açıklanacağını düşünür.

Anaokuluna başlayan Dibs, burada geçirdiği iki sene boyunca neredeyse hiç ilerleme göstermez. Öğetmenleri, sınıfındaki diğer çocuklar sanki umrunda bile değildir. Dibs'in kendi ifadesi ile Bayan A. ile tanışması bu dönemde, öğretmenlerinin talebi üzerine gerçekleşir.

Aile Dibs'te herhangi bir değişim ümidinde değildir yahut mahrem bilgilerinin terapi sürecinde açığa çıkacağı endişesi ile çocuklarının terapiye başlaması hususunda isteksizlik gösterir. Fakat, Dibs'in her gün artan iletişimsizlik, saldırganlık gibi problemleri isteksiz de olsa terapiyi kabullenmelerini sağlar.

Terapide ve psikolojik danışmada en önemli esaslardan biri koşulsuz kabul ilkesidir. Bu, kısaca danışanın söylediği\yaptığı\düşündüğü şeylerin yargılanmaması, danışanların farklılıklarına saygı duyulmasıdır. Oyun terapisi Dibs'in belki de koşulsuz kabul ve duygusal bağ ile tutarlı anlamda ilk karşılaşacağı yer olur. Dibs, koşulsuz kabul edildiği bir oyun odasında, simgesel oyunları yardımıyla benliğini aramaya başlar.
Hikayenin bundan sonrası, Dibs'in terapi seanslarında yaşadıkları, devamında duygularını kontrol etmeye başlaması şeklinde devam eder. Aslında Dibs'te zeka geriliği olmadığı, aksine üstün zekalı olduğu ortaya çıkar.

Kitap Künyesi
Benliğini Arayan Çocuk
Virginia M. Axline
Misli Baydoğan(Çevirmen)
268 sayfa

Yorumlar

  1. Her anne ve babanın,ebeveynlerin okuması gereken bir kitap..Tanıtım için emeğinize sağlık..😊

    YanıtlaSil
  2. saol yaaa ne güzel bir içerik. dibs, oyun terapisi, teşekkürler not aldım :)

    YanıtlaSil
  3. Bence bu kitap ebeveynlerin okuması için bir zorunluluktur, böylece her çocuğun kendi ebeveynleriyle veya diğer kardeşleriyle farklı bir kişiliğe sahip olması gerekir.

    YanıtlaSil
  4. Gerçek bir hikayeden mi kurgulanmış bir eser yoksa tamamen yazarın kurgusu mu? Çok ilginç görünüyor, elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek bir hikayeden oluşuyor. Terapist olan yazar, terapideki bir çocuğun durumunu hikayeleştirmiş.

      Sil
  5. Eğitimin ailede başlayıp okulda devam ettiği düşünülünce aile yeterli bilgiye, özveri ve sevgiye sahip değilse çocuğu kaybetmek tehlikesiyle baş başa kalıyoruz. Bu konuda ebeveynlerin yetiştirilmesi, eğitilmesi oldukça önemli. Bahsettiğiniz kitap da bu konuda önemli bir adım. Listeme aldım, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  6. Ebeveynlerin okuması gereken bir kitap sanırım. İlerisi için benim de aklımda olsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebeveynler ve eğitimciler için faydalı olacaktır.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlmi sima Nedir? Fizyonomi Nedir?

Geçtiğimiz günlerde ilmi sima hakkında okumalar yaptığımı ifade etmiştim. İlmi sima nedir? Bu sorunun cevabını ve tarihsel sürecini mümkün olduğunca kısa bir şekilde izah etmeye çalıştım.  İlmi sima kısa tanımıyla vücut yapısından hareketle karakter analizi yapılmasını ifade eder. Vücut yapısı ve karakter arasında doğal bir irtibat olduğu inancı ile ortaya çıkan ilmi sima batıda ve bilimsel terminolojide fizyonomi, doğu terminolojisinde ise ilmi feraset, ilmi kıyafet gibi isimlerle bilinir. Bilimsel temelden yoksun olduğu eleştirileri yapılsa da özellikle istihbarat ve güvenlik, satı ve pazarlama alanlarında ilmi sima verilerinden faydalanılmaktadır. Filozoflar bu alana ilişkin açıklamalar yaparken, İslam âleminde bazı ulema ilmi sima bilgilerini kullanmışlardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname isimli kapsamlı eserinde ilmi sima konusuna da temas etmiştir: ‘Allah insanı en güzel şekilde süsleyip nurlandırmıştır. Bunun yani sıra, insanlari şekil ve ka...

Anadolu'nun Üç Şems'i

Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime.   Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir.   Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...

Fareler Olmasaydı!

Bilim insanları bazı araştırmalarda insan denekler kullanamazlar. Çeşitli etik ilkeler gereği insanlar araştırmada kullanılmaz. Araştırmanın ne sonuca ulaşacağı belli değildir; deneye katılan kişi psikolojik, sosyal ve fiziki açıdan zarar görebilir. Araştırmalarda dikkat edilmesi gereken etik ilkeler gereği bazı araştırmalarda insanlar yerine hayvanlar kullanılır. Elde edilen sonuçların insanlarda da geçerli olacağı iddia edilir. Araştırmalarda kullanılan hayvanlar arasında fareler önemli bir yer tutar. Farelerin kullanıldığı çok sayıda araştırma yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada farelerin kullanıldığı bazı psikoloji araştırmaları hakkında bilgi verilecektir. 1. Watson'un Albert Deneyi Etik ilkeler açısından tartışmaları hala devam eden çalışmada fareler araştırmada arka plandadır. Araştırmanın asıl deneği 1-2 yaşlarındaki küçük Albert'tir. Watson'un amacı Albert'in fareden korkup korkmayacağıdır. Fare Albert'in yanına bırakılır ve aynı z...