Devrin halifesi, İmam-ı Azam Hazretlerini Kufe'ye kadı tayin etmek ister. ve bu niyetini O'na açıklar. İmam-ı Azam Hazretleri yönetimin yanlışlarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmez. Halife'ye: 'Ben kadılık yapamam!' diye cevap verir.
Halife: 'Yalan söylüyorsun. Sen kadılık yaparsın.' deyince İmam-ı Azam Hazretleri: 'Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam. Çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer 'yapamam' dediğim zaman doğru söylüyorsam, bu defa sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki durumda da kadılık yapamam.' diyerek herkesi şaşırtır ve ikna eder. İkna Sanatı, Adem Serdaroğlu, say-135.
Şems güneş manasını ifade eden bir kelime. Arapça kökenli bir kelime. Uzun zamandan beri kültür coğrafyamızda kullanılan isimlerimiz arasında yerini almış: Şems, Şemsi, Şemseddin vesaire. Şems ismi ile müsemma olan üç Şems var ki, bunlar tarih ve kültürümüzde yeni ufuklar açan şahsiyetler. Bu üç şahsiyetten Şems-i Tebrizi’yi Mevlana Celaleddin Rumi ile, Akşemseddin’i Sultan Fatih ile irtibatından biliriz. Fakat bir Şems daha vardır ki, O’nu bilenlerimizin sayısı azdır. Bu kişi Şemsi Sivasi Hazretleridir. Şu anda Sivas’ta medfun olup 4. Mehmed devrinde yaşadığı bilinmektedir. Bu yazıda Anadolu’nun üç Şems’i hakkında kısa bilgi verilecektir. Şemsi Tebrizi Hazretleri Çoğumuzun Hz. Mevlana Celaleddin Rumi ile dostluğundan bildiği bir şahsiyet Şemsi Tebrizi hazretleri. Asıl ismi Mevlana Muhammed olan Şemsi Tebrizi hazretleri bugün İran hudutları içinde olan Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren din ilimlerinde gösterdiği kabiliyetle dikkat çekmiş,...
Çok etkileyici ve çağlar aşan bir yaklaşım. Keşke örnek alınabilse.
YanıtlaSilÇok akıllıca bir yanıt vermiş...
YanıtlaSilGüzel cevap vermiş.
YanıtlaSilHazırcevap insanlara hayranım! İmâm-ı A'zâm Hz'leri karşısındakileri fena dumura uğratmış. :)
YanıtlaSilCok akillica keske hep böyle hazircevap olabilsek 😊
YanıtlaSilBöyle akıllıca işler çok hoşuma gidiyor. Buna benzer bir hikaye var.
YanıtlaSilPadişahın biri: - ' Bana yalan söyleyebilene bir küpdolusu altınvereceğim! ' demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana ;
1.Yalancı: - ' Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
' Padişah: - ' Bunun neresi yalan?..' - ' Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii...!'
2.Yalancı: - ' Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
Padişah: -' Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacı nı düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral o' dur tabii!..'
3.Yalancı: - ' Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!'
Padişah:- ' Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
' Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün :
BİR KAYSERİ' Lİ gelmiş;
- ' Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim.
Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..'
İki hikayede çok güzel.
SilBu hikaye de çok güzelmiş. Teşekkürler :)
Silİkna Sanatı..İçeriğe bakılırsa güzel kitapmış..Herkese lazım olan bişi..✔😊
YanıtlaSilOkuduğum kadarıyla güzel bir kitap :)
SilÇok güzel, hazırcevaplık ve ikna etme sanatının çok güzel örneği.
YanıtlaSilGerçekten bir sanat :)
Silİki cevap da reddedilemez. Ne güzel örnek. Eskilerde var asıl temel örnekler. Teşekkürler Arif :)
YanıtlaSilİlim ve irfan sahibi olmak böyle bir şey demek ki, Ece Abla :)
Sil